Emekli zabıt katibinden dünyaya ipek iğne oyası ihracatı!
Zabııt katipliğinden emekli Hüseyin Tırıl, Nallıhan'da kadınlarla birlikte ürettiği ipek iğne oyası takılarını 23 ülkeye ihraç ederek Türk el sanatlarını dünyaya tanıtıyor. Kültürel miras taşıyıcısı sanatçı Tırıl, eserleriyle geçmişin izler

Ankara'nın Nallıhan ilçesinde, zabıt katipliğinden emekli olduktan sonra ipek iğne oyası sanatına gönül veren Hüseyin Tırıl (58), bu geleneksel el sanatını uluslararası platforma taşıyor. Tırıl'ın kooperatif bünyesindeki kadınlarla birlikte ürettiği ipek iğne oyası takıları, birçok ülkeye ihraç edilerek Türk el sanatlarının tanıtılmasına büyük katkı sağlıyor.

SANATÇI KİMLİĞİ VE BAŞARILAR
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 'Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Sanatçı Kimliği'ne layık görülen Hüseyin Tırıl, kendi tasarımlarıyla katıldığı festivallerde de sayısız ödül kazanmış durumda. Yaklaşık 15 yıl adliyede zabıt katibi olarak görev yaptıktan sonra 2010 yılında emekli olan Tırıl, boş zamanlarını geleneksel el sanatlarına ayırmaya karar verdi. İki yıllık bir eğitimin ardından Nallıhan Turizm Gönüllüleri Derneği'nin kurduğu Nal-Etik Kadın Kooperatifi'nde kadınlarla birlikte ipek iğne oyası üretimine başladı. Bu özel Anadolu el sanatı, saf ipek ipliklerin özel bir iğne yardımıyla düğümlenerek işlenmesiyle hayat buluyor. Tırıl'ın eserleri, Nallıhan'da düzenlenen Uluslararası İpek İğne Oyaları ve Tapduk Emre'yi Anma Festivali'ndeki yarışmalarda 3'üncülük, 2'ncilik ve mansiyon gibi önemli dereceler elde etti. Kendisini sürekli geliştiren ve birçok kadına da bu alanda eğitim veren Tırıl'ın bu başarısı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından da tescillendi.

KOOPERATİF ÇALIŞMALARI VE KÜRESEL PAZAR
Hüseyin Tırıl, Nallıhan Turizm Gönülleri Derneği ile iş birliği içinde bölgede ipek böceği yetiştiriciliğinin yeniden canlandığını vurguluyor. Bir kozadan 450 ila 900 metre arasında iplik elde edilebildiğini belirten Tırıl, kullandıkları iplerin yüzde 80'inin ipek, yüzde 20'sinin ise sentetik olduğunu söylüyor. Üretim sürecini 'ne hayal ediyorsanız, onu iğneyle buluşturuyoruz' sözleriyle özetleyen Tırıl, iğne, makas ve ipeğin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan eserlerin tamamlanma süresinin 1 ila 5 ay arasında değiştiğini dile getiriyor. Nal-Etik Kadın Kooperatifi'nde aktif olarak 720 kadının çalıştığını ve kendisinin de bu kadınlara örnek olmaya gayret ettiğini ifade eden Tırıl, pandemi öncesinde ipek iğne oyalarını 23 ülkeye ihraç ettiklerini, pandemi sonrası bu sayının azalsa da Japonya, İngiltere, Bali, Almanya ve Fransa gibi ülkelere ihracatın sürdüğünü belirtiyor. Kooperatif aracılığıyla kadınların emeğinin dünya pazarına sunulduğunu, fuarlarda tanıtım ve satış yapıldığını da ekliyor. Tırıl, Belçika'da 57 ülkeye sunum yaptığını ve Karadağ'a eğitmen olarak giderek 150 tasarımın yer aldığı bir sergi açtığını, böylece iğne oyasını hem Türkiye'ye hem de dünyaya tanıtmaya devam ettiklerini sözlerine ekliyor.

SANATIN KÜLTÜREL KODLARI
Hüseyin Tırıl, Cumhuriyet dönemi öncesinde kadınların kendilerini takıları aracılığıyla kültürel olarak ifade ettiklerini ve her eserin bir hikaye veya mesaj barındırdığını anlatıyor. 'Biber oyası'nın gelin ile kaynana arasındaki çatışmayı simgelediğini, hamile kadınların 'menekşe oyası' taktığını, mutlu olduklarında 'papatya oyası', evde bolluk bereket olduğunda 'mısır oyası' kullandıklarını, ancak memnuniyetsizliklerini gizlemek istediklerinde 'kızılcık oyası'na başvurduklarını aktarıyor. Tırıl, kültürel miras taşıyıcısı sanatçı kimliğine sahip olmaktan duyduğu mutluluğu ve gururu da dile getiriyor.
