Gündem

İmamoğlu: Fon vurgunu ve İBB operasyonları bağlantılı

İmamoğlu, fon vurgunuyla İBB operasyonlarının eş zamanlı olduğunu, siyasi/yargı ayağı ortaya çıkmadan gerçek faillerin hesap vermeyeceğini ve 50 milyar liralık yolsuzluk iddiasında somut delil olmadığını belirtti.
ANKA
ANKA
4 dk Sesli Dinle 0
İmamoğlu: Fon vurgunu ve İBB operasyonları bağlantılı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Karar gazetesi yazarı İbrahim Kahveci'ye gönderdiği mektupta, Türkiye'nin son iki yılını yargı saldırıları ve hukuksuz operasyonlar dönemi olarak nitelendirdi. İmamoğlu, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin devletin bütün kurumlarını getirdiği noktanın turnusol kâğıdı 'Asrın Soygunu: Fon Vurgunu' sürecidir" dedi.

Fon vurgunu ve İBB operasyonları arasındaki eşzamanlılık

İmamoğlu, fon vurgununun İBB operasyonlarıyla eşgüdümlü ve somut bir ilişki içinde olduğunu savundu. Bir yanda İBB'nin, diğer yanda ise borsanın bulunduğunu belirten İmamoğlu, “İki süreç aynı tarihlerde başladı. Borsaya ve SPK’ya hiçbir müdahale yapılmadı. Aynı dönemde bana ve İBB’ye ise nefes aldırılmadı; belgesiz, delilsiz ve ispatsız operasyonlarla tutuklamalar art arda geldi” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, 19 Mart operasyonunun ardından borsanın iki günde yüzde 16,3 değer kaybettiğini, piyasa çökerken Tera’nın ağırlık verdiği hisse sepetinin zirve yaptığını, Butlan kararı açıklandığında ise borsanın tekrar çöktüğünü ve Tera’nın 1 milyar 870 milyon dolarlık alım yaptığını belirtti. Eski MASAK Başkan Yardımcısı ve bazı uzmanların borsayı ve SPK’yı uyarması üzerine gözaltına alındıklarını hatırlatan İmamoğlu, Kasım 2025’te Hazine ve Maliye Bakanı'nın manipülasyon uyarılarına rağmen savcılığın adım atmadığını söyledi. Fon vurgununun ancak Eylül 2026’da ortaya çıkabildiğini vurgulayan İmamoğlu, “Bu soygunun siyasi ve yargı ayağı açığa çıkmadıkça gerçek failler hesap vermiş olmayacaktır” dedi.

50 milyar liralık yolsuzluk iddiasında tek bir bulgu yok

İmamoğlu, iddianamede yer alan ve kendisinin önemsediği bir suçlamanın uydurma olduğunu belirtti. Başsavcılığın önce 560 milyon liralık yolsuzluk iddiasıyla yola çıktığını, daha sonra 160 milyarlık bir kapak oluşturmak istediğini ve bunun için 110 milyarlık "Cebeci Dosyası" ile 50 milyarlık dış kredilerle ilgili suçlama hazırladığını anlattı. İmamoğlu, “Bu 50 milyarlık 'yolsuzluk' iddiasında tek bir tutuklu yoktur. Tarihin en yoğun denetimini geçirmiş belediye başkanı olarak şunu da söylemeliyim: Bu iddiaya ilişkin tek bir bulgu bile yoktur. Ortada skandal bir suçlama, düpedüz bir iftira vardır” diye konuştu.

Görev döneminde kamu bankalarından kredi alınmadı

İBB davası adı altında kurulan iftiralardan birinin de krediler meselesi olduğunu söyleyen İmamoğlu, görev süreleri boyunca kamu bankalarından ve İller Bankası’ndan tek kuruş kredi alamadıklarını, yurt dışından sağladıkları kredilerin izinlerinin aylarca bekletildiğini ifade etti. Görevde oldukları 20 ay boyunca İBB olarak elde ettikleri metro başarılarını gölgelemek amacıyla bu suçlamaların yapıldığını savundu. İmamoğlu, 2019’da göreve geldiklerinde belediyenin kasasında sadece 7 milyon lira olduğunu, buna rağmen dünyanın önde gelen finans kuruluşlarıyla görüşerek kaynak sağladıklarını ve metro projelerini yeniden başlattıklarını söyledi. Bakanlığın yaptığı metro hatlarının geri ödemelerinin geçmişte 20 yıla yayılmışken, kendi dönemlerinde 10-11 ay içinde bütçeden kesildiğini belirtti. Bu koşullarda bile metro inşaatlarının durmaması için belediyenin öz kaynaklarını kullandıklarını aktardı.

Borçların zamanında ödenmesi bile kamu zararı sayılıyor

İddianamedeki 53,5 milyar liralık zarar hesabının üç kalemden oluştuğunu belirten İmamoğlu, bunların kredi anapara geri ödemesi, İBB iştiraklerine yapılan ödeme ve projelerle doğrudan bağlantısı kurulamadığı ileri sürülen harcamalar olduğunu kaydetti. İmamoğlu, “Yani borçlarımızı zamanında ödememiz bile kamu zararı sayılıyor. Oysa İBB hiçbir kredi ya da tahvil ödemesinde temerrüde düşmedi. Kredi veren uluslararası bankaların hiçbiri şikâyetçi olmadı” dedi. Bu finansman çabasıyla 65,1 kilometre raylı sistem hattını hizmete açtıklarını ve metro üretimini 14 kilometreye çıkararak önceki dönemin yaklaşık iki katına ulaştırdıklarını belirten İmamoğlu, “Metro yapımını 7,2 kilometreden 14 kilometreye çıkaran bir yönetim, bu yatırımlar için bulduğu finansman yüzünden milyarlarca liralık kamu zararıyla suçlanıyor. Üzerinde özellikle durulması gereken çelişki budur” diye konuştu. İmamoğlu, bu suçlamaların siyasi amaçlarından birinin İstanbul’da elde edilen somut başarıyı kamuoyunun gözünden uzaklaştırmak olduğunu düşündüğünü ifade etti. Kamu kaynaklarının her kuruşunun hesabının sorulması gerektiğini ancak kamu zararından söz edebilmek için somut bir zarar gösterilmesi gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, “Borç geri ödemeleri, sözleşmelerin izin verdiği finansman işlemleri ve tamamlanan yatırımlar birbirinden koparılarak bir hesap çıkarılamaz. Böyle bir hesap tek başına kamu zararının kanıtı olamaz. Biz İstanbul’un metroları durmasın diye kaynak bulduk, borçlarımızı ödedik ve yatırımlarımızı tamamladık” dedi. İstanbul'a hizmet etmek için aldığı her kararın hesabını vermeye hazır olduğunu belirten İmamoğlu, hakkındaki kamu zararı iddialarında da aynı açıklığın gösterilmesini beklediğini söyledi.

Bu Yazıyı Paylaş