Döviz spekülasyonuna mali fren: Bireysel kazançlar vergilendirilecek
Türkiye'de döviz spekülasyonunu önlemek ve mali adaleti sağlamak amacıyla bireysel döviz kazançlarına vergi getirilmesi planlanıyor. Bu adımın kur istikrarı, faiz indirimleri ve yatırımların artırılması hedefleniyor.

Türkiye ekonomisi, döviz kurundaki dalgalanmaların tetiklediği enflasyon ve yüksek faiz politikalarının oluşturduğu kısır döngüyle mücadele ediyor. Son iki yılda yaşanan kur artışı, ithalat maliyetlerini yükselterek enflasyonu beslerken, yüksek faizler üretim maliyetlerini artırıp krediye erişimi zorlaştırıyor. Bu durum, üretim ve tüketimi daraltarak ekonomik kırılganlıkları derinleştiriyor, konkordato ilanlarını ve işçi çıkarmaları artırıyor.
SPEKÜLATİF ATAKLAR VE MANİPÜLASYON OYUNLARI
Son yıllarda Türkiye ekonomisi, döviz kuru şokları, yüksek faiz baskısı ve borsa manipülasyonlarıyla sarsılmaktadır. Bu gelişmeler, küresel etkilerin yanı sıra güçlü yerli sermaye gruplarının yönlendirdiği sistematik spekülasyonların sonucudur. Bu gruplar, bankalardaki mevduatların, kişisel döviz hesaplarının ve sahip oldukları şirketler aracılığıyla döviz varlıklarının önemli bir bölümünü kontrol ederek kur, faiz ve borsa üzerinde manipülasyon yapma gücüne sahiptir. Düşük kredi faizi dönemlerinde TL bazlı kredi kullanarak döviz satın alınması, piyasada döviz talebini yapay olarak şişirerek kuru dramatik bir şekilde yükseltmiş ve finansal sistemde kalıcı bir oynaklık yaratmıştır. Bu durum, vatandaşın satın alma gücünü azaltarak belirsizlik ve tedirginlik oluşturmuştur.
YETERSİZ DENETİM VE UYGULANMAYAN VERGİ DÜZENLEMELERİ
Spekülatif atakların temelinde yetersiz denetim ve uygulanmayan vergi düzenlemeleri yatmaktadır. Şirketlerin döviz kazançları vergilendirilirken, kanunda yer almasına rağmen bireysel kazançlardan vergi alınmaması, dövize yönelimi artırarak piyasa dengesizliklerini derinleştirmektedir. Bireysel döviz kazançlarından vergi alınması, TL'ye olan güveni yeniden tesis etmeyi, dövize dayalı spekülatif kazanç döngüsünü kırmayı ve kuru istikrara kavuşturarak uzun vadede %5 enflasyon, %5 faiz ve sürdürülebilir büyümeyi hedeflemektedir.
MALİ ADALET İÇİN VERGİ ORANI UYGULANMALI
Yüzbinlerce işçi çalıştıran, döviz kazandıran ve üretim yapan sanayiciler ile ihracatçılar gelirleri üzerinden yüzde 25'e kadar vergi öderken, hiçbir üretim katkısı olmadan döviz alım-satımıyla kazanç sağlayan bireylerin vergi ödememesi kamu vicdanını ve ekonomik dengeyi zedelemektedir. Bu nedenle bireysel döviz kazançlarına yönelik, kanunen yüzde 15 ile yüzde 40 arasında uygulanması gereken vergi oranının fiilen hayata geçirilmesi önerilmektedir. Bu adım, mali adaleti sağlayacak, spekülatif davranışları caydırarak piyasaları daha öngörülebilir hale getirecektir. Sistem devreye girdiğinde kur istikrarı sağlanacak, bireyler yeniden TL'ye yönelecek, ithalat maliyetleri ve enerji fiyatları düşecek, faizler gerileyerek yatırım ortamı güçlenecektir.

