Hakkı Öznur: CIA devrimcisi Selahattin Demirtaş PKK’LI bir teröristtir!
Hakkı Öznur, Selahattin Demitaş ve Meclis komisyon üyelerinin İmralı’ya gitmesi ile ilgili çok sert bir yazılı açıklama yayınlamıştır.

Ülkücü Hareketin tarihini yazan “Ortadoğu’nun Cahşları” kitabının da yazarı olan Ortadoğu ve bölücülük konusunda Türkiye’nin önde gelen uzmanlarından olan Hakkı Öznur, Selahattin Demitaş ve Meclis komisyon üyelerinin İmralı’ya gitmesi ile ilgili çok sert bir yazılı açıklama yayınlamıştır. Açıklamasında ABD, AB ve AHİM isteği ile Demirtaş’ın tahliye edilmesinin hayra değil şerre hizmet edeceğini Demirtaş’ın Soros çocuğu ve CIA devrimcisi olduğunu söylemiştir.
Açıklamasında 1 yıl önce “Demirtaş teröristtir Soros beslemesidir. DEM kapatılmalıdır “diyen bazı siyasilerin şimdi “tahliyesi hayırlı olur” açıklamalarını da eleştirmiştir.
Hakkı Öznur açıklamasında 6-9 Ekim 2014 Kobani provokasyonlarının küresel bir senaryo dahilinde Washington’da planlandığını ardından, İmralı, Kandil ve HDP üçlüsünün Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak için her türlü provokatif açıklamaları yaptıklarını ve kanlı olayların meydana gelmesinde başrolü oynadıklarını anlatıyor.
Öznur yazısında, terörist başı Öcalan’ın ve ardından terör örgütü KCK’nın PKK’lı militanlara “sokaklara çıkın, eylemler yapın” talimatı verdiğini HDP Eş başkanı, “CIA devrimcisi” Selahattin Demirtaş’ında bir plan dahilinde provokatörlük yaptığını PKK uzantısı HDP’nin, PKK‘lı vandallara, katillere, çetelere açık destek verdiğini bir beşinci kol hareket olduğunu söylüyor.
Öznur açıklamasında yine şunları söylüyor:
Ayn el Arap (Kobani) provokasyonun başrolünde olan NATO’cu / Amerikancı Selahattin Demirtaş’ta bir CIA çalışmasıdır. DEM, Amerikancı solcuların, CIA devrimcilerinin, AB ve İsrail muhibi çevrelerin üssüdür. HDP/ DEM parti değil; ajan-provokatör karanlık ve kirli bir yapıdır DEM NATO merkezli gladyo tarafından yönlendirilmektedir. HDP ve devamı DEM bir PR çalışması ve küresel bir projedir.
DEM parti değil, iç savaş örgütüdür. küresel güçlerden emir ve talimat almaktadırlar CIA’nın devrimcileri, Soroscular, etnik ve mezhep ayrımcılığı yapanlar, Türkiye’yi iç savaşa sürüklemeye çalışan çevreler, hepsi tam kadro DEM içinde toplanmışlardır. DEM, ideolojik ajanların, etki ajanlarının büyük rol aldığı bir yapıdır.DEM kâfir PKK/KCK zihniyetine hizmet eden seküler-Stalinist bir yapıdır.
Hakkı Öznur’un yazılı açıklamasının tam metni:
6-9 EKİM 2014 KOBANİ OLAYLARI, KÜRESEL BİR SENARYO
Türkiye’yi de içine alan Irak ve Suriye senaryoları, ilk olarak 28 Ekim 2013 günü ABD’deki ilk Kürt Konferansı’nda ele alınmıştır. İkincisi ise Washington’da düzenlenen “Kürt Konferansı”, 26-27 Eylül 2014 günlerinde National Press Club’da yapılmıştır. Bu kirli ve karanlık toplantının konusu, Türkiye ve Ortadoğu’ydu.
Washington ve Pentagon’da da her ülke ile ilgili özel birimler, özel çalışma ofisleri vardır. Ancak, CIA ve Pentagonun yakından ilgilendiği en büyük birimlerin üzerinde çalıştığı tek yer Türkiye’dir.
İlk hedef, Türkiye’nin istikrarsızlaştırılmasıdır. CIA istasyon şeflerinin organize ettiği Neoconların destek verdiği bu küresel destekli bölücü toplantılara ABD, İsrail, AB ile yakın ilişkileri olan HDP ve Ortadoğu’daki Kürtçü örgütlerin temsilcileri de katılmıştır.
6-9 Ekim 2014 “Ayn el Arab” (Kobani) senaryosu, HDP ve bölücü örgütlerin ABD ziyareti sonrası hemen hayata geçirilmiştir. Ayn el Arap (Kobani) senaryosu, Washington’da masaya yatırılmış, ardından stratejik maşa piyon PKK/HDP tarafından sahneye konmuştur. HDP heyetinin, ABD’de katıldıkları karanlık toplantıların ve yaptıkları kirli ve gizli toplantılarının ardından Türkiye’ye döndükten sonra Ayn el Arap (Kobani) provokasyonları sahneye konmuştur.
CIA ile bağlantılı Avrupa Gladyosu, PKK/KCK’ya ve bir küresel proje olan ajan provokatör HDP’ye “Türkiye’yi karıştırın, sokakları kan gölüne çevirin” talimatı vermiştir. Kobani olayları ise Washington ve Avrupa merkezlidir. Türkiye’nin, Kobani senaryosuyla karıştırılması hazırlanan senaryolarda vardı.
WASHİNGTON HDP İÇİN “BİZİM PARTİ”, “SELO” İÇİN “BİZİM ÇOCUK” DİYOR
Küresel bir proje olan HDP’nin çete başısı Demirtaş, kısa bir süre önce Amerika’ya gitmişti. HDP’nin ABD temaslarında, Washington kendi projeleri olan HDP için “bizim parti” muamalesi yapmıştır. HDP Eş Başkanı sıfatını taşıyan Selahattin Demirtaş için Washington çevrelerinde “bizim çocuk” denilmektedir.
Amerikancıların, AB’cilerin, küresel güçlerin sahip çıktığı, destek verdiği, özellikle “CIA devrimcilerinin” öve öve bitiremediği Demirtaş’a ve HDP/DEM ‘e, neden emperyalist ABD, AB ve terör rejimi İsrail’in destek verdiği, Kobani provokasyonuyla ortaya çıkmıştır.
ABD’de CIA istasyon şefleri ile , Neoconlarla sık sık bir araya gelen Brüksel’de, Paris’te, Cenevre’de, Oslo’da. Batılı istihbarat çevrelerinin elemanlarıyla, diplomatlarıyla, hükümet yetkilileriyle görüşen, temaslarda bulunan, Londra’da Avam kamarasını ziyaret eden burada konuşan ,İngiliz gizili servisinin himayesinde Türkiye aleyhine toplantılara katılan , Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ Türkiye’yi, ABD’nin AB nin denetlemesini yönlendirmesini istemişlerdir,
ABD/ NATO, Türkiye’ye müdahale etsin diyen HDP zihniyeti gömleklerinin, montlarının kolunda ABD bayraklı amblemler taşıyan PKK/PYD çetelerine sırtlarını dayadıklarını açıkça ifade etmişlerdir.
KOBANİ OLAYLARININ TALİMATINI, İMRALI’DAN ÖCALAN VERMİŞTİR
PKK için Kobani, çok önemliydi. Zira siyasi stratejisini kantonlar üzerinde oluşturmuş bir PKK vardır. Kızıl, Stalinist terör örgütü KCK, kent ayaklanmaları gerçekleştirip Türkiye içinde Kobaniler oluşturmayı planlamaktaydı.
PKK lideri İmralı’dan Abdullah Öcalan, “Ya müzakere ya kıyamet” diyerek Kobani provokasyonlarını başlatmıştır. Terör eylemlerinin yoğunlaşma talimatını terörist başı Öcalan vermiştir. İmralı’dan Kobani’yi bahane ederek “topyekûn savaş ve ayaklanma” talimatı veren Öcalan’ın direktifleri üzerine HDP/PKK çeteleri harekete geçmiş, önce 6-9 Ekim’de yağma, talan ve şiddet eylemlerini yapmışlardır.
Abdullah Öcalan kendisini ziyaret eden HDP heyetine “Kobani düşerse çözüm süreci biter.” diyerek ilk sinyali vermişti. Terör olaylarını yönlendiren Öcalan’ın kendisiydi. Eylem talimatları çok önceden Öcalan tarafından verilmiştir.
6-9 Ekim’de yaşanacak olaylarla ilgili ilk açıklama 6 Ekim günü İmralı’da Öcalan’la görüşen kardeşi Mehmet Öcalan’dan geldi. 6 Ekim akşamüstü PKK’nın haber ajansı ANF sitesinde Mehmet Öcalan’ın ağzından Öcalan’ın şu sözleri yansıdı:
“ Kürtlerin yaşadığı bölgede herkes Kobani için sokaklara çıkmalıdır. Sadece Suriye değil, Türkiye’de ve tüm yörelerdeki Kürtler büyük savaşa hazır olmalı ve buna göre yaşamını ayarlamalıdır”.
CIA Devrimcisi Demirtaş “Kobani’de durum son derece kritiktir. halklarımızı sokağa çıkmaya ve sokağa çıkmış olanlara destek vermeye çağırıyoruz” demiştir.
SELAHATTİN DEMİRTAŞ, WASHİNTON’DA CIA İSTASYON ŞEFLERİ İLE GÖRÜŞMÜŞTÜR
Kobani tartışmaları devam ederken Selahattin Demirtaş’ın başkanlığındaki 6 Ekim 2014 tarihinde gerçekleştirilen MYK toplantısı ve yapılan açıklamanın zamanlaması da birçok soruyu beraberinde getirdi. HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş 22 Eylül 2014 tarihinde Washington’a gitmiş ve 1 Ekim’e kadar süren bir dizi temasta bulunmuştu. Demirtaş kapalı kapılar ardında ABD Dışişleri ve Hükümet temsilcileriyle görüşmeler yapmıştır.
KCK/HDP’nin meselesi, Kobani değildi. Kobani bahanesiyle ayaklanma gerçekleştirmek, Türkiye’yi iç savaşa sürüklemekti. Amerikan emperyalizminin piyonları KCK ve HDP, Ayn el Arab (Kobani) ile ilgili yandaşlarına “sokaklara dökülün” diyerek ayaklanma çağrısı yapmıştır. Küresel senaryonun piyonu olan PKK/HDP, Türkiye’nin bütün sokaklarını savaş alanına çevrilmesi şehirlerin ateşe verilmesi, ülkenin kan gölüne dönmesi için kendilerine verilen talimatları yerine getirmişlerdir.
NATO’CU HDP, İÇ SAVAŞ ÇAĞRISI YAPMIŞTIR
ABD dönüşü sonrası HDP heyeti, peş peşe toplantılar yapmıştır. 6 Ekim 2014’te Halkların Demokratik Partisi (HDP), Parti Meclisi ile MYK toplantısını yaptı. HDP eş genel başkanları iki baş provokatör, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başkanlığındaki toplantı sonrası sokaklara çıkın çağrısı gelmiştir. MYK sonrası yapılan yazılı açıklamada, Ayn el Arap (Kobani) ile ilgili aldıkları provokatif kararı kamuoyuna açıkladılar. Ve alınan kışkırtıcı karar sonrası tüm taraflarını sokağa çıkardılar.
Çağrı, HDP’nin Twitter hesabından şöyle paylaşıldı:
“Şu anda toplantı halinde olan HDP MYK’dan halklarımıza acil çağrı! Kobani’de durum son derece kritiktir. Halklarımızı sokağa çıkmaya ve sokağa çıkmış olanlara destek vermeye çağırıyoruz”
“Halklarımıza Acil Eylem Çağrısı” başlığı taşıyan açıklamada, “Kobani’de yaşanan katliam girişimine karşı 7’den 70’e bütün halklarımızı sokağa, alan tutmaya ve harekete geçmeye çağırıyoruz.. Bundan böyle her yer Kobani’dir. Kobani’deki kuşatma ve vahşi saldırganlık son bulana kadar süresiz direnişe çağırıyoruz.” denildi.
HDP MYK kararı sonrası sokaklara çıkan PKK’lı vandallar, şehirleri, yaktılar yıktılar, suikastlar yaptılar, insanları hunharca katlettiler. Amerikan emperyalizminin piyonu KCK ve HDP, yandaşlarına “sokaklara dökülün” diyerek “ayaklanma çağrısı” yapmıştır. Küresel senaryonun piyonu olan PKK/HDP, Türkiye’nin bütün sokaklarını savaş alanına çevrilmesi, şehirlerin ateşe verilmesi, ülkenin kan gölüne dönmesi için kendilerine verilen talimatları yerine getirmişler, her türlü kışkırtıcı çağrıyı yapmış, kendileri de meydanlara çıkarak bölücü eylemlere destek vermişlerdir.
Hendek kazan, barikat kuran, patlayıcı döşeyen, cami yakan barbarları HDP’li hainler kahraman ilan ettiler. PKK’lı Vandalları adeta kutsadılar. Vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlayan güvenlik güçlerine “PKK, sizi tükürüğüyle boğar” dediler.
PKK’LI VANDALLAR SOKAKLARI KAN GÖLÜNE ÇEVİRDİ
Olayların fitilini PKK ve HDP eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yaptığı çağrılar ateşledi. HDP Merkez Yürütme Kurulu’nun 6 Ekim 2014’teki olağan toplantısının ardından yapılan çağrıların ardından başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki iller olmak üzere birçok kentte terör örgütü yandaşları, çok sayıda iş yeri, araç, kamu binası, okul, Kur’an kursu, dershane ve yurt binasına zarar verdi. Olaylarda, 2 polisimiz şehit oldu, 53 kişi hayatını kaybetti.
Washington’un düğmeye basmasıyla ABD, AB uşağı PKK/HDP, 35 ilimizde militanlarını, yandaşlarını sokaklara dökmüştür. Bölücü militanlar, ülkemizi iç savaşa sürükleyecek kanlı provokasyonlarda bulunmuştur.
Sözde terör örgütü, sözde Kobani’ye destek eylemi adı altında Diyarbakır’da, Hakkâri’de, Ağrı’da Atatürk heykellerini parçaladılar, Diyarbakır’da, Hakkâri’de, Ağrı’da, Şırnak’ta İstanbul’da, İzmir’de Türk bayrağını yaktılar Diyarbakır’da, Bingöl’de, Yüksekova’da, askerimizi, polisimizi şehit ettiler.
CIA devrimcisi, sosyalist ağaların yönettiği HDP, MYK kararı sonrası sokaklara çıkan PKK’lı vandallar, şehirleri yaktılar, yıktılar, suikastlar yaptılar, insanları hunharca katlettiler.
“CIA DEVRİMCİSİ” DEMİRTAŞ, PKK’LI HAİNLERE, ÇETELERE SAHİP ÇIKMIŞTIR
KCK/HDP’nin çağrısı ile Türkiye’nin birçok ilinde ortalığı yangın yerine çeviren PKK’lı militanların, canilern, provokatif eylemlerine kamuoyundan büyük tepki gelince, baş provokatörlerden Demirtaş “provokasyon” söylemine sığındı. Kobani bahanesiyle PKK/HDP’li azgın çeteleri alanlara çağırdıktan sonra bir hafta vandalların , çetelerin saldırılarını izleyen HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Diyarbakır’da düzenlediği toplantıda, olaylardan sorumlu olmadıklarını söyleyerek kendilerini temize çıkarmaya çalıştı.
Bayrağımız, okullarımız, camilerimiz, kutsal kitabımız Kuran – ı Kerim, müzelerimiz, iş yerleri, kamu binaları PKK’lı vandallar tarafından yakılırken, insanlar sokak ortasında, kızıl komünist PKK’lı çeteler tarafından hunharca katledilirken, sokağa çıkma çağrılarını sürdüren, PKK’lı çeteleri koruyan HDP idi. HDP’li Selahattin Demirtaş, “Son sözü Öcalan söyler” diyordu.
6 Kasım 2014 günü, PKK yandaşı Özgür Gündem gazetesinde yer alan açıklamasında Selahattin Demirtaş, “6-7 Ekim direnişi meşru ve haklı bir direniştir. Kobani’yi kurtarmak için yapılmış en önemli ve en doğru hamledir. Kobani düşseydi, zaten Sayın Öcalan ve PKK, süreci bitirecekti. Öcalan, ‘süreç devam ediyor’ dediği müddetçe KCK gereklerini yerine getirir” şeklinde konuşmuştur.
Her türlü şiddete başvuran, yağmacı, talancı, katil, PKK çetelerine sahip çıkarak ve onlara “şiddete başvurmadıkları teşekkür ederim” diyerek, pişkinlikte zirveye oynayan Selahattin Demirtaş, kendisine verilen rolü çok iyi oynayarak “sokak eylemlerinde HDP yer almamıştır” diyerek nasıl bir adi yalancı olduğunu ortaya koymuştur.
CIA Devrimcilerinden Demirtaş’a sormak lazım: Peki kim yaktı? Türk bayrağını, Atatürk büstlerini, okulları, kütüphaneleri? Sokakları savaş alanına kim çevirdi? Kalkışma peşinde kim koştu? Bingöl’de polislerimizi kim şehit etti? İnsanların binalardan atıp, kafasını taşlarla ezip, sonra yakıp sokağa kimler bıraktı?,
Selahattin Demirtaş’ın, sahip çıktığı PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H kandilden emir ve talimat alan ajan/provokatör örgüttür. PKK’lı nekrofiller, Diyarbakır’ı, Batman’ı, Mardin’i, Siirt’i, Şirnak’ı, Muş’u, Urfa’yı, Ağrı’yı, Van’ı Adana’yı, Antep’i, İstanbul’u, İzmir’i yaktı, yıktı. Kur’an kurslarına, camilere, kütüphanelere saldırdı. Devrimci – bölücü sokak çeteleri, Kur’an’ı Kerim’leri yerlere atmışlar ve necis ayakları ile tekmelemişlerdir.
Sadist ruha sahip Kızıl stalinist terör örgütü PKK, kendisine muhalif olan insanları balkonlardan aşağı atıyor, olmadı arabalarla eziyor, olmadı kafalarını taşlarla eziyor, kinleri dinmeyince, bir de yanlarına getirdikleri benzin bidonlarıyla masum insanların cesetlerini yakıyorlardı.
Derin sol örgütler, bölücüler, beşinci kol gruplar, Türkiye’yi kaosa sürüklemek için meydanlara çıkmışlardı. Dışardan talimatlı ve yönlendirilmeli etki ajanlarının da devreye girmesi ile bilinçli tahrikler ile toplum büyük bir gerilime ve kutuplaşmaya götürülmeye çalışılmıştır.
KCK: ŞEHİRLERİ ELE GEÇİRİN, ÖZ YÖNETİM İLAN EDİN
6 Ekim’de terör örgütü PKK; “Kobani ile başlayan devrim dalgası tüm Kürdistan’a yayılmalı ve bu temelde Kürt gençliğinin ayaklanması çağrısında bulunuyoruz” çağrısı yaptı.
Terör örgütü PKK’ nın 7 Ekim sabahı saat 08.50’de ANF’de yayınlanan çağrısı açık bir şiddet çağrısıydı:
“Tüm sokaklar, Kobani sokaklarına dönüştürmeli, Bu saatten itibaren milyonlar, sokaklara akmalı, sınır, insan seline dönüşmelidir. Her Kürt eyleme geçmelidir.”
Terör örgütü PKK/KCK, “Kentleri yaşanamaz hale getirin” vurgusu ile iç savaş çağrısı yapmıştır. KCK Yürütme Konseyi üyesi ve Halk Savunma Merkezi (HPG)’nin başında, PKK’nın Kandil Dağı’ndaki yöneticilerinden, Mossad ile ilişkisi de olan Murat Karayılan, 12 Ekim 2014 günü Türkiye içindeki örgüt üyelerine telsizle ‘“Halk başkaldırıya devam etsin. Toplumsal güçler ile mahallelerde kontrol sağlanmalı. Şehirleri değil mahalleleri ele geçirsinler. Türkiye’yi başlarına yıkabilecek güç ve kudrete sahibiz.” demiştir.
PKK’nın asayiş birimi dediği (YDG-H) isimli terör yapılanması 6-9 Ekim Olayları’nın ardından Diyarbakır Valiliği’nin aldığı sokağa çıkma yasağına karşı “YDG-H olarak faşist T. C devletinin tüm kolluk güçlerine sokağa çıkma yasağını biz ilan ediyoruz. Sokağa çıkanlar hakkında devrimci müdahale ve işlem yapılacaktır. İşgalci T. C devletinin tüm kurum ve kolluk güçleri, Kürdistan’ı derhal terk etmeliler.” diyerek devlete meydan okumaya kalkmıştır.
6-9 Ekim saldırılarının gerçekleşmesinden kısa bir süre sonra Özgür Gündem’de yayınlanan makalesinde, KCK Yürütme Konseyi üyesi Mustafa Karasu, “6-8 Ekim tarihi devrimci serhıldanları çok haklıdır. Eylemlerimiz devam edecektir ” diyerek saldırıları sahiplenmiştir.
KCK Eş Başkanı, Ermeni kökenli ‘Bese Hozat’ kod adlı Hülya Oran ise Kobani ateşinin Türkiye’yi saracağını belirterek “Kobani’de yaşanan savaş kesinlikle Türkiye’yi de vuracaktır” diyerek olayların mesajını veriyordu.
HENDEK VE BARİKATLAR KANDİL’DEN PLANLANDI
7 Haziran 2015 seçimlerinden 1 ay sonra HDP’nin özerklik ilanlarıyla destek verdiği terörde, Doğu ve Güneydoğu’daki birçok il ve ilçe harabeye dönmüştü. Terör örgütü PKK, çatışmaları şehir merkezlerine taşıdı. Kazılan hendekler ve kurulan barikatlar nedeniyle bölge kan gölüne dönmüştür.
2014 sonlarından itibaren PKK/PYD, 2000 civarında militanını Kürt – Türk çatışması çıkarıp ülkemizi iç savaşa sürüklemek için sınırlarımızdan içeriye sokmuş ve Hendek terörünü çıkartmıştır.
HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ (Ayn el Arap) temaslarının ardından 19 Temmuz 2015 günü Suruç ilçesinde katıldığı programda “biz sırtımızı Rojava'ya, Kobani’ye, yaslıyoruz. Biz sırtımızı YPJ'ye, YPG'ye ve PYD’ye yaslıyoruz bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz. Sırtımızı kime yasladığımızı söylüyoruz, bundan sonra da yaslamaya devam edeceğiz." diyerek terör örgütlerine olan desteklerini ilan etmiştir.
HDP’ li vekiller ve yöneticiler gittikleri il ve ilçelerde şu alçakça ifadeleri kullanmışlardır:
PKK sizi tükürüğü ile boğar, Türk bayrağı faşizmin bayrağıdır, Katil Türk Ordusu Kürdistan’dan defol, önderimiz Öcalan, vur gerilla vur Kürdistan’ı kur
22 Temmuz 2015 tarihinde Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde PKK terör örgütü tarafından iki polisimizin evlerinde enselerinden vurularak şehit edilmiş, ardından özyönetim ilanı, hendekler, barikatlar karşımıza çıkmıştır.
PKK “öz yönetim” ve “özerklik” ilanında bulunuyor. PKK/ KCK 9 il ve ilçede özerklik ilanı yaptı. PKK’nın silahlı kolu HPG’nin başındaki isim Mossad’ın adamı, Murat Karayılan, Amerika’nın Sesi’ne “HDP’ye ve Kürtlere siyasi soykırım yapılmıştır. Türk devleti, Kürdistan’dan defolup gidecektir. Öz yönetim ilanı bağımsız Kürdistan’a giden yolda önemli bir girişimdir.” demiştir.
12 Ağustos 2015 tarihinde KCK, “Kürdistan halkı için öz yönetimden başka bir seçenek kalmamıştır” ifadesi kullanarak, yandaşlarına ‘Öz yönetim ilan edin’ talimatı vermiştir.
Açıklamanın ardından Hakkari, Batman illeri ile Hakkari’nin Yüksekova, Muş’un Varto ve Bulanık, Van’ın Edremit ve İpekyolu, Diyarbakır’ın Sur, Silvan, Lice, Ağrı’nın, ve Bitlis’in bazı ilçelerinde de HDP/DBP ve PKK’lı çeteler, vandallar “öz yönetim” ilanı yaptı.
ABD ve Avrupa ülkelerinin PYD’ye verdiği ağır silahlar hendek çatışmalarından 8 ay önce Türkiye’ye sokulmuştur. YPG’ye verilen ABD silahları sınırdan geçirilerek, PKK’nın Türkiye’deki birimlerine verildi. Askerlerimizi, polislerimizi mayınlı tuzaklar kurarak şehit eden terör örgütü militanlarına Alman, İsrail, İngiliz ve CIA elemanları, Suriye’de ve Irak’ın kuzeyinde eğitim vermiştir.
Suriye iç savaşında yer alan PKK’lılar, Kobani dümeni altında rahatça topraklarımıza girdiler, şehir savaşlarına hazırlık yaptılar. Topraklarımıza sokulan EYP’ler Kobani’de hazırlanmıştır. PKK/PYD’nin kullandığı EYP’ler, Suriye’nin kuzeyinde ABD ve koalisyon güçlerinin koruması altındaki PYD bölgelerinde üretilmiştir.
Terör örgütü PKK/KCK tonlarca bomba patlattı, NATO silahlarıyla, ağır silahlarla, (BKC – Biksi) roketatarlarla, doçkalarla güvenlik güçlerine saldırdılar. Suriye’de PYD’ye verilen silahlar Türkiye’de sivil halka ya da polise, askere karşı kullanılmıştır. ABD’lilerin Kobani’de eğittiği teröristler Suriye’de PYD, Türkiye’de ise PKK, YDG-H olarak terör estirmişlerdir.
Suriye’nin kuzeyindeki kentlerde çatışmış profesyonel teröristler, yerel unsurlardan oluşturulmuş olan YDG – H gruplarının başına geçirilmiştir. Kandil ve Kobani’den kent merkezlerine sızdırılan terörist gruplar çatışmaları yönetmişlerdir. Meskun mahal savaşında deneyimli olanlar ve özellikle de keskin nişancılar, Kobani’den sonra PKK’nın belirlediği strateji çerçevesinde Türkiye’ye geçmişlerdir.
Kobani’den ve Kandil’den gelen PKK’lılar ‘keskin nişancı’ olarak kullanılmıştır. Suikast silahı Kanas ve Rus yapımı, uzun namlulu, suikast silahlarını çok rahat kullanan örgüt mensupları bölgeyi kan gölüne çevirmiştir. Hendek ve barikatlar nedeniyle çatışmaların yaşandığı eylemlerin yapıldığı yerler, HDP’nin en güçlü olduğu yerlerdir.
PKK, bir plan ve program dahilinde bu eylemleri organize etmiştir. Hendeklerin önünde “Keleştir silahımız, Nevruzdur bayrağımız. PKK’dır partimiz, TC’dir rakibimiz” denilerek Türkiye’ye kin kusulmuştur.
SELAHATTİN DEMİRTAŞ, HENDEK VE BARİKATLARA SAHİP ÇIKMIŞTIR
Demirtaş, HDP ve Kandil’e bağlı PKK’lı çetelerin işlediği cinayetlerin üzerini örtmeye çalışmıştır. Demirtaş, teröristlerle mücadele eden güvenlik güçlerimize saldırmış, hendek kazan, barikatlar kuran PKK’lı teröristlere sahip çıkmıştır.
DBP / DEM kongrelerinde toplantılarında, çatışmalarda öldürülen vatan haini teröristler için saygı duruşu yapılmaya devam ediliyor. Onlar için “devrim şehidi” deniliyor. Terör örgütünün marşları söylenmeye devam ediyor.
Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren işgalci. talancı katil katliamcı ,insanlık düşmanı ABD ordusuna selam duran Habur’dan geçen CIA peşmergelerini görünce “yaşasın Amerika Yaşasın Obama” sloganları atan ABD işbirlikçisi DEM ve yandaşları Türkiye’ye karşı ABD emperyalizminin yanında yer tutan vatan hainleridir. Bunların alayı ABD ,AB , İsrail uşağı ve Türkiye düşmanıdır.
1181 VATAN EVLADI, PKK TARAFINDAN ŞEHİT EDİLMİŞTİR
Güvenlik güçlerimiz ile terör örgütü PKK militanları arasındaki çatışmalar, 2015/2016 kış aylarında iyice tırmandı. Bu dönemde çatışma PKK’nın gençlik yapılanmasının barikat ve hendekler vasıtasıyla hâkimiyet kurmaya çabaladığı bazı kentsel ilçelere sıçradı. PKK’nın dağ kadroları, şehirlere ve ilçelere inerek, eylemlere yön vermişlerdir
20 Temmuz 2015’te başlayan terör eylemlerinde 779 asker, 296 polis 106 korucu, güvenlik görevlisi şehit edildi. Terör saldırılarında 4 binin üzerinde güvenlik görevlisi ve 2 binden fazla vatandaş yaralandı.
El yapımı patlayıcı (EYP) saldırıları sonucu 515 vatan evladı şehit düşmüştür. Kentsel yerleşim alanlarındaki PKK’lı keskin nişancıların ateş açması sonucu 46, roket güdümlü el bombası veya roketatar sonucu 88 vatan evladı şehit düşmüştür.
KÜRESEL GÜÇLER DEMİRTAŞ’IN TAHLİYE EDİLMESİ İÇİN BASTIRIYOR
Ankara Başsavcılığı, 1.ihanet sürecinin devam ettiği o dönemde, HDP MYK üyeleri hakkında soruşturma açtı ve milletvekili olan isimlerle ilgili fezleke hazırlayarak Meclis’e gönderdi.
Aynı dönemde dokunulmazlıkların kaldırılması da gündeme geldi. Demirtaş hakkındaki 31 nolu fezleke, Kobani olayları ile ilgiliydi. Dokunulmazlıkların kaldırılmasından sonra “terör örgütü üyeliği, yöneticiliği” suçlamasıyla bu fezlekeden de işlem yapıldı. Diyarbakır Başsavcılığı, Ankara’dan gelen fezlekeyi diğer fezlekelerle birlikte iddianameye dönüştürdü. Ancak bütün bu gelişmelerden yıllar sonra, 30 Aralık 2020’de, 108 sanık hakkında ayrı bir Kobani davası açıldı.
Açılan davalarda Demirtaş, "silahlı terör örgütü kurma ya da yönetme", "terör örgütü propagandası yapmak", "suçu ve suçluyu övme", "halkın kin ve düşmanlığa alenen tahrik", "halkı kanunlara uymamaya tahrik etme", "suç işlemeye alenen tahrik", "kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret", "Cumhurbaşkanına hakaret", "terör örgütü propagandası yapma", "Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma", "halkı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne kışkırtma", "kamu görevlisi aleyhine iftira", "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini alenen aşağılama", "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve devletin kurum ve organlarını alenen aşağılama", "yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama" suçlarından yargılandı, yargılanıyor...
Demirtaş, HDP Eş Genel Başkanı olduğu dönemde, 4 Kasım 2016'da, Diyarbakır'da gözaltına alınarak tutuklandı ve Edirne F Tipi Cezaevi'ne konuldu. Aynı gün, Eş Genel Başkan Figen Yüksekdağ, HDP milletvekilleri Selma Irmak, Ferhat Encü, Gülser Yıldırım, Leyla Birlik, Nursel Aydoğan, İdris Baluken, Ziya Pir, Sırrı Süreyya Önder, Faysal Sarıyıldız, İmam Taşçıer, Abdullah Zeydan, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel de gözaltına alındı. Yüksekdağ, Irmak, Encü, Baluken, Zeydan, Tuncel de tutuklanan isimler arasında yer aldı.
İKİ YÜZLÜ POLİTİKA İKİ YÜZLÜ POLİTİKACILAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem yaptığı konuşmalarda, 6-8 Ekim 2014’teki Kobani olaylarından Selahattin Demirtaş’ı sorumlu tutmuştu. Demirtaş’ın halkı sokağa dökerek olaylara neden olduğunu iddia etmişti.
AKP İktidarının "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreç devam ederken, Edirne F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda yatan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın olası tahliyesi gündemdeki yerini koruyor.
Grup toplantısının ardından bir gazetecinin "Anayasa Mahkemesinin Selahattin Demirtaş ile ilgili kararını" sorması üzerine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Sayın Selahattin Demirtaş hukuki yoldan sonuca ulaşmıştır, tahliyesi Türkiye açısından hayırlara vesile olacaktır" yanıtını vermesi bölücü DEM Parti çevrelerinde geniş yankı buldu.
Grup toplantısında Çağrıda bulunan Bahçeli, "Meclis’te kurulan Komisyon’dan seçilecek milletvekillerinin İmralı’ya giderek ilk ağızdan ve ilk elden ihtiyaç duyulan mesajları alması süreci çok daha güçlendirecektir. Milliyetçi Hareket Partisi böylesi bir heyete katılmaya hazırdır" ifadelerini de kullandı.
Selahattin Demirtaşta yayımladığı mesajda MHP lideri Devlet Bahçeli'ye teşekkür ederek; "Tabuları yıktı, korkulara teslim olarak barışın inşa edilemeyeceğini gösterdi!" ifadelerini kullandı. Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman, AİHM’nin ihlal kararının kesinleşmesinin ardından müvekkilinin tahliyesi için mahkemeye başvuruda bulunduklarını açıkladı.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Bahçeli’ye teşekkür ederek, “Çok doğru söylemiş. Değil bir gün, değil bir saat, bir dakika, bir saniye geçirmeden başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ eş genel başkanlarımız olmak üzere bütün arkadaşlarımızın özgürlüğüne kavuşması gerekiyor, serbest bırakılmaları gerekiyor" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 4 Kasım 2025 günü MHP grup toplantısında "Bugüne kadar İmralı sözünü tutmuş, yaptığı açıklamaların arkasında durmuştur. MHP, İmralı'ya gitmeye hazırdır." demiş daha sonra gazetecilerin Demirtaş ile ilgili sorularına “tahliyesi hayırlı olur” diye cevap vermişti.
ERZURUM’DA İP ATIYOR, ANKARA’DA “KURUCU ÖNDER”DİYOR, UMUT HAKKINDAN BAHSEDİYOR
Türkiye'de ilk kez bir Parti Genel Başkanı miting kürsüsünden vatandaşların üzerine idam ipi atmıştı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 30 Haziran' 2007 günü Erzurum mitinginde, yanında getirdiği idam ilmeğini çıkarıp, “İp alacak paran yoksa al da as” diyerek vatandaşların üzerine atması, hala bu gün bile konuşulmaktadır.
Bundan 18 yıl önce Başbakan Tayyip Erdoğan, Yozgat ve Çorum mitinglerinde MHP'ye yüklenmiş ve “Şimdi el altından terörist başı hakkında idam kararı varmış da biz idam etmemişiz gibi takdim ediyorlar. Bölücü başını kendilerine teslim ettiklerinde İmralı'da odasını hazırladılar” demişti.
Bahçeli, başkanlık divanı üyelerinden bile sakladığı ip atma olayı için Özel Kalem Müdürü Ömer Karakaş ve Koruma Müdürü Selim Akay'dan 2 metrelik ip alıp getirmesini istedi. Bunun üzerine Erzurum'da kilosu 4 YTL olan ip alındı. Bahçeli otobüsün üzerine çıkarken ip de koruması Selim Akay tarafından otobüsün üzerine çıkarıldı. Bahçeli, konuşmasına başladı. Bahçeli şunları söylemişti:
O dönem 129 milletvekili olan MHP'yi, 'Neden asmadın?' diye suçluyorsun.
Allah'tan korkmaz adam, kalkıp niye MHP'ye hakaret ediyorsun. Eğer Meclis'te tek başına bir iktidar ve senin kadar çoğunluk olsaydı, o zaman görecektin asılıp asılmadığını. Ama astırmadılar, engel oldular. Sen niye asmıyorsun? Oğluna gemi alacak kadar paran var, asacak kadar ip mi bulamıyorsun?"
Ardından korumasına dönen Bahçeli, “Ver şu ipi” dedikten sonra, “Al da as” diyerek ipi kalabalığın üzerine fırlattı.Devlet Bahçeli'nin, Öcalan'ı Asın Diye Ortaya ip Atması Üzerine DTP’li milletvekili Sırrı Sakık Bahçeli'ye “assan assan öcalan'ın paltosunu asarsın' “demişti..
Aynı Devlet Bahçeli ,Selahattin Demirtaş için 23 Haziran 2020 günü 5.5 sene önce , Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Anayasa Mahkemesinin eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verdiği karara ilişkin şunları söylüyordu:
En son, terörist (Selahattin) Demirtaş ile ilgili hak ihlali kararı verilmesi, üstelik Türk devletinin 50 bin lira tazminat ödemesine hükmedilmesi haklı olarak vicdanları sızlatmıştır. Adalet suçu aklamak, suçluyu temize çıkarmak değil, hak ve hukuk neyi öngörüyorsa aynen yapmaktır.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 8 Temmuz 2020 günü 81 il teşkilatına gönderdiği genelgede Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın tutukluğu hakkında "Türkiye'yi kaosa ve kışkırtmaya sürükleyen teröristin kim olduğu bilinmektedir, cezaevinde bulunması hukukun bir ölçütüdür." ifadelerini kullanmıştır.
Devlet Bahçeli sert sözlerle yüklenmişti:
Kışkırtmasıyla halkı sokağa döken, Türkiye'yi karıştırmak ve kaosa sokmak niyetini aleni şekilde izhar eden terörist bilinmektedir. Söz ve eylemleriyle kuşkuya yer bırakmayacak düzeyde PKK'nın emellerine hizmet ettiği tevsik ve tescil edilmiş bu teröristin cezaevinde bulunması demokrasi adabının bir gereği, adalet ve hukuk ölçülerinin bir gerçeğidir .
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’nin 27. Dönem 4. Yasama Yılı'nın ilk grup toplantısında 6 Ekim 2020 günü Demirtaş için şunları söylemişti.
“6-8 Ekim olaylarıyla ilgili yürütülen soruşturmanın ucu nereye dayanıyorsa dayansın oraya kadar gidilmeli, 35 ilimizde, 68 ilçemizde halkı sokağa döken, 53 kişinin ölümüne neden olan bölücü alçaklara en ağır ceza verilmelidir.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 20 Ekim 2021 günü TBMM MHP Grubu’nda yaptığı konuşmada Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın terörist olduğunu söyleyerek “Teröristin yeri de hukukun üstün olduğu tüm demokratik ülkelerde demir parmaklıkların arkasıdır” demiştir.
Bahçeli şunları söylemiştir:
,Kılıçdaroğlu utanmadan, sıkılmadan sormuş, “Osman Kavala neden hapiste? Selahattin Demirtaş neden hapiste?” Her soru kendi içinde bir cevap barındırır, ama akıl dağılması yaşayan bu şahıs için bunun bir önemi yoktur. Osman Kavala ‘Soros’çudur, Selahattin Demirtaş teröristtir, teröristin yeri de hukukun üstün olduğu tüm demokratik ülkelerde demir parmaklıkların arkasıdır."
MHP Genel Başkanı 7 Kasım 2023 günü TBMM MHP Grup toplantısında yaptığı konuşmada “Selahattin Demirtaş teröristtir, HDP bölücüdür. Osman Kavala Soros’çudur, casustur, suçludur ve cezasını çekecektir” demişti.
Bahçeli şunları söylemiştir:
Cumhuriyet’in ve CHP’nin 100’üncü yılında, genel başkanlığa aday isimlerin kurultay salonundan terörist Demirtaş’a selam göndermesi PKK’yı selamlamaktır, kahpe pusuları selamlamaktır, kanlı saldırıları selamlamaktır, bölücülüğü selamlamaktır, melanet ve rezalete selam durmaktır.
CHP yönetimine diyorum ki; Selahattin Demirtaş teröristtir, HEDEP bölücüdür, siyasetteki nifak tohumu ve ayrık otudur. Osman Kavala Soros’çudur, casustur, suçludur ve cezasını çekecektir.
18 Mayıs 2024 günü yine Twitter hesabından şunları söylemiştir:
Terörist Demirtaş’ın ve 6-8 Ekim olaylarını azmettiren diğer bölücülerin ceza almasına hukuksuzluk demek, itiraz etmek, karşı gelmek devlete ve millete en ağır hakaret olup bunun yumuşama ortamına zarar verdiğini ileri sürmek art niyetlilik, terör seviciliği ve ikiyüzlülüktür. Terörist Demirtaş bu olayların bir numaralı sorumlusudur.
KOMİSYONUN İMRALIYA GİTMESİ DOĞRU DEĞİLDİR!
Yeni yasama yılının başlamasıyla birlikte siyasi partilerin TBMM'deki grup toplantıları da başlarken, DEM Parti'nin grup toplantısında eli kanlı bölücü terör örgütü PKK'nın bebek katili elebaşısı Abdullah Öcalan için sloganlar atıldı.
7 Ekim günü TBMM’de, DEM Parti'nin grup toplantısına da PKK taraftarı bölücüler tam kadro katılmıştır. DEM Parti Grup Toplantısı'na katılım için gelen ve kadınlardan oluşan grup "Umut haktır, engellenemez!" sloganı atmıştır .
Bu slogan akıllara ilk olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Meclis'te dillendirdiği "Umut Hakkı"nı getirdi. Grubun Meclis kapısından girişi sırasında attıkları bir diğer slogan da "Biji Serok Apo!" oldu. Meclis tarihinde ilk kez kürtçe sloganlar atılmıştır.
DEM Parti Ağrı milletvekili PKK zihniyetli, Sırrı Sakık, Meclis’in ve Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk’e ve kurucularına “alçaktır” ifadesini kullandı. Cumhuriyetin kurucu önderlerine ağza alınmayacak hakaretler savuran Sakık denen bölücü, şunları söyledi:
“Asıl alçaklık nedir biliyor musunuz? Ülkeyi birlikte kurduktan sonra dönüp Kürdü yok sayanlar alçaktır.”
Stalinist, Pol Potçu, PKK diktatörlüğünün başında olan teröristbaşı barış sever, cinayet örgütü PKK ise “meşru, özgürlükçü, barışçı, bir örgüt” olarak gösterilmeye çalışılıyor.
İmralı, teröristbaşının özel adası ve ofisi gibi devamlı ziyaretçi kabul ediyor. Saraya bağlı istihbarat her gün düzenli görüşme yapıyor. AKP/ Saray rejiminin cumhurbaşkanlığı ve anayasa sözü yerine getirilirse Öcalan’a yurt içinden, yurt dışında yabancı heyetler dahil her türlü görüşmeyi serbestçe yaptırırlar.
AKP iktidarı döneminde yaşananlara bakın:
Terörist oldu “aktivist”, terör örgütü PKK oldu sivil toplum kuruluşu!
Apo itini “Barış Meleği”, Zerdüşt PKK’yı “Barışsever”, teröristleri de “Çiçek Çocukları” gibi göstermeye çalışan iç ve dış mihraklar, 5. kol gruplar, iç savaş tahrikçileri, siyasal iktidarın yine vahim yanlışlarından cesaret alarak kirli emellerini gerçekleştirmeye çalışıyorlar.
‘Biji Serok Apo’ sloganları, ve İmralıya komisyon gönderilmek istenmesi Türk milleti vicdanını derinden yaralamıştır. Bu alçaklığa fırsat ve cesaret verenler, söylemleriyle, duruşlarıyla destek olanlar, açık ve net bir şekilde bu alçaklığı görmek zorundadır.
TBMM’de Atatürk'e 'alçak' diyen şerefsizdir, namussuzdur, alçak oğlu alçaktır, hain oğlu haindir. Susanları ise tarih ve Türk Milleti affetmeyecektir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, milletimizin bağımsızlığını ve birliğini temsil eden en yüce kurumdur.
O Meclis, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, bağımsız Türk milletinin namusu, haysiyeti, iradesinin sembolüdür.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu milletin iradesinin, bağımsızlığının ve demokrasisinin kalbidir. O çatı altında terörist başı Abdullah Öcalan lehine atılan sloganlar; yalnızca Meclis’in saygınlığına değil, Bu vatan uğruna canını veren şehitlerimizin aziz hatırasına yapılmış açık bir saygısızlıktır!
