Genetik Tarihin Başlangıç Noktası Neresi?
Genetik göç haritalarına yönelik dikkat çeken eleştiri: Doç. Dr. Tuğrul Kihtir, R haplogrubunun başlangıç coğrafyasının haritalarda yer almadığını savundu.

Doç. Dr. Tuğrul Kihtir, R haplogrubunun göç yollarını gösteren yaygın haritaların genetik tarihin başlangıç aşamasını yansıtmadığını savundu.
İnsanlık tarihine ilişkin genetik göç haritaları yeni bir tartışmanın merkezine oturdu. Türklerin Ataları (2024) kitabının yazarı Doç. Dr. Tuğrul Kihtir, kamuoyunda sıkça paylaşılan R haplogrubu göç haritasını değerlendirerek dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Kihtir’e göre haritaya ilk bakışta R haplogrubunun Avrupa ve batı yönündeki yayılımı ayrıntılı biçimde gösteriliyor. Ancak aynı haritada doğu tarafın büyük ölçüde boş bırakılması önemli bir eksikliğe işaret ediyor.

Haritada Gösterilmeyen Başlangıç Noktası
Kihtir’in değerlendirmesine göre temel sorun, R haplogrubunun ilk ortaya çıktığı yer ve tarihin haritada yer almaması. Akademisyene göre R temel haplogrubu yaklaşık MÖ 22.000 yıllarında, Güney Sibirya’da Baykal Gölü’nün batısında, Yenisey Nehri’nin güney kolu olan Angara Nehri havzasındaki Mal’ta yerleşkesinde ortaya çıktı.
Haritada ise bu erken dönem aşamasının gösterilmediği belirtiliyor.
Dalların Oluşumu Aynı Bölgede Gerçekleşti
Kihtir’in aktardığı kronolojiye göre:
-
R1a haplogrubu: MÖ 18.000
-
R1b haplogrubu: MÖ 14.000
yıllarında yine Güney Sibirya coğrafyasında ortaya çıktı. Buna rağmen haritaların çoğunda yalnızca daha geç dönem hareketlerinin işaretlendiği ifade ediliyor.
Buzul Çağı Sonrası Avrupa’ya Yayılım
Değerlendirmeye göre Buzul Çağı’nın sona ermesiyle birlikte genetik hareketlilik hız kazandı. Bu süreçte:
-
R1b yaklaşık MÖ 10.000’de,
-
R1a ise MÖ 8.000 civarında
Güney Sibirya’dan Avrupa’ya taşındı.
Kihtir, haritada tarih verilmeden yalnızca daha geç göçlerin gösterilmesinin, genin Avrupa merkezli ortaya çıktığı izlenimi oluşturduğunu savunuyor.
Genetik Tarih Üzerinde Süren Tartışma
İnsan genetiği alanında yapılan araştırmalar, tarih öncesi göçlerin hâlâ yeni DNA bulgularıyla yeniden yorumlandığını ortaya koyuyor. R haplogrubunun kökeni ve yayılım rotaları konusunda farklı akademik yaklaşımlar bulunurken, Kihtir’in değerlendirmesi özellikle Avrasya merkezli köken tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı
