Hakkı Öznur: Milliyetçi Hareketin iktidara yürüyüşünü 12 Eylül darbesiyle kestiler
Hakkı Öznur: Milliyetçi Hareketin iktidara yürüyüşünü 12 Eylül darbesiyle kestiler.

Türkiye’nin önde gelen sivil toplum kuruluşlarından milli ve manevi değerlere bağlı vatan, millet, bayrak, ülkü sevdalısı, Türklük Ülküsüne hizmet eden İNİSİYATİF Derneği ( İnisiyatif Merkezi Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneği ) tarafından gerçekleştirilen " 45. Yılında 12 Eylül " programında 5 kuşak Ülkücü bir araya geldi. Programa ilgi ve katılım çok yüksekti.
Program başlamadan önce , kalabalık bir grup ,şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun kabri başında bir araya geldiler. Dava arkadaşları, dualar ve Kuran tilavetiyle tüm şehitlerimizi andı. Burada yazar Emre Keskin dua ettirdi Daha sonra Muhsin Yazıcıoğlu’nun dava ve yol arkadaşı Hakkı Öznur kabrin başında kısa bir konuşma yaptı. Ardından ,1000 kişilik kitle sloganlarla, tekbirlerle programın yapılacağı Ulucanlar Cezaevi müzesine geldiler. Müze ününde bekleyen programa gelen kalabalık kitleyi alkışlarla karşıladılar, atılan sloganlara eşlik ettiler.
Etkinlik, 12 Eylül darbesinin 45. yıl dönümünde, müzede yer alan koğuşların gezilmesi ve hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle başladı. .İlk olarak, 12 Eylül 1980 öncesi ve sonrası bu cezaevinde kalan Ülkücülerin kaldığı koğuşlar, kısımlar ziyaret edildi. Ülkücülerin kaldığı Koğuşlar ziyaret edilirken, Ülkücü Hareketi’n tarihini yazan, Araştırmacı Yazar Hakkı Öznur burada kısa bir konuşma yaparak şunları söylemiştir:
“Ülkücüler zindanları, ilim ve irfanla 'Medrese-i Yusufiye'ye çevirdiler. Ve hapishaneler bir nevi Medrese-i Yusufiye olmuştur. Yusufiye medreselerinde nice güzel insan okudu.
Ulucanlar Cezaevi’nin birinci kısmı, ikinci koğuş Ülkücülerin yattığı koğuştu. 1975 başlarından itibaren üniversitelerden, liselerden, semtlerden çok sayıda Ülkücü genç, cezaevine girmiş ve yatmıştır. 197-1988 yılları arasında 3000 civarında Ülkücü bu cezaevinde yatmıştır.
Ulucanlar Cezaevi’nde yatan ülküdaşlarımızın büyük çoğunluğu daha sonra Mamak Cezaevi’nde yatmışlardır. 12 Eylül cuntası tarafından idam edilen Ülkücülerden Ali Bülent Orkan, Fikri Arıkan, Mustafa Pehlivanoğlu, Ulucanlar Cezaevi’nde yatmıştır. Ülkücüler, sadece Ankara’da, Ulucanlar ve Mamak Cezaevi’nde değil; Türkiye’nin dört bir yanındaki cezaevlerinde de yatmışlardır.”
Sonra, toplu halde avluda ilk defa , 31 Temmuz 1977 tarihinde Muhsin Yazıcıoğlu’nun Genel Başkan seçildiği, Ülkü Ocakları Derneğinin 6. Kongresinde edilen o tarihi Ülkücü Yemini, 48 yıl sonra Ülkücü Hareketin tarihini yazan Hakkı Öznur tarafından ettirildi. Yemin edilirken, Ulucanlar Cezaevi inliyordu. Ardından, müzenin avlusunda bulunan darağacının yanında toplanılarak toplu resim çekilindi, marşlar söylendi.
Daha sonra katılımcılara Mamak Cezaevinde yatan Ülkücüler tarafından hazırlanan Mamak tatlısı ve ardından yemek ikram edildi Sami Bal, Hasan Ali Arıkan, Hakverdi Satılmış, Mustafa Ekin , Erdal Solak, Kadir Yanık, Ali Bora Ali Karadağ , Cevdet Akbıyık, Yusuf Ziya Akdoğan, Ramazan Akgün ,Vejdet Ersoy gibi Ulucanlar ve Mamak cezaevinde yatmış olan Yusufiyeli Ülkücüler katılımcılara kendi elleriyle Mamak tatlısını ikram ettiler. Mamak tatlısı Mamak cezaevinde yatan Ülkücülerin o dönemin şartlarında yaptıkları kendilerine has bir tatlıydı.
Ardından Yazarlar Hakkı Öznur, Gökçen Çatlı, Selçuk Küpçük, Mahir Durakoğlu, Raşit Demirtaş, okuyuculara kitaplarını imzaladılar. Katılımcılar Ülkücü yazar Metin Turhan’ın hazırladığı resim sergisini gezmişlerdir. Buradan Ulucanlar Cezaevi Müzesi Mahkum Koğuşu olarak adlandırılan salona geçilerek 45.yılında 12 Eylül Paneline geçildi. Panel, İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşu ile başladı.
Panelin açış konuşmasını İNİSİYATİF Derneği Genel Başkanı Fahri Bozgeyik yaptı. Anlamlı bir konuşma yaparak salonu duygulandırdı. İNSİYATİF Derneğinin hizmetlerini ve çalışmalarını anlatan sinevizyon gösteriminin ardından Hakkı Öznur’un Ülkücü Hareketin tarihini anlatan 9 .Ciltlik sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyonu izleyenler, çok duygulandılar, gözyaşlarını tutamadılar.
Ülkücü Hareketin kurucusu Başbuğ Alparslan Türkeş’i, hareketin önde gelen isimleri Dündar Taşer, Ahmet Er, Galip Erdem ve birçok dava büyükleri ile Türkmen Beyimiz Şehit Gün Sazak, küresel bir suikastla şehit edilen Muhsin Yazıcıoğlu, 12 Eylül öncesi ve sonrası şehit düşen Ülkücülerin resimleri, MHP ve Ülkü Ocakları’nın düzenlediği yüzbinlerin katıldığı tarihi mitinglerin görüntüleri, salondakileri çok duygulandırdı, hüzünlendirdi ve geçmişe götürdü.
Özellikle 15 Nisan 1978 tarihinde Ankara Tandoğan Meydanı’nda yapılan, 500 bin Ülkücünün katıldığı o tarihi mitingden kareler gösterilirken, kanlı gömleklerle yürüyen gençler, şehit düşen Ülkücülerin resimleri ve yüzlerce dev pankart (Kanımız Aksa da Zafer İslam’ın, Hak-Hukuk-Adalet Milliyetçi Hareket, Yıkılsın Düzen Yaşasın Devlet, Milli Devlet Güçlü İktidar) vb. Türkeş ve MHP kurmay kadrosunun ve akasında yüz binlerce Ülkücünün kol kola yürüyüşlerinin görüntüleri, salonu derinden etkiledi, hüzünlendirdi ve duygulandırdı. Salon, Sinevizyon görüntüleri sonrası alkıştan yıkıldı.
Ardından Panel’e geçildi . Araştırmacı Yazar Hakkı Öznur’un oturum başkanlığını yaptığı panelde , Panelistler Hukukçu Vejdet Ersoy, Doç Dr Gökçen Çatlı , Hukukçu Mahir Durakoğlu ve Belgesel Yönetmeni Raşit Demirtaş birer konuşma yaptılar. Panelin oturum başkanı araştırmacı- Yazar Hakkı Öznur katılımcılara şunları söyledi:
"Bugün beş kuşak Ulucanlar Cezaevi’ndeyiz. 58 kuşağı, 68 kuşağı, 78 kuşağı, 88 kuşağı ve 98 kuşağı, hepimiz buradayız. Biz Türk milliyetçileri, dik durmayı, zulme, kötülüğe ve kötü olana karşı direnmeyi, hak ve adalet uğrunda mücadele etmeyi haksızlıklara karşı çıkmayı, zalimlere başkaldırıyı, Atsız Hoca’dan, Başbuğ Türkeş’ten, Muhsin Başkan’dan, şanlı tarihimizden, kahraman şehitlerimizden ve Ülkücü geleneğimizden öğrendik.
Bu anlamlı, maneviyatı yüksek hepimizi duygulandıran, hüzünlendiren ve umutlandıran programdan dolayı İNİSİYATİF Derneği Genel Başkanı Fahri Bozgeyik kardeşimiz başta olmak üzere emeği geçen bütün İNİSİYATİF Derneği mensuplarını, genç kardeşlerimizi , canı gönülden yürekten tebrik ediyorum ve kutluyorum. Bu anlamlı programı düzenleyerek tarihe not düşmüşlerdir.
Aziz dava arkadaşlarım
15 Nisan 1978’de, Ankara’da, yüz binlerce Ülkücü, her türlü küresel emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı tarihi bir yürüyüşe katılmıştı. MHP lideri Başbuğ Türkeş’in liderliğinde yüz binlerce Ülkücünün katıldığı tarihi miting ve yürüyüş, CHP iktidarını ve sistemi korkutmuştu. “Savaşımız vurguncu düzenedir”, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” diye yürüyen yüz binler, ABD ve NATO’yu da tedirgin etmişti. MHP’nin “Anadolu’nun şahlanışı” adıyla düzenlediği büyük mitingler, egemen güçleri, çıkar çevrelerini rahatsız ediyordu.
Tandoğan’da düzenlenen “zam, zulüm ve işkenceyi” protesto mitingine 500 bin ülkücünün katılması, topluluğun coşku ve heyecanı siyasal görünümünün ötesinde sosyolojik bir olaydır. 12 Eylül darbesi yapılmasıydı ve 1981’de genel seçimlere gidilebilseydi TBMM’nde oluşacak yeni tabloda MHP çok güçlü olacaktı MHP’nin büyümesi seçmen tabanının hızla yaygınlaşması egemen güçleri ciddi şekilde tedirgin ediyor, seçimleri takiben kurulacak Hükümet içinde etkili konuma gelmesinden endişe duyuluyordu. 12 Eylül müdahalesini MHP’nin iktidar yürüyüşüne öldürücü bir darbe vurduğu sosyal ve siyasal bir gerçektir.
ABD emperyalizmi ve NATO merkezli Gladyo, Türkiye’yi iç savaşa sürüklemek istiyordu. Türkiye’yi istikrarsızlaştırmaya çalışıyordu. CIA istasyon şefleri, Türkiye’den çıkmıyordu. Bu süreçte MHP, küresel emperyalizme ve işbirlikçilerine meydan okuyor, Washington’un, CIA istasyon şeflerinin oyunlarını bozuyordu.
17-18 Nisan 1978 Malatya, 3-7 Eylül Sivas, 19-26 Aralık Kahramanmaraş, 1980’in Mayıs-Temmuz ayları Çorum vb. yerlerde yapılan kışkırtmalar sonucu çok sayıda vatandaşımız öldü, canlar yandı, yürekler dağlandı. Milletimiz acılara boğuldu. Ülkemizi acıya boğan olaylar, ne sağ ne sol ne Alevi-Sünni çatışması idi. Provokasyonların amacı, ülkeyi iç savaşa sürükleyip, darbe şartlarını olgunlaştırmaktı. 12 Eylül dökülen kanlar üzerinden geldi. Akan kanların bizzat sorumlusu, ABD ve NATO’ya bağlı, ordu içindeki derin, karanlık yapı ve onların sivil iş birlikçileriydi.
MHP GENEL MERKEZİ’NE SİLAHLI, BOMBALI SALDIRI DÜZENLENMİŞTİR
Bombaların patlamadığı, insanların sokak ortasında, bürosunda, evinde katledilmediği yer yoktu... Her gün birkaç Ülkücü, şehit ediliyordu. CHP’nin iş başına geldiği 22 aylık iktidarı döneminde, 1200 Ülkücü, Komünist terör örgütleri tarafından şehit edilmişti.Bombaların patlamadığı, insanların sokak ortasında, bürosunda, evinde katledilmediği yer yoktu... Her gün birkaç Ülkücü şehit ediliyordu.
27 Mayıs 1980 Günü MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak Dev-Sol adlı terör örgüt tarafından Ankara da şehit edildi. Ülkücülerin elinde olan Ankara’daki Ziraat Mühendisleri Birliği, 2 Eylül 1980 günü bombalı ve silahlı saldırıya uğradı. 4 Ülkücü şehit edildi. Türkiye’nin her yerinden buna benzer haberler gelmeye devam ediyordu..
MHP LİDERİ TÜRKEŞ MHP VE ÜLKÜCÜ KURULUŞLARIN YÖNETİCİLERİ TUTUKLANDI. MHP KAPATILDI. 50’BİNDEN FAZLA ÜLKÜCÜ GÖZALTINA ALINDI
12 Eylül 1980 tarihinde de darbe yapıp, yönetime el koyanlar tarafından, hareketin lideri Başbuğumuz Alparslan Türkeş, MHP ve Ülkücü kuruluşların yöneticileri dâhil 50 binden fazla ülküdaşımız, gözaltına alınmıştır. Binlercesi, uydurulan senaryo, tertip, düzmece belge ve yalancı şahitlerle haksız yere suçlanarak, tutuklanmıştır. 9 Ülküdaşımız idam edildi. Mamak’ta C-5’te, Zincidere’de Malatya’da, Bursa’da, Eskişehir’de; Türkiye’nin dört bir yanında işkencehanelerde Ülkücüler şehit edildi. Dava arkadaşlarımızı şehit ettiler, intihar süsü verdiler.
Türkiye’nin dört bir yanından Ankara Mamak Askeri Cezaevi’ne C-5 adlı özel işkence merkezine getirilen Ülkücülere, Başbuğ Türkeş ve Muhsin Başkan başta olmak üzere Ülkücü hareketin önde gelen isimlerinin aleyhine ifade vermeleri için büyük baskı ve işkenceler yaptılar. 77 yıl önce 23 Türk milliyetçisi, “tek parti diktatörlüğünde” tabutluklara kondu. 1500-2000 mumluk ampulleri tabutluklarda başlarına koydular. 36 yıl sonra bu sefer Amerikancı Kenanist rejim, yine Türk milliyetçilerini, Ülkücüleri tabutluklara koydu,
Ülkücü hareket düşmanı bazı askeri savcı ve hâkimler, işkenceli sorgulara bizzat eşlik ediyordu. Asker ve polis karışımı özel işkence ekibi Ülkücülere işkence ederken, Mamak Cezaevi komutanı Raci Tetik ise zevkle seyrediyor ve kimi zaman işkencecilere nezaret ederek “Gerekirse ölsünler, sakat kalsınlar, hiç önemli değil. Devam edin” diyordu.
KENAN EVREN: SOYER, ARKANDAYIM, İSTEDİĞİNİ YAPABİLİRSİN
MGK Genel Sekreteri Haydar Saltık ve Başsavcı Nurettin Soyer ikilisinin MHP ve Ülkücü harekete yönelik planlı ve programlı çalışmaları doğrultusunda, emirleri altındaki özel güçler devreye sokuldu ve karanlık MHP baskını böyle başlamıştı. 12 Eylül gecesi, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’nın bünyesinde yer alan Başsavcı Nurettin Soyer’in emriyle Pol-Derli Solcu polisler ve askerler, kanunsuz bir şekilde MHP Genel Merkezi’ni bastılar.
Hava Hâkim Albay Nurettin Soyer, 1980 başında darbeyi planlayanlar tarafından Ankara 4. Kolordu Komutanlığı Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi Başsavcılığı’na atanır. Nurettin Soyer, Kenan Evren’i ve Konsey üyelerini defalarca ziyaret etmiştir. Ardından onlarla toplantı yapmıştır. Konseyin, başta Türkeş olmak üzere MHP yöneticilerinin, Ülkücü kuruluşların yöneticilerinin tutuklanmaları taleplerini yerine getirecekti.
Beşli çeteye, MHP aleyhine hazırladığı sahte delilleri, gerçek dışı düzmece haberleri göstermiş ve onların onayını almıştır. Evren’den cesaret alan Soyer, Konsey üyelerine “sizin desteğiniz devam ettiği müddetçe Türkeş ve arkadaşları asla cezaevinden çıkamaz.” diyordu. Evren, Konsey üyelerinin de bulunduğu toplantıda askeri savcı Hava Albay Nurettin Soyer’e, sivil ve askeri savcılar bulmasını, üzerinde çalışması talimatını verdi. Soyer, MHP ve Ülkücü kuruluşlar davası için 20 sivil, 6 askeri savcı ile çalıştı. Bunlara verilen emir, MHP’nin kapatılması, MHP ve Ülkücü hareket mensuplarının cezalandırılması ve cezaevlerinde uzun yıllar yatmalarıydı.
SOYER: EVREN VE SALTIK DESTEK VERDİ. YOKSA MHP DAVASI AÇILMAZDI.
Beşli Konsey’den aldığı güç ile Soyer ve arkadaşları MHP ve Ülkücü Kuruluşların yöneticileri başta olmak üzere ülkücüleri uyduruk senaryo, düzmece belge ve yalancı şahitlerle tutuklamışlar zindanlara doldurmuşlardır. Askeri Savcı Soyer ve emrindeki asker-polis karışımı solcu çete, Beşli Konsey’i arkalarına alarak Mamak’ta her türlü hukuksuzluğu yapmışlardır
Evren’in maşası Nurettin Soyer, Doğu Perinçek’in yazarlarından olduğu ve Aydınlıkçılar tarafından çıkarılan, haftalık “2000’e Doğru” dergisine, MHP davasıyla ilgili yaptığı açıklamada, MHP Davasının açılması için en büyük desteği Kenan Evren’den gördüğünü bir kez daha itiraf etmiştir. Yeminli Ülkücü düşmanı Soyer, 9 Ekim 1988 tarihli Perinçek’in dergisinde şunları ifade etmiştir: “Şunu kesinlikle söyleyeyim: Ben olmasaydım MHP iddianamesi ve soruşturması çok yumuşak geçer giderdi. Onun için Türkeş Efendi bana “Komünist” diyor başka bir şey demiyor” . Soyer, Türkeş ve arkadaşlarının idamla yargılanması için Evren- Saltık ikilisinden destek aldığını itiraf etmiştir.
29 Nisan 1981 tarihinde 945 sayfalık bir iddianame ile başlayan davada milliyetçi hareketin lideri Alparslan Türkeş ve Ülkücü gençlik lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun içinde bulunduğu 220 Ülkücünün idamı istenmişti.
ÜLKÜCÜLER CUNTA REJİMİNE İSTİKLAL MARŞI’YLA CEVAP VERDİ
Türk ve dünya kamuoyunun yakından takip ettiği MHP Ülkücü kuruluşlar davası, 19 Ağustos 1981 günü Mamak Cezaevi’nde bulunan bir askeri mahkemede başladı. İlk duruşma başlarken fevkalade anlamlı bir olay yaşandı.
Mahkeme başlamadan evvel MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasında yargılanan Ülkücüler, ABD uşağı 12 Eylülcülere tarihi bir ders vermek amacıyla bir plan yaptılar. Planın mimarı Muhsin Yazıcıoğlu’ydu. Muhsin Başkan 12 Eylül cuntasının bütün zulümlerine karşı Ülkücülerin ayakta ve dimdik olduğunu göstermek için mahkeme salonuna gelirken bütün Ülkücülere bir mesaj gönderdi: “İstiklal Marşı” okunacaktı.
Muhsin Yazıcıoğlu’nun mesajı anında salonda herkese ulaştı. Başbuğ Türkeş salona girdikten hemen sonra herkes ayağa kalktı, Başta hareketin lideri Türkeş olmak üzere bütün Ülkücüler, avukatlar ve duruşmayı izlemeye gelen aileler dahil herkes, hep beraber İstiklal Marşı’nı söylüyordu.
Mahkeme heyeti ve savcılar, donakaldı. Şaşkınlıkla birbirlerine bakmışlar, mecburen hepsi hazır ola geçmişti. Hep bir ağızdan İstiklal Marşı okumaya başladılar. O an müthiş bir andı. Herkes apışıp kalmıştı, böyle hareketi beklemeyen Mamak Hapishane Müdürü Albay Raci Tetik komaya girmişti. Hakimler ve savcılar şaşkın, askerler donmuş kalmışlardı. O gün mahkeme salonunda yükselen İstiklal Marşı ertesi gün Türkiye’nin gündemine oturmuştu.
Buhranlı ve zor dönemlerde Türk milletine istikamet veren, yol gösteren iki büyük lideri, rahmetli Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş’i, şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nu, tüm Ülkücü şehitlerimizi ve Hakk’a yürüyen aziz dava ve yol arkadaşlarımızı rahmetle, minnetle, saygıyla, sevgiyle anıyoruz. Ruhları şâd, mekânları cennet olsun. Onları asla unutmadık ve unutmayacağız. Bu aziz millet, kendisine hizmet edenleri, şehitlerini, kahramanlarını asla unutmaz”
Panelistlerden ilk konuşmayı 12 Eylül öncesi İstanbul Ülkü Ocakları 2. Başkanı olan darbe sonrası tutuklanan MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davasından yargılanan, 12 yıl hapis yatan Bursa Özel Tip Cezaevinde Ülkücülerin Başkanlığını da yapan hukukçu Vejdet Ersoy yaptı. Zaman zaman duygulandığı, hüzünlendiği konuşmasında 12 Eylül darbesinin Ülkücü Harekete karşı yapıldığını ve Darbeyi Amerikancı NATO’cu İşbirlikçi Beşli çetenin yaptığını söyledi.
Vejdet Ersoy’dan sonra 68 kuşağına mensup ülkücülerden Devlet Gazetesini ve Bozkurt dergisini çıkaran kadrodan, “Davanın Davası” Kitabının yazarlarından hukukçu Mahir Durakoğlu bir konuşma yaptı. Konuşmasında kurgulanmış bir davanın arka planı Dava’nın Davasını anlattı. MHP ve Ülkücülere yapılan hukuksuzlukları adaletsizlikleri zulümler anlattı. MHP ve Ülkücü kuruluşlar davası iddianamesinin iftira olduğunu düzmece olduğunu olaylarla, belgelerle anlattı. Savcı Nurettin Soyer’in Ülkücü düşmanı olduğunu Kenan Evren ve Konseye bağlı olduğunu direk onlardan talimat aldığını söylemiştir.
Durakoğlu şunları söylemiştir:
“12 Eylül 1980 sonrası açılan MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’nın iddianamesini de askeri savcı, Ülkücü düşmanı Nurettin Soyer hazırlamıştı.. 29 Nisan 1981 tarihinde 945 sayfalık bir iddianame ile başlayan davada milliyetçi hareketin lideri Alparslan Türkeş ve Ülkücü gençlik lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun içinde bulunduğu 220 Ülkücünün idamı istenmiştir. 587 sanıklı, MHP ve ülkücü kuruluşlar davası iddianamesinin hazırlanması yedi ay on gün sürdü. Mütalaası bir yılda tamamlandı.
Ülkücü düşmanı Başsavcı iddianameyi solcu gazetelerden çıkan haberlerle yazdı. Marksist Felseden faydalandı. Marksist literatürle düzmece iddianameyi hazırladı. Soyer’in arkasında Kenan Evren vardı. MHP aleyhine yapılan haber ve yazı dizileri, 12 Eylül rejiminin dört elle sarıldığı malzemeler olmuştur. 12 Eylül 1980 sonrası açılan MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasında dönemin savcıları ve 12 Eylül darbecilerinin yayınladığı “Anarşi raporlarında” kaynak olarak Aydınlık gazetesi, TİKP’in basın bültenleri ve diğer dönemin Solcu gazete ve dergilerinden faydalanılmıştır.
Bu iddianame hukukun rafa kaldırıldığı ideolojik bir rezalettir. İddianamede anlaşılmaz bir pervasızlıkla, kaynak belirtmeye bile gerek görülmeden bir Marksist’in eserinden satır satır alıntılar yapılmıştır. Böylelikle hukukî bir metin olma mecburiyeti bir tarafa bırakılarak, ideolojik bir suçlamaya dönüşen iddianame, MHP yöneticileri tarafından şiddetle eleştirildi. İddianamenin tutarsızlığı belgelerle, tarihî olaylarla ortaya konuldu.
MHP Genel Merkezi’ne gece gelerek, her türlü arama ve tarama işlerini yaparak, kamuoyunda MHP’yi suçlu duruma düşürmek isteyen Nurettin Soyer’in tek amacı, Milliyetçi Hareket’i 12 Eylül mahkemelerinde yargılamaktı. Nurettin Soyer 12 kişiden oluşan Zeki Kaman ekibine Ülkücüleri gözaltına aldırıyor, işkence ettiriyordu. Bütün bu yaşananlar Soyer’in bilgi ve talimatıyla olmuştur.”
KENDİNİ MAMAK’A ADAYAN ADAM : GALİP ERDEM
Konuşmacılardan Yönetmen Raşit Demirtaş ise MHP Ve Ülkücü Kuruluşlar davasını takip eden ülkücü avukatların çalışmalarından söz etmiştir. 12 Eylül sonrası davayı üstlenecek büroların aranmasını ve buluna n iki büroda yapılan çalışmaları ortaya koymuştur . Davanın alt yapısı nasıl hazırlandı? Davayı 7 yıl takip eden avukatların iftiranameye cevap veren , savunmaya dönük çalışmalardan ve şahit olduğu olayları anlatırken duygulanmış ve hüzünlenmiştir. Konuşmasında Vefadan’da söz ederek rahmetli Galip Erdem ve Avukat Şerafettin Yılmaz olmak üzere davayı takip eden Avukatların yapmış olduğu büyük hizmetleri de dile getirmiştir.
GÖKÇEN ÇATLI BABASI ABDULLAH ÇATLI İLE MUHSİN BAŞKANIN GÖRÜŞMELERİNİ ANLATTI
1977 Yılında Ankara Ülkü Ocakları Başkanlığı ardından 1978 yılında ÜGD Genel Başkan Yardımcılığı yapan ,3 Kasım 1996 yılında hakka yürüyen rahmetli Abdullah Çatlı’nın kızı Yazar ve Akademisyen Doç Dr. Gökçen Çatlı en son konuşmayı yapmıştır. Gökçen Çatlı panele kardeşi Selcen Çatlı ile gelmiştir. iki kardeşe katılımcılar büyük ilgi göstermiştir. Gökçen hoca konuşmasında 12 Eylül öncesi ve sonrasının siyasal, toplumsal değerlendirmesini sosyolojik ve psikolojik analizin yapmıştır.
Türkiye’nin, 12 Eylül askeri müdahalesine planlı ve programlı olarak getirildiğini darbe planlarının 1978 Temmuz yılında yapıldığını ardından ihtilal şartlarının olgunlaştırılması için düğmeye basılarak ülkenin kan gölüne döndürüldüğünü anlatmıştır. Gökçen Çatlı sözlerine devam ederek , ABD ve NATO çıkarları doğrultusunda 12 Eylül darbesinin yapıldığını söylemiştir
Çatlı hoca şunları söylemiştir:
“12 Eylül ülkücü harekete karşı yapılmıştır. Ülkücü Hareketin tek başına iktidara geleceğini gören küresel güçler ve işbirlikçileri demokrasi ve milli irade düşmanı kara bir leke olan darbeyi yapmışlardır”
Gökçen Çatlı 12 Eylül gecesi evde ailece yaşadıklarını darbe sonrası babası Abdullah Çatlı’nın tavrını ve çok sevdiği “Muhsin Abi, Muhsin Başkan” dediği Muhsin Yazıcıoğlu ile babası arasında darbenin ilk günlerin yaptıkları görüşmeleri anlatmıştır. Babasının ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun 12 Eylül darbesine karşı mücadele ettiklerini, cunta rejimine karşı teşkilatı ve camiayı toparlamaya çalıştıklarını söylemiştir.
Gökçen Çatlı konuşmasında Babasının, Avrupa’da Ermeni terör örgütü ASALA başta olmak üzere PKK vb. bölücü örgütlere karşı vermiş olduğu büyük mücadeleyi de anlatmıştır. Kürsüye davet edilen Abdullah Çatlı’nın küçük kızı Selcen Çatlı’da kısa bir konuşma yaparak programın mana ve öneminden söz etmiş ablası Gökçen Çatlı gibi programı tertipleyen İNİSİYATİF Derneğine teşekkür etmiştir. Çatlı kardeşlere katılımcılar büyük ilgi göstermiş resim çektirmişlerdir.
Program müzisyen –sanatçı Selçuk Küpçük’ün verdiği konser ile bitmiştir. Selçuk Küpçük’ün şarkılarına başta gençler olmak üzere herkes iştirak etmiş ve söylemiştir. Panel Başkanı ve Panelistlere birer plaket takdim edildikten sonra bu anlamlı program sona ermiştir.




Bakmadan Geçme
Ömer Çelik, Menderes ve arkadaşlarını rahmetle andı
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, 12 Eylül darbesini andı
TMMOB, 12 Eylül darbesinin mirasının ortadan kaldırılmasını istedi
Özgür Özel, 12 Eylül darbesini kara leke olarak nitelendirdi
Artvin'de 12 Eylül darbesinin 46. yılı anıldı
Uysal: Darbelerin panzehri demokrasi ve adalettir
