Faiz yükü artıyor, refah artışı kaçıyor
Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, Türkiye'nin faiz giderlerinin öngörülenin üzerinde seyredeceğini ve bunun 600 milyar TL'lik ek yük getireceğini belirtti. Bu fonla emekli ve çalışanlara yönelik önemli sosyal iyileştirmeler yapılabile

Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, Türkiye'nin faiz giderlerine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, 2025 Orta Vadeli Program'da (OVP) bu yıl için öngörülen 2,3 trilyon TL'lik faiz giderinin, yıl sonunda 2,9 trilyon TL'ye ulaşmasının beklendiğini belirtti. Bu durumun, programın hedeflenen başarıya ulaşamaması halinde 600 milyar TL'lik ek bir faiz yükü anlamına geldiğini vurguladı.
Kaçırılan fırsatlar ve alternatifler
Prof. Dr. Yılmaz'a göre, eğer OVP başarılı olsaydı, bu 600 milyar TL'lik farkla önemli sosyal iyileştirmeler yapılabilecekti. En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesine çekilebilecek, kamu çalışanlarının maaş artışı yüzde 13,5 yerine yüzde 18'e çıkarılabilecek, dul ve yetim aylıkları da asgari ücrete eşitlenebilecekti. Ayrıca, çalışan yoksulluğuyla mücadele için uygulanacak negatif gelir vergisiyle asgari ücretlilere maaş artışının yüzde 39'a kadar yükseltilebileceği hesaplandı.
Bütçedeki faiz yükü ve enflasyon algısı
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın temmuz ayı bütçe sonuçlarına göre, bütçeden harcanan her 100 liranın 17 lirasının faize gittiği ortaya çıktı. Prof. Dr. Yılmaz, son iki yıldaki iç ve dış gelişmelerin programa olan güveni azalttığını ve ekonomik sorunların çözümünde yetersiz kalacağına dair kaygıları artırdığını söyledi. Enflasyonun düşmeyeceği algısının, faizler başta olmak üzere geleceğe yönelik fiyatlamaları olumsuz etkilediğini ve bu durumun 2026 yılı faiz giderlerinin daha önce öngörülen seviyelerden daha yüksek gerçekleşmesine neden olacağını ifade etti.

