ABD-Çin görüşmelerinde öncelikli başlıklardan biri Uygur doktor Gülşen Abbas'ın 'Serbest bırakılması' olmalı
Uygur hareketi , Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ile Demokrat Senatör Dick Durbin öncülüğünde hazırlanan girişimin, Gülşen Abbas’ın durumuna ilişkin ABD Kongresi’nde iki partili desteğin güçlendiğini gösterdiğini belirtti.

ABD Senatosu’ndan iki partili çağrı ABD-Çin görüşmelerinde öncelikli başlıklardan biri Uygur doktor Gülşen Abbas “Serbest bırakılması olmalı
Karar, Gülşen Abbas’ın yanı sıra Çin’de tutulan din insanları ve Hong Konglu yayıncı Jimmy Lai’nin durumlarına da dikkat çekiyor.
Uygur Hareketi'nin Başkanı Rushan Abbas’ın kız kardeşi, emekli doktor Gülşen Abbas’ın Çin’deki tutukluluğu yeniden ABD Kongresi’nin gündemine taşındı. Demokrat ve Cumhuriyetçi senatörlerin ortak girişimiyle hazırlanan karar tasarısı, Çin’de tutulan Gülşen Abbas ve diğer bazı kişilerin serbest bırakılmasının ABD-Çin görüşmelerinde öncelikli başlıklardan biri haline getirilmesini istiyor.
“Gülşen Abbas’ın serbest bırakılması ABD diplomasisinin gündeminde olmalı”
Uygur Hareketinin açıklamasına göre Senatörler Dick Durbin ve Ted Cruz tarafından sunulan karar, ABD Başkanı Donald Trump’a, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yapılacak görüşmelerde Çin tarafından tutulan ve “haksız yere alıkonulduğu” belirtilen kişilerin serbest bırakılması için girişimde bulunması çağrısı yapıyor.
Kararda Gülşen Abbas’ın yanı sıra Pastor Jin Mingri, Pastor Gao Quanfu ve eşi Pang Yu ile Jimmy Lai’nin isimleri yer alıyor. Senatörlerin girişimine farklı siyasi kanatlardan çok sayıda isim destek verdi.
CFU, Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörlerin aynı metin etrafında bir araya gelmesinin, insan hakları ve tutukluların serbest bırakılması konularının ABD siyasetindeki iki partili boyutunu ortaya koyduğunu savundu.
Rushan Abbas: “Kız kardeşim 2018’den beri cezaevinde”
Uygur Hareketinin açıklamasında, Gülşen Abbas’ın kız kardeşi Ruşen Abbas’ın değerlendirmelerine de yer verildi.
Ruşen Abbas, kız kardeşinin 2018 yılında Çin’de tutuklanmasının kendi Uygur hakları savunuculuğuyla bağlantılı olduğunu söyledi. CFU’nun aktardığına göre Gülşen Abbas, Ruşen Abbas’ın Uygurların durumuna ilişkin ABD’de yaptığı kamuya açık açıklamalardan kısa süre sonra, Eylül 2018’de ortadan kayboldu.
Ruşen Abbas, Senato’daki iki partili girişimin ardından yaptığı açıklamada, ABD Kongresi’ne teşekkür ederek, ABD Başkanı’nın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşmelerini Gülşen Abbas’ın serbest bırakılması için bir fırsat olarak değerlendirmesi gerektiğini söyledi.
CFU açıklamasında Ruşen Abbas’ın şu çağrısı öne çıkarıldı:
“Serbest bırakılmaları acil bir şekilde sağlanmalı. ABD, Xi Jinping’in bu kişilerin serbest bırakılmasının müzakere edilemez bir öncelik olduğunu kamuoyu önünde ve özel görüşmelerde duymasını sağlamalı.”
Gülşen Abbas kimdir?
Açıklamaya göre Gülşen Abbas, emekli bir tıp doktoru ve büyükannedir. CFU, Abbas’ın siyasi bir faaliyet yürütmediğini ve Urumçi’de sıradan bir yaşam sürdüğünü belirtiyor.
Uygur hareketi açıklamasına göre Abbas, 11 Eylül 2018’deortadan kayboldu. ABD Senatosu’nda daha sonra kabul edilen karar metninde de Abbas’ın, ABD vatandaşı olan kız kardeşinin Uygurların Çin’deki durumuna ilişkin kamuoyu önünde eleştiriler yöneltmesinden kısa süre sonra ortadan kaybolduğu belirtiliyor.
Senato metninde Abbas’ın daha sonra gizli yürütülen bir yargılama sonucunda 20 yıl hapis cezasınaçarptırıldığı kaydediliyor. Metinde ayrıca bağımsız gözlemciler ve insan hakları kuruluşlarının söz konusu yargılama ve suçlamalara ilişkin ciddi kaygılar dile getirdiği aktarılıyor.
Sağlık durumu da gündemde
Gülşen Abbas’ın uzun süreli tutukluluğunun yanı sıra sağlık durumuna ilişkin endişeler de ABD Kongresi’nin kararında yer aldı.
Senato kararında Abbas’ın yüksek tansiyon ve osteoporoz dahil çeşitli ciddi sağlık sorunlarıyaşadığı belirtilirken, uzun süreli tutukluluğunun sağlık durumu, refahı ve adil yargılanma hakkı bakımından ciddi kaygılar doğurduğu ifade edildi.
Karar, yalnızca serbest bırakılma çağrısı yapmakla kalmıyor; tutukluların durumlarının doğrulanabilmesi, bağımsız hukuki danışmanlığa erişimleri, aileleriyle iletişim kurabilmeleri ve tıbbi bakım alabilmeleri için de ABD yönetimine çağrıda bulunuyor.
Senato kararının kapsamı genişledi
Nisan ayında sunulan girişimin ardından süreç Mayıs ayında daha ileri bir aşamaya taşındı.
ABD Senatosu, 13 Mayıs 2026’da kararın genişletilmiş halini oybirliğiyle kabul etti. Senato tarafından kabul edilen metinde Gülşen Abbas’ın yanı sıra Pastor Jin Mingri, Pastor Gao Quanfu ve eşi Pang Yu, Jimmy Lai ve Uygur girişimci Ekpar Asatda yer aldı.
Karar, ABD Başkanı’nın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştireceği temaslarda söz konusu kişilerin serbest bırakılmasını öncelikli gündem maddelerinden biri haline getirmesini istiyor.
Ayrıca Başkan Trump’tan tutukluların hayatta olduğuna ilişkin doğrulanabilir bilgi, bağımsız avukata erişim, aileleriyle iletişim ve gerekli sağlık hizmetlerinin sağlanması konusunda girişimde bulunması talep ediliyor.
ABD Temsilciler Meclisi de benzer çağrı yaptı
Gülşen Abbas’ın dosyası yalnızca Senato ile sınırlı kalmadı.
ABD Temsilciler Meclisi de 13 Mayıs 2026’da, Çin tarafından tutulan siyasi ve dini mahpusların serbest bırakılması için Başkan Trump’a çağrı yapan iki partili bir kararı kabul etti. Temsilciler Meclisi’nin kararında da Gülşen Abbas’ın adı yer aldı.
Böylece Abbas’ın durumu, 2026 yılı içinde ABD Kongresi’nin her iki kanadında da iki partili destekle gündeme getirilen Çin’deki tutukluluk dosyalarından biri haline geldi.
Daha önce de Kongre’nin gündemindeydi
Gülşen Abbas’ın dosyası ABD Kongresi açısından yeni değil.
Senato’nun Mayıs 2026’da kabul ettiği metinde, 25 Temmuz 2024’te Senato Tahsisatlar Komitesi’nin Gülşen Abbas’ın “haksız yere tutuklanmasında” rol aldığına ilişkin güvenilir bilgi bulunan Çinli yetkililere yönelik ABD vize kısıtlamaları öngören bir değişikliği oybirliğiyle kabul ettiği de hatırlatılıyor.
Bu gelişmeler, Abbas’ın dosyasının ABD-Çin ilişkileri bağlamında bireysel bir tutukluluk vakası olmanın ötesinde, Washington’un Çin’deki insan hakları uygulamalarına yönelik diplomatik gündeminin bir parçası haline geldiğini gösteriyor.
CFU: “Harekete geçmek için zaman şimdi”
Uygur Hareketi, yayımladığı açıklamada ABD yönetimine çağrısını doğrudan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yapılacak görüşmeler üzerinden şekillendiriyor.
Örgüt, Gülşen Abbas’ın yanı sıra Çin’de tutulan diğer kişilerin de serbest bırakılması için ABD yönetiminin diplomatik girişimlerini artırmasını talep ediyor.
Uygur hareketine göre Gülşen Abbas’ın tutukluluğu, ailesi açısından 2018’den bu yana devam eden bir mücadele anlamına geliyor. Örgüt, Abbas’ın durumunun Uygurların Çin’de karşı karşıya kaldığını savunduğu baskı ve keyfi tutuklamaların sembol dosyalarından biri olduğunu belirtiyor.
ABD Senatosu’nun kabul ettiği karar ise Başkan’a yönelik bir “sense of the Senate”, yani Senato’nun tutumunu ortaya koyan karar niteliğinde. Karar, yürütme organına doğrudan yeni bir ceza veya yaptırım getirmekten ziyade, ABD diplomasisinde belirli tutukluların serbest bırakılması konusunun önceliklendirilmesini talep ediyor.
Gülşen Abbas dosyasında öne çıkan tarihler
* 11 Eylül 2018: Gülşen Abbas’ın Çin’de ortadan kaybolduğu tarih olarak ABD Senatosu kararında yer aldı.
* 25 Temmuz 2024: ABD Senatosu Tahsisatlar Komitesi, Abbas’ın tutukluluğuyla bağlantılı olduğu değerlendirilen Çinli yetkililere yönelik vize kısıtlamalarını içeren bir değişikliği oybirliğiyle kabul etti.
* 16 Nisan 2026: Senatör Dick Durbin ve Ted Cruz öncülüğündeki iki partili karar Senato’ya sunuldu.
* 13 Mayıs 2026: ABD Senatosu genişletilmiş kararı oybirliğiyle kabul etti.
* 13 Mayıs 2026: ABD Temsilciler Meclisi de benzer bir iki partili kararı kabul etti.
Gülşen Abbas’ın durumu böylece ABD Kongresi’nin her iki kanadında da gündeme taşınırken, Uygur Hareketi, Washington yönetiminden konuyu Çin ile üst düzey diplomatik temasların merkezindeki insan hakları başlıklarından biri haline getirmesini istiyor.
