Gündem

Avrupa Konseyi'nden Türkiye'ye sert eleştiri: 'Bu kurumsal bir gasptır

AKPM Türkiye Raportörü Lord David Blencathra, Türkiye'deki siyasi gelişmeleri 'kurumsal gasp' olarak nitelendirerek, parti içi çekişme olmadığını vurguladı. Avrupa Konseyi, yargının siyasallaşması ve muhalefete baskı iddialarını ele aldı.
ANKA
ANKA
2 dk Sesli Dinle 0
Avrupa Konseyi'nden Türkiye'ye sert eleştiri: 'Bu kurumsal bir gasptır

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) tarafından düzenlenen ve Türkiye'deki muhalefete yönelik baskılar ile yargının işleyişinin masaya yatırıldığı oturumda, AKPM Türkiye Raportörü Lord David Blencathra'dan çarpıcı açıklamalar geldi. Blencathra, yaşananları 'parti içi bir çekişme' olarak nitelendirmenin ötesinde, 'siyasi partilerin özerkliğine, vatandaşların temsilcilerini seçme hakkına ve demokratik rekabetin bütünlüğüne darbe vuran kurumsal bir gasp' olarak tanımladı.

DEMOKRATİK REKABETE DARBE VURAN GASP

Strasbourg'da gerçekleşen AKPM yaz oturumunda, Türkiye'deki siyasi gelişmeler ve yargı mekanizmalarının işleyişi üzerine yapılan güncel işler müzakeresi, Türkiye'den katılan milletvekillerinin yanı sıra birçok Avrupa ülkesinden parlamenterlerin de katılımıyla geniş bir zeminde tartışıldı. Oturumda söz alan Lord Blencathra, parti kongrelerinin iptal edilmesi ve seçilmiş parti liderlerinin yargı kararıyla görevden alınması gibi durumların, siyasi manzarayı değiştiren kabul edilemez müdahaleler olduğunu belirtti. Blencathra, 'Bağımsızlık iddiasında bulunan bir mahkeme, parti içi bir seçimi geçersiz kılıp seçilen lideri hükümete daha yakın biriyle değiştirdiğinde, temel bir çizgi aşılmış demektir. Bu, siyasi partilerin özerkliğine, vatandaşların temsilcilerini seçme hakkına ve demokratik rekabetin bütünlüğüne darbe vuran kurumsal bir gasptır. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyum atamaları, muhalefet yetkililerinin görevden alınması, savcıların ve hakimlerin siyasallaştırılması ve şimdi de bir muhalefet liderinin yargı yoluyla görevden uzaklaştırılması, açık bir örüntü oluşturuyor. Bunların hepsi birlikte, demokratik alanın sistematik olarak daraltılmasına, Türkiye’de siyasi çoğulculuğun kasıtlı olarak kısıtlanmasına yol açıyor' ifadeleriyle durumu özetledi.

HALKA VE TARİHE BORÇLU BİR VİZYON

Konuşmasının sonunda Türkiye'nin binlerce yıllık köklü tarihine ve kültürel mirasına vurgu yapan Blencathra, ülkeye duyduğu sevgiyi dile getirdi. Göbeklitepe'den Truva'ya, oradan da modern Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan zengin tarihi mirasın, bugün ciddi bir aşınma ve gerileme tehdidi altında olmasının derin bir trajediyi temsil ettiğini belirtti. Blencathra, 'Türkiye'ye ve hala çoğulculuğa, hukukun üstünlüğüne ve demokratik rekabete inanan milyonlarca vatandaşına borçluyuz. Onlara tam dikkatimizi, net sesimizi ve insan ve demokratik haklara ve hukukun üstünlüğüne tam desteğimizi borçluyuz' diyerek, Türkiye'nin demokratik değerlerine sahip çıkma sorumluluğunun altını çizdi. Alman milletvekili Frank Schwabe ve İsviçre milletvekili Fabian Molina da benzer kaygılarını dile getirerek, yargının siyasallaşmasına ve muhalefet üzerindeki baskılara dikkat çekti. Schwabe, özellikle Adalet Bakanı Akın Gürlek'in CHP'ye yönelik girişimlerin merkezinde yer aldığını belirterek, Avrupa Birliği düzeyinde yaptırım değerlendirmelerinin yapılmasını talep etti.

Bakmadan Geçme

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

Bu Yazıyı Paylaş