Gündem

Atatürk’ün 100 yıllık dersi: "Bir molla çıkar, her şeyi alt üst eder"

Atatürk’ün 1934 yılında İran Şahı Rıza Pehlevi’ye yaptığı "Mollalar bir gün her şeyi alt üst eder" uyarısı, İran’ın tarihsel dönüşümünde resmen bir kehanete dönüştü.
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
2 dk Sesli Dinle 0
Atatürk’ün 100 yıllık dersi: "Bir molla çıkar, her şeyi alt üst eder"

Atatürk’ün 1934 yılında İran Şahı Rıza Pehlevi’ye yaptığı "Mollalar bir gün her şeyi alt üst eder" uyarısı, İran’ın tarihsel dönüşümünde resmen bir kehanete dönüştü. Şahlık rejiminin Cumhuriyet’e geçişi reddetmesi, bölgeyi bir asır sürecek istikrarsızlığın eşiğine getirdi.

Atatürk’ün 100 Yıllık Kehaneti: "Bir Molla Çıkar, Her Şeyi Alt Üst Eder"

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, sadece Türkiye’nin değil, komşu coğrafyaların da istikrarı için "Cumhuriyet" modelini tek kurtuluş yolu olarak görüyordu. 1925 yılında İran'da Kaçar Hanedanı devrildiğinde, Atatürk’ün Tahran Büyükelçisi Memduh Şevket Esendal aracılığıyla Rıza Han’a ilettiği mesaj netti: "Kendi hanedanını kurma, Cumhuriyet ilan et."

"Üç Güçlü Cumhuriyet" Vizyonu

Atatürk, Batı emperyalizmine karşı bölgede Rusya, İran ve Türkiye’den oluşan üç güçlü Cumhuriyet’in stratejik bir kalkan oluşturacağına inanıyordu. Ancak Rıza Han, İngilizlerin baskısı ve ülkedeki dini otoritelerin (mollaların) muhalefeti nedeniyle bu cesur adımı atamadı. 12 Aralık 1925’te Pehlevi hanedanlığını ilan ederek "Şah" unvanını aldı. Atatürk, bu kararın İran’ı dış müdahalelere açık hale getireceğini o günlerden sezmişti.

Çankaya’daki Tarihi Soru: "Ahundlara Ne Yapacaksınız?"

1934 yılında Türkiye’ye gelen Şah Rıza Pehlevi, onuruna verilen veda yemeğinde Atatürk ile unutulmaz bir diyalog yaşadı. Atatürk, Şah'a modernleşme yolunda engel gördüğü dini grupları kastederek, "Peki, Ahundlara (mollalara) ne yapmayı düşünüyorsunuz?" diye sordu. Şah’ın "Onlar beni destekliyor, dokunmayacağım" cevabı üzerine Atatürk, bugün hala yankılanan o tarihi uyarıyı yaptı:

"Unutmayın ki köklü değişiklikler yapmak isteyen her lider, gericilerle savaşmaya mecburdur. Yoksa yirmi, elli yıl sonra din adına hareket ettiğini iddia eden biri çıkar; her şeyi alt üst eder."

Kehanet Gerçek Oldu: 1979 Devrimi

Atatürk’ün öngörüsü tam 45 yıl sonra, 1979’da Ayetullah Humeyni’nin liderliğinde gerçekleşen devrimle somutlaştı. Şah’ın "beni destekliyorlar" dediği yapılar, önce babasını İngilizlerin eliyle sürgüne gönderdi, ardından oğlunu tahtından ederek Pehlevi hanedanlığına son verdi. Cumhuriyet rejiminin koruyucu kalkanından mahrum kalan İran, petrol zenginliğine rağmen emperyalist güçlerin ve iç karışıklıkların odağı haline geldi.

Bugün gelinen noktada, Atatürk’ün hiçbir şahsi unvanı (Şahlık, Padişahlık) kabul etmeyip egemenliği kayıtsız şartsız millete devretmesi, Türkiye’nin bölgesindeki fırtınalara rağmen ayakta kalmasını sağlayan en büyük güç oldu. Eğer İran, Atatürk’ün 1920’lerdeki çağrısına uyup sağlam temelli bir Cumhuriyet kursaydı, bugün Ortadoğu’nun ve dünyanın çehresi çok daha farklı olabilirdi.

Bu Yazıyı Paylaş