Ekonomide faiz indirimi için üretim ve satış verileri sinyal veriyor
Temmuz ayı üretim ve satış verilerindeki düşüş, Merkez Bankası'nı ekim ayında faiz indirimi yapmaya zorluyor. Yıl sonu büyüme beklentileri de düşerken, ekonomi seçime doğru giderek daha zorlu bir sürece giriyor.

Temmuz ayı verileri, sanayi üretiminde ve perakende satışlarda düşüş eğilimini sürdürerek Merkez Bankası'nı faiz indirimi konusunda daha fazla baskı altına alıyor. Petrol fiyatlarının 100 doları aşması nedeniyle geçen hafta faiz indirimi yapmayan Merkez Bankası'nın, bu daralmayı gösteren verilere dayanarak ekim ayında faiz indirimine başlaması artık kesin gözüyle bakılıyor.
Faiz indirimi ekimde bekleniyor
Merkez Bankası yönetiminin, artan baskılar ve ekonomik daralma işaretleri nedeniyle faiz indirimi planladığı belirtiliyor. Geçen hafta yapılan toplantıda faiz indiriminin gündeme geldiği ancak küresel petrol fiyatlarındaki seyrin yarattığı risk nedeniyle bu adımın ertelendiği ifade ediliyor. Bu durum, ekim ayında Merkez Bankası yönetiminin faiz indirimine gideceğinin güçlü bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Ekim ayında 1 puanlık bir indirimin neredeyse kesinleştiği, küresel şartlar ve eylül ayı enflasyon verilerine bağlı olarak bu oranın 2 puana kadar çıkabileceği de konuşuluyor. Eylül ayı enflasyon verileri bu noktada büyük önem taşıyor.
Büyüme verileri endişe veriyor
Temmuz ayına ait perakende satışlarda yüzde 0,2 ile yılın en düşük artışının kaydedildiğini açıklayan TÜİK, aynı ayda sanayi üretiminin yıllık bazda yüzde 0,3 daraldığını ve bu düşüş trendinin 3. aya ulaştığını belirtti. Hizmet üretimi verilerinin de önümüzdeki hafta açıklanması bekleniyor. Ekonomistler, piyasadaki öncü verilere bakıldığında ağustos ve eylülün ilk yarısının temmuz ayından bile daha kötü gelme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyor. Bu durumun, yıl sonuna doğru açıklanacak olan 3. çeyrek büyüme verilerinde kendini göstermesi ve uzun bir aradan sonra büyümenin negatife dönmesi bekleniyor. Yıl sonu büyüme tahmininin yüzde 3'ün altına düşebileceği, hatta yüzde 2,5'e kadar inebileceği tahmin ediliyor. Bu büyüme rakamları, Türkiye'nin potansiyel büyüme oranının oldukça altında kalıyor. Ekonomideki bu yavaşlama, AKP iktidarı için alışılmadık ve ciddi bir tehlike işareti olarak görülüyor. Seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte, "yüksek enflasyon - düşük büyüme" sarmalının daha belirgin hale gelmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi yönetimi üzerindeki baskısını artıracaktır. Bu durum, yılbaşında belirlenecek asgari ücret ve emekli maaş zamları gibi konularda da zor kararlar alınmasına neden olacaktır. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in, emekli maaş zamlarıyla ilgili çalışmaların yapıldığını ve yakında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunulacağını açıklaması da bu baskının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Ekonomideki bu daralma ve enflasyonla mücadeledeki zorluklar, toplumsal kesimlerin durumunu ağırlaştırırken, yaklaşan seçimler öncesinde alınacak radikal ekonomik adımların dengeyi daha da bozabileceği öngörülüyor.

