Göçebe yaşamı beyaz perdeye taşıyan 'Koçer', insan hakları ödülüyle taçlandı
Yönetmen Serhat Boylu'nun göçebe ailelerin yaşamını konu alan 'Koçer' adlı kısa filmi, AB İnsan Hakları Kısa Film Yarışması'nda ikincilik ödülü kazandı ve 22 festivalden ödülle dönerek uluslararası başarı elde etti.

İzmir'de yaşayan film yapımcısı, yönetmen ve oyuncu Serhat Boylu, Hakkari, Şırnak, Bitlis, Van, Siirt ve Batman illerinin dağlarında yaşayan göçebe ailelerin hikayelerini anlattığı 'Koçer' adlı kısa filmiyle, 15. AB İnsan Hakları Kısa Film Yarışması'nda İnsan Hakları kategorisinde ikincilik ödülü kazandı. 317 başvuru arasından seçilen 20 finalist filmden biri olan Koçer, insan hikayelerini güçlü bir şekilde görünür kılan eserler arasında yer aldı.

DAĞLARDAKİ UNUTULMUŞ YAŞAMLAR
Diyarbakırlı olan ve 20 yıldır İzmir'de yaşayan Serhat Boylu, filmi çekmeye Hakkari ve çevresinde karşılaştığı insanlardan etkilenerek karar verdiğini anlattı. Boylu, çadırlarda kalıp hayvancılık yapan bu insanların peşine düştüğünü, görüşmeler yaptığını ve orada görünmeyen bir hayat, unutulmuş bir kültür olduğunu ifade etti. Yüzyıllardır atalardan torunlara aktarılan bu göçebe yaşamda, senede 4-5 kez yer değiştirildiğini, eğitim, ulaşım veya iletişimin olmadığını, sürekli dağlarda gezen 50'den fazla ailenin bulunduğunu belirtti.

ZORLU ÇEKİMLER VE KABUL SÜRECİ
Filmi altı ilin dağlarında çektiklerini ve çekimlerin yaklaşık 6 ay sürdüğünü dile getiren Boylu, sürecin zorluklarına değindi. Kendilerini dışarıya kapatan bu toplulukların onları kabul etmesinin zaman aldığını, dillerini bilmedikleri için tercümanlarla birlikte 14 kişilik bir ekiple gittiklerini anlattı. Gece konaklayamadıkları için akşamları şehir merkezine gidip sabah tekrar bölgeye dönmek zorunda kaldıklarını söyledi.

ULUSLARARASI BAŞARI VE GERÇEKLİK VURGUSU
'Koçer', 255 farklı festivalde gösterildi ve 22 festivalden ödülle döndü. İlk ödülünü 9. Güzelordu Film Festivali'nde alan film, 15. Avrupa Birliği İnsan Hakları Kısa Film Festivali'nden ikincilik ödülü kazandı; ayrıca Los Angeles, New York ve Hollywood kısa film festivallerinden birincilik ödülleri aldı. Boylu, jürilerin filmin kurmaca olduğunu düşündüğünü, ancak anlatılan her şeyin gerçek olduğunu vurguladı. Bu insanların kimliklerinin bile olmadığını, bazı erkek çocuklarına kimlik çıkarılırken kız çocuklarına çıkarılmadığını, sadece hayatta kalmak üzerine var olduklarını ifade etti. Hastalık veya cenaze durumlarında güzergahlarını bozmadıklarını, en yakın yere iki gün uzaklıktaysa hastayı tahta sedyelerle taşıdıklarını, cenazeleri güzergah üzerindeki köy mezarlıklarına gömdüklerini anlatarak, bu filmle çok farklı hayat hikayelerine dokunduklarını söyledi.
