Gündem

Eğitim Sen'den Bakan Tekin'e sert tepki: 'Kurtuluş Savaşı' yerine 'Millî Mücadele' demek hafıza silme operasyonudur!

Eğitim Sen, MEB'in 'Kurtuluş Savaşı' yerine 'Millî Mücadele' demesini tarihsel hafızayı silme operasyonu olarak niteleyerek, bu adımın laik ve bilimsel eğitimi hedef aldığını savundu.
ANKA
ANKA
2 dk Sesli Dinle 0
Eğitim Sen'den Bakan Tekin'e sert tepki: 'Kurtuluş Savaşı' yerine 'Millî Mücadele' demek hafıza silme operasyonudur!

Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ders kitaplarında “Kurtuluş Savaşı” kavramını kaldırıp yerine “Millî Mücadele” ifadesini getirme yönündeki açıklamalarına sert bir dille karşı çıktı. Sendikadan yapılan açıklamada, bu adımın toplumsal yapıyı ve tarihsel hafızayı kökten değiştirme operasyonunun doğrudan bir parçası olduğu vurgulandı.

TARİHSEL HAFIZAYI SİLME OPERASYONU

Eğitim Sen, siyasi iktidarın eğitim sistemini kendi ideolojik ve siyasal hedefleri doğrultusunda dönüştürme hamlelerine bir yenisini eklediğini belirterek, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in basına yansıyan açıklamalarıyla netleşen bu kararın, basit bir terminoloji değişikliğinin çok ötesinde anlamlar taşıdığını ifade etti. Sendika, bu hamlenin ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adı altında dayatılan gerici, piyasa merkezli, milliyetçi ve ‘tek din, tek mezhep’ odaklı müfredat programının bir parçası olduğunu savundu. “Kurtuluş Savaşı” ifadesinin ders kitaplarından çıkarılmak istenmesinin, bu topraklarda halkların emperyalizme karşı verdiği çok boyutlu bağımsızlık mücadelesini sıradanlaştırma, cumhuriyetin kurucu felsefesini önemsizleştirme ve belli bir inanca dayalı bir saltanat rejiminden tarihsel kopuşu hafızalardan silme gayreti olduğunu dile getirdi.

LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİME DARBE

Sendika, siyasi iktidarın ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim politikasını bir hesaplaşma olarak gündeme getirdiği bu tür önerilerin tesadüf olmadığını belirtti. Eğitim sisteminde yaşanan köklü dönüşümün kurumsal çerçevesini çizen ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin, ‘sadeleştirme’ ve ‘beceri temelli yaklaşım’ gibi söylemlerle sunulsa da, özünde bilimsel, laik ve demokratik eğitimin kırıntılarını dahi ortadan kaldırmayı amaçlayan bütüncül bir ideolojik saldırı olduğunu vurguladı. Müfredattaki yüzde 35’lik ‘sadeleştirme’ hamlesinin, öğrencilerin ders yükünü hafifletmek yerine, evrensel bilimsel bilgilerin, felsefi derinliğin ve eleştirel düşünce yöntemlerinin ders kitaplarından ayıklanması için bir kalkan olarak kullanıldığını savundu. Bilimin, aydınlanmanın ve rasyonel düşüncenin yerini tek bir inanç ve mezhep merkezli kuralların ve ‘fıtrat’ merkezli yaklaşımların aldığı bu modelin, sorgulayan nesiller yerine biat ve itaat kültürünü içselleştirmiş makbul vatandaşlar yetiştirmeyi hedeflediğini ifade etti. Maarif Modeli’nin getirdiği felsefi dönüşümün, eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasanın ve dini vakıf/derneklerin kontrolüne bıraktığı, okul içi pedagojik süreçleri tamamen dini referanslarla ve devlet yapısını monarşik bir otoriterlikle yeniden şekillendirme arzusunun açık bir yansıması olduğunu öne sürdü. Evrensel pedagojik ilkelerden yoksun, öğretmenlerin görüşleri kasıtlı olarak dışlanarak, kapalı kapılar ardında hazırlanan bu programın anayasal bir suç niteliği taşıdığını belirtti. Eğitim Sen, okulları siyasal iktidarın ideolojik laboratuvarı haline getirme hamlelerine karşı laik, bilimsel ve kamusal eğitimi savunan tüm kesimleri sessiz kalmamaya çağırdı ve bu tehlikeli toplumsal mühendislik projesine karşı bilimin, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin tarihsel birikimini savunmaya kararlılıkla devam edeceklerini bildirdi.

Bu Yazıyı Paylaş