Gebze yıkımı sonrası şok iddialar: Ulaştırma Bakanı sustu, vatandaş diken üstünde!
CHP'li Ulaş Karasu, Gebze'deki bina yıkımında Ulaştırma Bakanı'nın sessizliğini eleştirirken, olayın ihmal ve denetimsizlik sonucu meydana geldiğini belirtti. Ayrıca gazetecilere yönelik gözaltıları da kınadı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, 29 Ekim'de Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yaşanan bina yıkımına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Karasu, olayın ardından Ulaştırma Bakanı'nın sessizliğine dikkat çekerek, "Zemin riski yıllar önce raporlanmışken, gerekli denetimleri yapmayan, yaptırmayan Ulaştırma Bakanı ne dedi; hiçbir şey. Ne bir başsağlığı diledi ne bir açıklama yaptı ne de bir sorumluluk beyanında bulundu. Gebze'de halen vatandaşlar diken üstünde. Koskoca bir ilçe tedirginlik yaşıyor" ifadelerini kullandı.

FELAKET GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ: İHMAL VE DENETİMSİZLİK
Karasu, parti merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Gebze'de çöken bina olayının bir doğal afet veya mühendislik hatası olmadığını, "göz göre göre gelen bir felaket" olduğunu belirtti. Binanın altında metro inşaatı bulunduğunu ve üstünde yıllardır görmezden gelinen çatlaklar olduğunu vurgulayan Karasu, bu durumun "AKP'nin ihmaliydi, denetimsizliğiydi, liyakatsizliğiydi" olarak nitelendirdi. Bilim insanlarının 2017 yılında zemindeki risklere karşı özel önlem alınması yönünde uyarılarda bulunduğunu ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını söyledi. CİMER'e yapılan başvuruların da sonuçsuz kaldığını ve raporların "arşive kaldırıldığını" dile getirdi.
GAZETECİLERE GÖZALTI VE SİYASETLEŞEN YARGI
Karasu, basın toplantısının bir diğer önemli gündem maddesinin ise sabah saatlerinde yaşanan gazeteci gözaltıları olduğunu belirtti. Gazeteciler Şaban Sevinç, Yavuz Oğhan, Batuhan Çolak, Soner Yalçın, Aslı Aydıntaşbaş ve Ruşen Çakır'ın "abuk sabuk iddialarla" gözaltına alındığını aktardı. Genel Başkanları Özgür Özel'in AKP'nin yargı kolları başkanı Akın Gürlek hakkında ortaya koyduğu gerçeklerin ardından bu operasyonun yapılmasının tesadüf olmadığını savunan Karasu, bunun "suçluluğu gizleme telaşı" olduğunu ve Türkiye'de yargı ile güvenlik kurumlarının ne denli siyasallaştığını, iktidarın "düşman hukukunu" bir kez daha gözler önüne serdiğini iddia etti.
