İmamoğlu’ndan sonra sıra Mansur Yavaş’ta... Millet iradesini yargılamak... Haber Analiz
İçişleri Bakanlığı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında verdiği soruşturma izni kararı, Türk siyasetinde yeni bir tartışma dalgasına neden oldu.

HABERERK / HABER ANALİZ
2023 yılında Karabük mitinginde belediye araçlarının kullanıldığı iddiasıyla ilgili karar, somut delil içermemesi nedeniyle “siyasi operasyon” olarak nitelendiriliyor. Bu gelişme, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik önceki süreçlerin hemen ardından gelmesiyle, muhalefetin potansiyel “kazanacak adaylarını” baştan devre dışı bırakma stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
OLAYIN ÖNCESİ: İMAMOĞLU’NDAN YAVAŞ’A UZANAN SİYASİ GERİLİM
Son yıllarda CHP’nin önde gelen iki ismi Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş kamuoyunda 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimi için en güçlü alternatifler olarak öne çıkıyor.
İmamoğlu, İstanbul’daki başarısı, karizması ve halkla kurduğu güçlü bağla “kazanan profil” olarak tanımlanıyordu. Ancak çeşitli soruşturma ve yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldı; tutukluluk hali ve olası siyasi yasak tartışmaları gündemi uzun süre meşgul etti. Bu süreç, muhalefet tarafından “siyasi tasfiye” olarak değerlendirilirken, iktidar cephesi ise hukuki gerekçelere dayandırdı.
Mansur Yavaş ise sessiz sedasız çalışması, şeffaflığı ve birleştirici siyaset tarzıyla dikkat çekiyor. Ankara’daki yerel yönetim başarıları, kamu kaynaklarını seçim propagandasında kullanmama hassasiyeti ve kampanya döneminde maaş almaması gibi tutumları, onu “temiz sicil” sahibi bir lider olarak konumlandırıyor. Kulislerde Özgür Özel’in “iki forvet” benzetmesiyle işaret edilen İmamoğlu ve Yavaş ikilisi, AKP-MHP ittifakı için en büyük tehdit olarak görülüyor. Özellikle Yavaş’ın muhafazakâr tabandan, hatta Kürt seçmenden oy çekme potansiyeli, iktidar çevrelerini endişelendiriyor. “Kürtler Yavaş’a oy vermez” algısının gerçeği yansıtmadığı, dürüst ve çalışkan imajının geniş kesimlere hitap ettiği belirtiliyor.

BUGÜNKÜ KARAR: DELİLDEN ZİYADE “VARSAYIM” ÜZERİNE KURULU SORUŞTURMA
İçişleri Bakanlığı’nın kararında, 2023 Karabük mitingiyle ilgili iddialara yer veriliyor. Ancak resmi metinde “ilgili emir ve talimat verdiğine dair bir bilgi ve bulguya rastlanmamış” ifadesi dikkat çekiyor. Buna rağmen “bilgisi dışında gerçekleşmiş olmasının beklenemeyeceği” gibi soyut bir gerekçeyle soruşturma izni veriliyor. Yavaş’ın tarafı ise olayın hemen ardından bizzat teftiş başlattığını ve herhangi bir bulgu çıkmadığını vurguluyor. Dosyada belediye araç, personel veya kaynağın talimatla kullanıldığına dair somut delil bulunmadığı belirtiliyor.
Bu tablo, muhalefet tarafından “hukuksuzluk” ve “çifte standart” olarak eleştiriliyor. Zira geçmişte AKP’li belediyelerin mitinglerinde belediye otobüsleri, araçları ve personelinin kullanıldığına dair çok sayıda örnek (Trabzon, Samsun, Bursa, Aydın, Van gibi iller) kamuoyuna yansıdı. Bu olaylarda İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma izni çıkmadı. Muhalefet, “hukuk sadece bize uygulanıyor, bizim araçlar dokunulmaz” tepkisini gösteriyor.
OLAYIN SONRASI: SİYASİ ETKİLER VE 2028 SENARYOLARI
Analistler, bu soruşturmanın Yavaş’ı yıpratma ve erken saf dışı bırakma amacı taşıdığını belirtiyor. Erdoğan’ın “kazanamayacağı” rakiplerle karşılaşmak istemediği, bu nedenle muhalefetin birleştirici ve güvenilir isimlerini hedef aldığı görüşü ağırlık kazanıyor. Yavaş’ın sessiz çalışması, halkla kurduğu bağ ve çifte standartlara karşı duruşu, onu “millet iradesini temsil eden” bir figür haline getiriyor. Siyasi gözlemciler, kararın CHP içinde adaylık tartışmalarını da etkileyeceğini öngörüyor. İmamoğlu’nun yargı süreci devam ederken Yavaş’ın da hedef alınması, parti içinde “üçüncü isim” arayışlarını hızlandırabilir. Ancak Yavaş’ın “üçüncü aday değilim” açıklamaları ve erken tartışmalardan uzak durma tavrı, onun “halkın adayı” imajını güçlendiriyor. Uzun vadede bu tür operasyonların seçmen nezdinde ters tepebileceği değerlendiriliyor. Halkın “hukuksuzluk” ve “adaletsizlik” algısı arttıkça, muhalefetin birleştirici adaylarına destek de artabilir. Türkiye’de adaletin “herkese ya da kimseye değil” uygulanması gerektiği vurgusu, son dönemde sıkça dile getirilen bir tema haline geldi.

DERİNLEMESİNE ANALİZ: SİSTEMİK BİR STRATEJİ Mİ?
Bu olay, Türkiye siyasetinde yargının siyasallaşması tartışmalarının yeni bir halkası olarak öne çıkıyor. İmamoğlu’ndan Yavaş’a uzanan zincir, “kazanan adayı ezip geçme” operasyonu olarak tanımlanıyor. Somut delil yerine soyut varsayımlar ve çifte standartlar üzerinden yürütülen süreçler, milletin iradesini yargılama girişimi olarak görülüyor.
Yavaş’ın profili – dürüst, birleştirici, muhafazakâr tabana da hitap eden – iktidar için en büyük risk unsuru. Bu nedenle operasyonun asıl amacı, 2028’e giden yolda muhalefeti zayıflatmak. Ancak tarih gösteriyor ki, benzer girişimler çoğu zaman halkta “direnç” ve “destek” yaratarak tersine dönüyor. Gelişmeler yakından takip edilecek.
Yavaş’ın tepkisi, CHP’nin tutumu ve yargı sürecinin seyri, önümüzdeki dönemde Türk siyasetinin ana gündem maddelerinden biri olmaya aday.
Bakmadan Geçme
Mansur Yavaş: Kültürel zenginlikleri geleceğe taşımak istiyoruz
Mansur Yavaş, kültürel mirasın önemine dikkat çekti
Özgür Özel: Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu'nun adaylığı engellenirse önemli bir seçenektir
Son ankette Yavaş, Erdoğan'a fark attı! Seçmenlerin parti dağılımı dikkat çekti
Özel’den adaylık mesajı! Yavaş formülü nasıl olacak?
Mansur Yavaş: Beş Bin Yıllık Geçmiş Satın Alınamaz
