Hürmüz'e rakip: Türkiye'den geçecek 'Trump Rotası' ticaretin seyrini değiştirecek mi?
Türkiye-Ermenistan sınır kapısının açılmasıyla hayata geçirilecek 'Trump Rotası' projesi, Hürmüz Boğazı'na alternatif oluşturarak küresel ticarette yeni bir dönemi başlatabilir.

İngiliz basınının önde gelen yayınlarından The Financial Times'ın haberine göre, otuz iki yıldır kapalı olan Türkiye-Ermenistan arasındaki Alican sınır kapısı, küresel ticaretin yeni ve kritik bir durağı olmaya hazırlanıyor.
STRATEJİK BİR HAMLE: PASAPORT SİSTEMLERİ KURULUYOR
Ankara'nın, Ermenistan sınır kapısında pasaport işlemleri için sistemler kurmaya başlaması, bölgedeki jeopolitik dengeler açısından dikkat çekici bir gelişme. Bu adım, İran savaşları sonrası zaten zorlanan Asya-Avrupa ticaret rotalarındaki yükü hafifletme potansiyeli taşıyor ve dünya için yepyeni bir ticaret yolu açabilir.
TRUMP ROTASI: BARIŞ VE REFAH İÇİN YENİ İPEK YOLU MU?
ABD Başkanı'nın barış planlarının bir parçası olarak desteklediği ve "Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası" (TRIPP) adı verilen bu proje, Türkiye ve ABD için büyük önem taşıyor. Ermenistan sınırının yeniden açılmasıyla Türkiye, Asya ve Avrupa arasındaki kara petrol hatlarının kesişim noktası haline gelecek. Bu strateji, özellikle Hürmüz Boğazı gibi riskli geçiş noktalarından uzaklaşan mal ve enerji akışlarını hedefliyor. Bir Türk sınır muhafızının, sınırın yakında açılacağına dair genel bir inanç olduğunu belirtmesi, projenin ilerlediğini gösteriyor. Tahran'ın geçtiğimiz Haziran ayında Hürmüz Boğazı'nı kapatma ihtimalini duyurmasının ardından Ankara'nın bu alternatif rota üzerinde yoğunlaşması, Rusya ve İran ile Kızıldeniz üzerinden geçen geleneksel yolların aksamasıyla daha da cazip hale geldi. Denizyoluyla 40 gün sürebilen bir yolculuk, Zangezur koridoru üzerinden yaklaşık 13 günde tamamlanabilecek. Ankara'nın bu stratejisinin merkezinde, Körfez'i Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayan Kalkınma Yolu projesi de bulunuyor. Ancak milyarlarca dolarlık yatırım gerektiren ve istikrarsız Irak topraklarından geçen bu yola kıyasla TRIPP rotası daha fazla gelecek vaat ediyor. Türk inşaat şirketleri, Azerbaycan ve Türkiye'deki demiryolu hatlarında çalışmalara çoktan başlamış durumda. Orta Koridor üzerindeki ticaret hacminin son yıllarda üç katına çıkmasına rağmen, rota üzerindeki feribot geçişleri ve farklı ray sistemleri gibi karmaşıklıklar devam ediyor. Projenin önündeki en büyük engel ise Türkiye ve Azerbaycan'ın Ermenistan ile olan geçmişten gelen çalkantılı ilişkileri. Beyaz Saray'da tanıtılan bu proje, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki uzun süreli çatışmanın sona ermesiyle Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan arasındaki normalleşmeyi de önemli bir gündem maddesi haline getirdi. Donald Trump'ın bu projeyi desteklemesi ve Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaşı bitirdiğini iddia etmesi, projenin siyasi boyutunu da ortaya koyuyor. İkinci Karabağ Savaşı sonrası Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Azerbaycan Başkanı İlham Aliyev'in bir araya gelmesiyle Türkiye de Ermenistan ile normalleşme adımları attı. NATO üyesi Türkiye'nin Ukrayna savaşı ve Körfez'deki çatışmalarda tarafsız kalması, ülkeyi zaten küresel bir lojistik merkezi haline getirmiş durumda. Rusya üzerinden geçen kuzey koridoru hala daha fazla yük taşısa da, JPMorgan'ın raporunda "herkesin ihtiyaç duyduğu ama az kişinin tercih ettiği" bir seçenek olarak tanımlanması dikkat çekici. İran ve Rusya'nın bu sürece vereceği tepkiler de ciddi riskler barındırıyor. Türkiye'nin coğrafi konumu onu doğal bir lojistik merkezi yapsa da, uzmanlar kara yollarının deniz yollarına kısa sürede rakip olacağı fikrine şüpheyle yaklaşıyor. Koridorun geleceği, mühendislik başarılarından çok siyasi dengelere bağlı görünüyor. Daha önce Bakü'de planlanan benzer bir Trump projesinin yolsuzluk iddiaları nedeniyle hayata geçirilememesi de bu endişeleri artırıyor.
