Gündem

Arıkan: Emekliye sabır, faizciye değil

Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan, emekliye sabır diyenlerin faizciye ses çıkarmadığını, AK Parti'yi 24 yıllık krizlerin sorumlusu ilan etti. Fon krizi, enflasyon, istihdam ve İsrail'in COP31'e katılımı tepki çekti.
ANKA
ANKA
4 dk Sesli Dinle 0
Arıkan: Emekliye sabır, faizciye değil

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, ekim ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Arıkan, emekliye gelince takvim gösterip sabır isteyenlerin, faizci ve fonculara aynı sabrı göstermediğini belirtti.

AK Parti'nin 24 yılı ve krizler

AK Parti'nin iktidara geldiği 2001 krizinin ardından, "krizleri çözeceğiz" vaadiyle yola çıktığını hatırlatan Arıkan, bugün partinin "binbir krizin baş sorumlusu" olduğunu söyledi. Eski Türkiye'de bakanların Yüce Divan'da yargılandığını, ancak bugün haklarında tweet bile atılamadığını savundu. 24 yıl önceki "Güçlü Türkiye" vaadinin karşılığında, Trump istedi diye Rahip Brunson'ı bırakan, Aliyev kızdı diye danışmanını görevden alan bir iktidarın bulunduğunu ifade etti. "Özgür Türkiye" vaadiyle yola çıkıp, "başörtüsüne özgürlük" diyerek Azerbaycan'da bu konuda konuşanları susturduklarını, olağanüstü hali "olağan" hale getirdiklerini ve muhalif sesleri bastırdıklarını belirtti. Arıkan, "Sorunun sebebi olanlar, çözümün adresi olamazlar. Bu iktidar miadını doldurmuştur" dedi.

Enflasyon, istihdam ve fon krizi

TÜİK ve ENAG'ın ekim ayı enflasyon verilerine de değinen Arıkan, vatandaşın ay sonunu getirebilmek için borçlandığını, "kredili mevduat hesabı" kullanımının 4 yılda yüzde 271 arttığını söyledi. "Türkiye'de ilk defa milyonlarca insan evine ekmek götürebilmek için kredi çekiyor" diyen Arıkan, istihdamdaki azalmaya ve işsizlikteki artışa da dikkat çekti. Eylül ayında istihdamın 49 bin kişi azaldığını, işsiz sayısının 198 bin kişi arttığını ve genç işsizlik oranının yüzde 14,8'e ulaştığını belirtti. Arıkan, milletvekili ve belediye başkanı transfer sayısını düşündükleri kadar hiç işsiz genç sayısını düşünüp düşünmediklerini sordu. "Fon krizi"nin üzerinden 47 gün geçtiğini belirten Arıkan, fon listesindeki vurguncuların henüz öğrenilemediğini söyledi. SPK Başkanlığına Vergi Denetim Kurulu Başkanı, Başkan Vekilliğine ise MASAK kökenli bir ismin atandığını hatırlattı. Cumhurbaşkanı'nın "bir cerrah titizliğiyle" meseleyi ele alacağı yönündeki sözlerine atıfta bulunan Arıkan, yapılan atamaların yanlış olduğunu, "kalp cerrahını beyin ameliyatına sokmak" gibi olduğunu ifade etti. Yolsuzlukta bütün yolların siyasi ayağa çıktığını ve bu ayağın açıklanması gerektiğini vurgulayan Arıkan, "Kim bu işin içindeyse ortaya çıkaracaksınız. Kim milletin parasına el uzatmışsa hesabını soracaksınız" diye konuştu. 6 Şubat depreminde Kızılay'ın iş bilmezlik yüzünden bittiğini, bu fon depreminde de Türkiye Diyanet Vakfı'nı heba etmemeleri gerektiğini söyledi.

Mekke Anlaşması ve COP31

Arıkan, Mekke Ortak Savunma Antlaşması'na ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Mekke isminin anlaşmada yer almasının, temsil ettiği değerlerle örtüşmediği anlamına gelmediğini belirtti. Mekke ve Kâbe'yi koruma iddiasının öncelikle Filistin, Gazze ve Kudüs'ün korunmasını gerektirdiğini kaydetti. Anlaşma metnini okuyunca "Kimi savunacağız?" ve "Kime karşı savaşacağız?" sorularının akıllarına geldiğini söyleyen Arıkan, bir birliktelik kurulacaksa bunun ABD veya İsrail'in bölgesel hesaplarını kolaylaştırmak için değil, bölge ülkelerinin bağımsızlığını, coğrafyanın güvenliğini ve adil bir barışı sağlamak için olması gerektiğini vurguladı. Saadet Partisi olarak Mekke Anlaşması'nı bu haliyle kabul etmeyeceklerini ilan ettiklerini söyledi. Bir Müslüman ülkenin güvenliğini, başka bir Müslüman ülkenin güvensizliği üzerine inşa etmeyi kabul etmediklerini belirtti. Arıkan, 3 Kasım'da ABD'deki ara seçimler ve İsrail'deki genel seçimlere değinerek, aktörler değişse de sistem değişmediği sürece aynı sorunun devam ettiğini söyledi. "Ülkemizin ve bölgemizin geleceğini İsrail'de, Amerika'da yapılacak seçimler değil, Türkiye'de yapılacak seçimler belirler. Amerikan Kongresindeki senatörlerin değil, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekillerinin tercihleri belirler" dedi. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31'in 9 Kasım'da Antalya'da başlayacağını hatırlatan Arıkan, çevre sorunlarının yeşil sloganlarla örtülemeyeceğini ifade etti. İklim krizinin daha fazla kazanmayı ve sömürmeyi esas alan ekonomik düzenin bir sonucu olduğunu savundu. Arıkan, "Tabiatı sınırsız bir kazanç alanı olarak gören bu anlayış, yalnızca ürünlerin etiketini yeşile boyayarak çevreci olabilir mi? Hayır. Bunun adı yeşil dönüşüm değil, yeşil sömürgeciliktir" diye konuştu. COP31'e İsrail'in katılmasına tepki gösteren Arıkan, İsrail'in Gazze'de tarım arazilerini, su kaynaklarını ve zeytinlikleri yok ederek ekokırım suçu işlediğini belirtti. "Bunların çevreciliği, İsrail karşılarına çıkana kadardır. Gazze'nin toprağını ve suyunu zehirleyenlerin Türkiye topraklarında 'çevre ve gelecek' nutukları atmasına ev sahipliği yapmak, tarihi bir züldür" değerlendirmesini yaptı. Arıkan, çiğ süt üreticilerinin mevcut süt fiyatının üretim maliyetlerinin altında kaldığı ve litre başına zarar ettiği konusunda yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkati çekti. Süt üreticilerinin desteklenmesi, maliyetlerin şeffaf şekilde hesaplanması ve fiyatların buna göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Lösemili Çocuklar Haftası ve Turuncu Farkındalığı Günü'ne de değinen Arıkan, çocukların sağlık hizmetlerine zamanında erişiminin sağlanmasının ve ailelerin ekonomik yükünün hafifletilmesinin devletin sorumluluğu olduğunu belirtti. Hiçbir çocuğun tedavi imkanlarının ailesinin maddi durumuna veya yaşadığı şehre bağlı olmaması gerektiğini ifade ederek lösemiyle mücadele eden çocuklara şifa diledi.

Bakmadan Geçme

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

Bu Yazıyı Paylaş