Gündem

İBB Davasında iş insanı Yunus Göçer'den çarpıcı savunma: Hem AK Parti hem CHP için çalıştım

İBB Davası'nda savunma yapan Yunus Göçer, hem AK Parti hem de CHP'nin miting ve kongrelerini organize ettiğini belirterek, adalet sistemindeki çifte standardı ve kamu zararının yanlış hesaplandığını savundu.
ANKA
ANKA
2 dk Sesli Dinle 0
İBB Davasında iş insanı Yunus Göçer'den çarpıcı savunma: Hem AK Parti hem CHP için çalıştım

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası'nda savunma yapan iş insanı Yunus Göçer, şirketinin geçmişte hem AK Parti hem de CHP'nin mitingleri ve kongreleri dahil olmak üzere çok sayıda önemli organizasyona imza attığını belirtti. Duruşma, Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 414 sanıkla devam ederken, tutuklu sanık Göçer, şirketinin faaliyetlerini detaylandırdı.

Organizasyon Deryası: Sadece Siyasi Değil, Kültürel Etkinlikler de Var

Yunus Göçer, temsilcisi olduğu şirketin 2011'den beri faaliyet gösterdiğini ve bugüne dek birçok büyük ölçekli etkinliğe imza attığını söyledi. Erzurum Gençler Avrupa Kış Oyunları, Mersin Akdeniz Oyunları, Antalya EXPO, Erzurum Universiade Kış Oyunları, Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu ve Samsun'daki Dünya İşitme Engelliler Yaz Olimpiyatları gibi uluslararası organizasyonların yanı sıra, Türkiye F1 Formula yarışları, AK Parti ve CHP'nin mitingleri ile kongreleri, ayrıca önde gelen 20'den fazla sanatçının turne ve konserlerini gerçekleştirdiklerini vurguladı. Firma olarak ses, ışık, görüntü, canlı yayın, mobil LED, sahne ve çadır gibi alanlarda hizmet verdiklerini belirten Göçer, şirket demirbaş listesi ve çalışan sayısının incelenmesiyle iddiaların asılsızlığının ortaya çıkacağını savundu. Yalan tanık beyanları nedeniyle maliye tarafından kod alınan iki şirketinin, açtıkları davalarla bu durumdan kurtulduğunu da ekledi.

'Adalet Çarpıtılıyor': Aynı Suçlamayla Biri Tutuklandı, Diğeri Serbest Kaldı

Göçer, 79'uncu eylem kapsamında yargılandığı davada, kamu zararının hesaplanma biçimini de eleştirdi. İddia makamının, bağlantısı olmayan firmaların sözleşme bedellerini toplayarak kamu zararı oluşturduğunu öne sürdü. En çarpıcı iddialarından biri ise, kendisiyle aynı suçlamayla gözaltına alınan başka bir firma yetkilisinin serbest bırakılması, kendisinin ise tutuklanmasıydı. Göçer, "O serbest bırakıldı, ben tutuklandım. Olması gereken benim de dışarıda olmamdı" diyerek adaletin işleyişindeki tutarsızlığa dikkat çekti. 80'inci eylemde ise kendileriyle ilgili kamu zararına dair somut veya soyut bir delil olmadığını, sadece birkaç tanık beyanına dayanılarak suçlama yapıldığını savundu. Kültür A.Ş ile yaptığı sözleşmede hileli bir davranışının kesinlikle bulunmadığını ve kanun ile şirket kurallarına harfiyen uyduğunu belirtti. Serdar Haydanlı'nın ise firmalarının adına dair ifade vereceği beklentisini dile getirerek, mal varlığı ve çalışan sayısı yüksek olan şirketlerinin naylon fatura kesmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu söyledi.

Bu Yazıyı Paylaş