Gündem

DSP liderinden NATO zirvesine sert çıkış: Türkiye, ileri karakol değil, barış kurucu güçtür!

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, NATO zirvesi öncesi Türkiye'nin bağımsızlığına vurgu yaptı; Madımak'ı anarak adalete dikkat çekti ve TÜİK enflasyon verilerini eleştirerek emekçiye refah payı istedi.
ANKA
ANKA
2 dk Sesli Dinle 0
DSP liderinden NATO zirvesine sert çıkış: Türkiye, ileri karakol değil, barış kurucu güçtür!

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, Ankara'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesinde çarpıcı açıklamalarda bulundu. Aksakal, Türkiye'nin küresel güçlerin bir ileri karakolu olmaya karşı olduğunu vurgulayarak, ülkenin egemen, bağımsız ve bölge barışını inşa eden kurucu bir iradeye sahip olduğunu belirtti.

MADIMAK ACISI VE ADALET VURGUSU

Aksakal, konuşmasına 33 yıl önce Sivas'ta yaşanan Madımak Katliamı'nda hayatını kaybedenleri anarak başladı. Bu olayın sadece 35 canı değil, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanını ve bir arada yaşama iradesini de ateşe verdiğini söyledi. Adaletin tam tecelli etmediği, katillerin ve arkalarındaki karanlık odakların korunduğu her gün, bu acının toplumsal vicdanda derin yaralar açmaya devam ettiğini ifade eden Aksakal, insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımının olmaması gerektiğini vurguladı.

NATO ZİRVESİNE ELEŞTİRİ VE EKONOMİK TALEPLER

7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleşecek NATO Zirvesi'ne de değinen Aksakal, DSP'nin dış politikada her zaman ulusal onuru ve tam bağımsızlığı rehber edindiğini hatırlattı. Müttefiklik ilişkisinin asimetrik bir bağımlılığa yol açamayacağını belirten Aksakal, Türkiye'nin güvenlik hassasiyetlerine tam bir saygı gösterilmesinin şart olduğunu dile getirdi. Zirvenin ana gündem maddelerinden olan savunma harcamaları ve bölgesel krizlere dikkat çeken Aksakal, Türkiye'nin ittifakın güney kanadını koruma, göç dalgalarını ve terör tehditlerini göğüsleme gibi devasa jeopolitik ve ekonomik yüklerini müttefiklerin görmezden gelemeyeceğini söyledi. Aksakal, bölgemizde yeni çatışma hatlarının çizilmesine ve Karadeniz ile Orta Doğu'nun savaş arenasına dönüşmesine şiddetle karşı olduklarını yineledi. Ekonomik konulara da değinen Aksakal, TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamlarının gerçekleri gizlediğini ve emekçinin cebinden para çalmak anlamına geldiğini savundu. Çarşıda, pazarda ve kirada yaşanan üç haneli artışlara rağmen enflasyonun dizginlenmiş gibi gösterilmesinin inandırıcılıktan uzak olduğunu belirten Aksakal, gerçek enflasyon oranlarının bağımsız bilim kurullarınca belirlenmesi gerektiğini söyledi. Refah payının bir lütuf değil, hak olduğunu vurgulayan Aksakal, memur ve emeklilere yapılacak zamların sadece enflasyon farkıyla geçiştirilemeyeceğini, ülkenin büyüme payından mutlak bir refah payı aktarılmasının zorunlu olduğunu belirtti. Açlık sınırının 35 bin, yoksulluk sınırının ise 120 bin lirayı aştığı bir ortamda, emekli maaşlarının ve asgari ücretin güncellenmemesinin vicdani olmadığını ekledi.

Bu Yazıyı Paylaş