Siyaset

Bahçeli’den “İçeriden Tereddüt” Çıkışı: MHP’de Fesihler Sonrası İlk Kez Konuştu

11 il teşkilatının feshedilmesinin ardından konuşan MHP lideri Devlet Bahçeli, grup toplantısında “içeriden büyüyen tereddüt” vurgusu yaptı. Açıklamalar, parti içi tartışmaların sürdüğü yorumlarına neden oldu.
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
3 dk Sesli Dinle 0
Bahçeli’den “İçeriden Tereddüt” Çıkışı: MHP’de Fesihler Sonrası İlk Kez Konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de düzenlenen grup toplantısında hem küresel gelişmelere hem de parti gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına klasik hitaplarıyla başlayan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

 “Dünya Bir İmtihandan Geçmektedir”

Küresel gelişmelere değinen Bahçeli, uluslararası sistemdeki kırılmalara dikkat çekti: “Dünya sıkıntılı bir imtihandan geçmektedir. Küresel sistemin sütunlarında çatlaklar belirginleşmekte…” Bu süreçte milli birlik vurgusu yapan Bahçeli, toplumsal dayanışmanın önemine işaret etti.

 “İçeriden Tereddüt” Vurgusu Dikkat Çekti

Konuşmanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise parti içi mesaj olarak yorumlanan ifadeler oldu. Bahçeli’nin “tereddüt” çıkışı, son dönemde yaşanan teşkilat fesihleriyle birlikte değerlendirildi.

Tarihi Vurgular ve İsimler

Konuşmada, 1944 süreci ve Türk milliyetçiliği davasına ilişkin birçok isme de yer verildi. Bahçeli, başta Alparslan Türkeş olmak üzere dönemin isimlerini andı.

Ayrıca şu sözleri öne çıktı:

“Tehdit vardı, tereddüt yoktu. Tahrik vardı, taviz yoktu.”

"İnsan onurunun derinden yaralandığı, insan haklarının esamesinin okunmadığı, hukuk devleti ilkesinin hiçe sayıldığı, ceza muhakemesinin esaslarının çiğnendiği bu soruşturma süreci tarihimize kara bir facia olarak kazınmıştır. Vicdanı hür, zihni pür, alnı pak Türk gençleri, “tabutluk” adı verilen dar ve bunaltıcı hücrelere kapatılmıştır. Türk milliyetçileri açlıkla, susuzlukla, yalnızlıkla işkenceye, hizaya çekilmek istenmiştir. Türk milliyetçileri, suyu akmayan, hastalıkların kol gezdiği dört duvar arasında dize getirilmek istenmiştir. Fakat biliyoruz ki o tabutluklarda tahakküm vardı, teslimiyet yoktu. Tehdit vardı, tereddüt yoktu. Tahrik vardı, taviz yoktu. Bedel vardı, dönüş yoktu. Baş vermek vardı, baş eğmek yoktu. Merhum Hüseyin Nihal Atsız, çağ aşan bir seslenişle şöyle haykırıyordu. "Delinse yer, gökse gök, yansa kül olsa dört yan, yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan. Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan, ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz." İşte bu haykırış, Türk milliyetçilerinin çileyle yoğrulmuş, imtihanlarla sınanmış karakterleridir. Zulümlere aldırış etmeyen, fikrini mahkûm etmeyen yiğitlerin hikâyesidir. Demir parmaklıkları kırıp geçen, tabutluklara sığmayan yağızların sesidir. Budandıkça serpilen, bilendikçe keskinleşen dava adamlarının destanıdır. Çünkü Türk milliyetçiliği geçici heveslerin değil, ülküye adanmışların davasıdır. Türk milliyetçiliği, günü kurtarmaya memur dar kadroların değil, asırları inşa etmeye namzet olan insanların mirasıdır. Tarihine yaslanan, töresiyle yaşayan, terbiyesini köklerinde bulanların yegâne sancağıdır."

3 Mayıs Mesajı: “Sönmeyen Bir Meşale”

"İşte bu nedenle 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin şerefli bir hatırası olmanın da üstünde bir manaya sahiptir. 3 Mayıs, Milliyetçi Hareket Partisi'ni bugüne taşıyan iradenin hangi ateşlerle sınandığının, hangi zincirlerle kuşatıldığının, hangi tertiplerle yolundan koparılmak istendiğinin başlıca timsalidir. 3 Mayıs, millet şuurunun taviz kabul etmeyen bir iradeye dönüşmesidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin yalnız bir fikir cereyanı olarak kalmayıp, bir ahlak, bir şahsiyet, bir mücadele disiplini halinde tecelli etmesidir. 3 Mayıs, devrin karanlığı karşısında sinmeyenlerin, tehdit karşısında eğilmeyenlerin, baskı karşısında susmayanların vakur duruşudur. 3 Mayıs, Türk milletinin kendi kimliğine, kendi tarihine, kendi istikbaline ve kendi manevi, millî varlığına sahip çıkma iradesinin billurlaşmış halidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin karakter mayasıdır. 3 Mayıs, şahsiyet ve aidiyet iradesinin tarihi ilanıdır."

“MHP Mayası Bozulmamışların, Tuzu Kokmamışların Son Sığınağıdır” Mesajı

Bahçeli konuşmasının son bölümünde partisinin konumuna ilişkin iddialı ifadeler kullandı:

“MHP, mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların… son sığınağıdır.”

Milliyetçi Hareket Partisi devletin ve milletin varlığında kendi varlığını eritenlerin burcudur. Milliyetçi Hareket Partisi mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların, çizgisi eğrilmemişlerin, hedeften sapmamışların, son sığınağıdır. Bu dava hatırlayanların değil taşıyanların davasıdır.

Bu Yazıyı Paylaş