Siyaset

Güney Kıbrıs'ın 'askeri üs' olma çabası beyhude: AK Parti'den sert tepki!

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin uluslararası anlaşmalarını ve askeri üs kurma çabalarını 'işgalcilik' olarak nitelendirip kınadı. Suriye'deki tehditlere değinen Çelik, bahis ve sanal kumarla mücadele vurgusu yaptı
DHA
DHA
3 dk Sesli Dinle 0
Güney Kıbrıs'ın 'askeri üs' olma çabası beyhude: AK Parti'den sert tepki!

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bazı ülkelerle imzaladığı münhasır ekonomik bölge anlaşmalarını ve bölgeyi askeri üs haline getirme çabalarını sert dille eleştirdi.

GÜNEY KIBRIS'IN HUKUKSUZ ANLAŞMALARI VE ASKERİ ÜS GİRİŞİMLERİ

Çelik, en son Lübnan ile yapılan anlaşmanın baştan sona hukuksuz olduğunu belirterek, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bu tür faaliyetlerinin işgalcilikten başka bir şey olmadığını vurguladı. Rum kesiminin, kendi bölgesini bazı ülkelerin askeri üssü ve karargahı haline getirme çabalarının beyhude olduğunu söyledi. Bu durumun Lübnan'da da tartışıldığını ve anlaşmanın Lübnan'ın deniz yetki alanlarında ciddi kayıplara yol açtığını belirtti. Bazı yorumcuların, Avrupa Birliği'nin 1 milyar Avro'luk yardım paketi üzerinden bu sürecin şekillendiğini iddia ettiğini aktaran Çelik, Rum kesiminin bu yardım paketi üzerinden Lübnan'ı istismar etmeye çalıştığı değerlendirmelerinin yapıldığını ifade etti. Avrupa Birliği Konsey Dönem Başkanlığı'nı üstlenecek olan Rum kesiminin, bu işgalci yaklaşımını genişletmeye çalışacağına dair haberlerin de çıktığını dile getirdi ve bunun gayrimeşru olduğunu açıkça belirtti.

SURIYE'DEKİ TEHDİTLER VE 10 MART MUTABAKATI

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye'deki durumla ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Suriye'nin üç önemli tehditle karşı karşıya olduğunu söyledi. Bunlardan birincisinin, Esad rejiminden kalan unsurların Lazkiye bölgesinde mevcut Suriye yönetimine karşı kalkışma planlaması olduğunu belirtti. Bu unsurların, Esad'ın katliamcı rejimini diriltmek isteyen yapılar olduğunu ve Suriye'deki Alevi ve Şii kardeşlerle karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. İkinci tehdidin ise güneyde Dürzi kardeşleri temsil etmeyen Siyonist yanlısı bir kanaat önderi olduğunu söyledi. Çelik, en esaslı konunun 10 Mart Anlaşması'nın uygulanması ve ardından silah bırakılması olduğunu belirtti. Teröre bulaşmamış silahlı unsurların Suriye ordusuna entegre olması da bu anlaşma çerçevesinde gerçekleşmeliydi. Anlaşmanın ikinci maddesinin Suriye Kürtlerinin hak ve hukuklarını koruduğunu, yedinci maddesinin ise her türlü bölünmeye ve ayrıştırıcı yaklaşıma karşı Suriye'nin birliğini savunduğunu hatırlattı. Ancak SDG'nin anlaşmayı uygulamaktan kaçınmasının başka bir niyeti net bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi. Terör örgütünün varlığının demokrasi gibi meşru kavramlarla maskelenemeyeceğini, bunun büyük bir yalan ve siyasi manipülasyon olduğunu ifade etti. Kürtlerin kazanımı gibi sunulan bu durumun, Suriye'deki Kürt kardeşlere yapılabilecek en büyük kötülük olduğunu belirtti. Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini savunduğunu, 'tek vatan, tek ordu, tek devlet' anlayışının önemli olduğunu vurguladı.

SANAL KUMAR VE BAHİS İLE MÜCADELE

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısında bahis ve sanal kumar meselesinin de ele alındığını belirten Çelik, bu durumun toplumu çürüten ve yozlaşmaya sürüklemeye çalışan ciddi bir tehdit olduğunu ifade etti. Bahis ve sanal kumarın adeta bir pandemi halini aldığını ve ülkemizin de bundan etkilendiğini, hatta bazı aile faciaları ve intiharların arkasında bu tür yanlışlıkların tespit edildiğini söyledi. Bu konuda en güçlü şekilde mücadele edileceğini, Cumhurbaşkanının talimatları doğrultusunda bir eylem planının olduğunu ve bunun daha sıkı takibiyle ilgili olarak partideki ilgili birimlerin üzerine düşeni yapacağını belirtti. Sanal kumar ve bahis gibi meselelerde tavizsiz davranılması gerektiğini vurgulayarak, bunun topluma dönük bir yozlaşma ve çürüme yayma girişimi olduğunu, milli güvenlik problemi ve ahlak problemi olarak görüldüğünü dile getirdi. Cep telefonları ve teknolojik imkanlar sayesinde bu tür zararlı içeriklere daha kolay ulaşılabilmesinin tehdidi artırdığını, bu nedenle hukuk çerçevesinde en sert ve tavizsiz mücadelenin verileceğini söyledi.

Bu Yazıyı Paylaş