Başbuğ Türkeşsiz 29 yıl...
Türk siyasi tarihinin en etkili figürlerinden biri olan Alparslan Türkeş, vefatının 29. yılında dualarla anılıyor.

Milliyetçi Hareket Partisi'nin kurucu lideri ve Türk dünyasının ortak değeri Başbuğ Alparslan Türkeş, aramızdan ayrılışının 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anılıyor. 4 Nisan 1997 tarihinde karlı bir Ankara gününde hayata gözlerini yuman Türkeş, sadece bir siyasi parti lideri değil, milyonlarca gencin fikri dünyasını şekillendiren bir ekolün kurucusuydu.
"Ömrünü Türklük ve Türk dünyası davasına adadı" ifadesi, onun 80 yıllık hayat hikayesinin en net özeti olarak tarihe geçti.

SÜRGÜNLERDEN DEVLET YÖNETİMİNE UZANAN YOL
Türkeş’in siyasi mücadelesi, günümüz siyasetçileri için ders niteliğinde dönemeçlerle doludur. 1944 yılında Irkçılık-Turancılık Davası kapsamında tabutluklarda işkencelere maruz kalan genç bir subayken, fikrinden taviz vermemesi onun karakterinin temel taşını oluşturdu.
27 Mayıs 1960 askeri müdahalesindeki kilit rolü ve sonrasında Hindistan’a sürgüne gönderilmesi, onu davasından koparmak yerine daha da kamçıladı.
Sürgün dönüşü "Milliyetçi Hareket"in tohumlarını atan Türkeş, Türk siyasetinde "Üç Hilal" bayrağını en yüksek zirvelere taşıdı.

9 IŞIK DOKTRİNİ VE GENÇLİĞİN İNŞASI
Başbuğ denildiğinde akla gelen en büyük miraslardan biri hiç kuşkusuz 9 Işık Doktrini'dir. O, Türk milletinin kendi değerleriyle kalkınabileceğine inanan bir sistem mimarıydı. Başbuğ Türkeş, gençliği sokaklardan çekip ilimle, irfanla ve ahlakla donatmak için Ülkü Ocakları’nı kurarak, "Hira Dağı kadar Müslüman, Tanrı Dağı kadar Türk" bir nesil yetiştirmeyi hedefledi. Bugün Türk siyasetinin ve bürokrasisinin kilit noktalarında bulunan pek çok isim, onun rahle-i tedrisinden geçmiş olan "Ülkücü Hareket" neferleridir.
TÜRK DÜNYASININ BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ
Alparslan Türkeş, henüz Sovyetler Birliği dağılmadan yıllar önce Türk Cumhuriyetleri ile bağların koparılmaması gerektiğini savunmuş, "Esir Türkler" davasını gündemden hiç düşürmemiştir. Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar olan coğrafyadaki soydaşlarıyla kucaklaşan ilk isimlerden biri yine o olmuştur.
O MEŞHUR VEDA: MİLYONLARIN GÖZYAŞI
4 Nisan 1997'de kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde, Türkiye son yılların en büyük ve hüzünlü cenaze törenine şahitlik etti. Dondurucu soğuğa ve kar yağışına rağmen Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya akın eden milyonlar, Beşevler’den Anıttepe’ye kadar uzanan kortejlerde "Başbuğlar ölmez" sloganlarıyla yürüdü. 29 yıl geçmesine rağmen, mezarı başındaki toprak halen Türk dünyasının dört bir yanından getirilen topraklarla harmanlanmaya devam ediyor.
Mekanı cennet, ruhu şad olsun.










