Eğitim emekçileri tükenme noktasına geldi: MEB'in programı eleştiri yağmurunda
Eğitim-İş, MEB'in yönetici yetiştirme programının eğitim emekçilerini tükenmişlik noktasına getirdiğini belirterek, uzaktan eğitime geçiş ve hak kayıplarının giderilmesini talep etti.

Eğitim-İş sendikasından Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) 'Yönetici Yetiştirme Programı'na sert tepki geldi. Sendika, programın eğitim emekçilerini hem mesleki hem de özel hayatlarında tükenmişlik noktasına getirdiğini vurgulayarak, acil çözüm çağrısında bulundu.
PROGRAM YÜZ YÜZE EĞİTİMLE ÇALIŞANLARI YORDU
MEB'in yönetici atama ve görevlendirmelerine ilişkin yürüttüğü özel programlar, Eğitim-İş'in dikkatli incelemesi sonucunda ciddi sorunlarla gündeme geldi. Sendika, liyakat, eşitlik ve dinlenme hakkını hiçe sayan bu uygulamaların, eğitimcileri adeta birer makine gibi çalışmaya zorladığını belirtti. Özellikle 16 Mayıs – 14 Haziran 2026 tarihleri arasında hafta sonlarına sıkıştırılan 64 saatlik yüz yüze eğitim yükü, eğitim öğretim yılının en yoğun dönemine denk gelmesiyle büyük tepki çekti. Eğitim-İş'in daha önce eğitimlerin çevrimiçi/uzaktan modele geçirilmesi yönündeki yapıcı taleplerine Bakanlığın kulak tıkaması, plansızlığın ve eğitim emekçilerinin mağduriyetinin önünü açtı.
UYGULAMA BİRLİĞİ YOK, ADALET ZEDELENİYOR
Milli Eğitim Akademisi'nin sınıfta kaldığı eleştirileriyle birlikte, barınma ve ulaşım gibi temel ihtiyaçların göz ardı edildiği programların yalnızca il merkezlerinde düzenlenmesi, eğitim emekçilerini uzun yollara mecbur bıraktı. Teknolojinin imkanlarının hiçe sayıldığı bu ilkel planlamanın, bir eğitimden çok cezaya dönüştüğü ifade edildi. Sağlık sorunları, doğum izni gibi insani mazeretlere sahip yöneticiler ve adaylar için telafi programı veya devamsızlık kurallarının esnetilmesi yönündeki taleplerin de karşılıksız kaldığı belirtildi. En çarpıcı eleştirilerden biri ise iller arasında uygulama birliğinin sağlanamaması oldu. Kimi illerde esnek, kimi illerde ise katı yaklaşımların benimsenmesi, eşitlik ilkesini açıkça ihlal etti. Ayrıca, Ek Yönetici Değerlendirme Formu'ndaki puanlamaların liyakati zedelediği, deneyimli yöneticilerin birikimlerinin yok sayıldığı, bazı adayların ise haksız puanlarla öne çıkarıldığı iddia edildi. Özellikle Sosyal Sorumluluk Projeleri'nin son dakika alınan bir kararla Temel Eğitim için iptal edilmesi ve yalnızca Ortaöğretim için puanlandırılması, bu projeler için emek veren eğitimcilerin emeklerini boşa çıkardı.
ACİL ÇÖZÜM VE HAK KAYIPLARININ GİDERİLMESİ İSTENİYOR
Eğitim-İş, bu hukuksuz düzene karşı seyirci kalmayacaklarını belirterek, Yönetici Yetiştirme Programı'nın sonraki süreçlerinde acilen uzaktan/çevrimiçi eğitim modeline geçilmesini, mazeretli katılımcılar için çözümler üretilmesini ve devamsızlık kurallarının esnetilmesini talep etti. Keyfi uygulamalara son verilmesi, iller arasında uygulama birliğinin sağlanması ve Ek Değerlendirme Formu'nun objektif, şeffaf ve liyakate dayalı hale getirilmesi gerektiği vurgulandı. Sendika, süreç boyunca mağdur edilen tüm eğitim emekçilerinin hak kayıplarının giderilmesini ve liyakate, eşitliğe dayalı bir yönetici atama sistemi inşa edilene kadar mücadelelerini sürdüreceklerini bildirdi. Tüm eğitim emekçileri de bu haksızlıklara karşı dayanışmaya davet edildi.
