İran'a yönelik saldırıların perde arkası: Türkiye ve Ortadoğu'yu neler bekliyor? Uzmanlar 'zorbalık stratejisi' dedi
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırılar, bölgede istikrarsızlık ve yeniden yapılanma riskleri yaratıyor. Uzmanlar, bu durumu 'zorbalık siyaseti' olarak nitelendirirken, Türkiye'nin arabuluculuk rolünün önemine dikkat çekiyor.

ABD ve İsrail'in, İran'ın açıklarına yığınak yapmasının ardından başlattığı saldırılar, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. ABD Başkanı Trump'ın "İran, nükleer programı yeniden inşa etmeye çalıştı ve ABD ile diğerlerini tehdit eden uzun menzilli füzeler geliştiriyor. İran asla nükleer silaha sahip olamaz. ABD ordusu büyük bir operasyon yürütüyor. İran'ın deniz filosunu yok edeceğiz" açıklamasının ardından İran cephesinden "Siz başlattınız ama bitişi sizin elinizde olmayacak" yanıtı geldi. İsrail ordusu da İran'dan İsrail'e yoğun füze saldırısının başladığını duyurdu.
BÖLGESEL YENİDEN YAPILANMA VE TEHLİKELER
İsrailli yetkililer, operasyonun müzakerelere rağmen haftalar öncesinden planlandığını belirtirken, başkent Tahran'ın yanı sıra İsfahan, Kum, Kerec ve Kirmanşah şehirleri de hedef alındı. Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın'a göre, savaşın birincil hedefi İran'ın denklemden düşürülmesi ve rejim değişikliği; ikincil hedef ise bölgenin yeniden tasarlanması. Caşın, "Diplomatik açıdan baktığımızda İran'a yönelik büyük ölçekli bir saldırının başlaması için kum saati bana göre son kumlarını eritiyordu" ifadesini kullanıyor. Doç. Dr. Emete Gözügüzelli ise operasyonun bölge açısından ciddi bir tehlike arz ettiğini vurgulayarak, "Bu gördüğümüz noktada bugün bölgede İran üzerinden aslında farklı bir projeksiyon var. Evet, İran tehlikeli bir ülkedir ama İsrail'in bölgemizdeki ihlalleri bu kadar devam ederken... bu coğrafya her zaman tehlike altındadır" diyor.
ABD VE İSRAİL'İN 'ZORBALIK SİYASETİ' VE TÜRKİYE'NİN ROLÜ
Prof. Dr. Caşın, ABD'nin 1991 Körfez Savaşı'ndan bu yana en büyük yığınağını yaptığını ve donanmasının yüzde 41'ini Orta Doğu'ya getirdiğini belirtirken, Rusya ve Çin'in doğrudan müdahalesinin beklenmediğini, bu durumun dolaylı olarak 'savaşın kazananının Çin olduğunu' gösterdiğini ifade ediyor. Doç. Dr. Gözügüzelli, uluslararası sistemin değiştiğini ve ABD'nin bölgede kendi uydu devletlerini oluşturma çabasında olduğunu, bunun da İsrail'in genişletilmiş Siyonizme dayalı politikalarıyla örtüştüğünü söylüyor. Bu durumun uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu ve bir domino etkisi yaratarak bölge ülkeleri için riskler barındırdığını vurgulayan Gözügüzelli, "Bu, tamamıyla karşısında bir haydutluk stratejisiyle, bir zorbalık siyasetiyle bir politika ortaya konmakta" şeklinde konuşuyor. Doç. Dr. Gözügüzelli, Türkiye'nin arabuluculuk rolünün son derece önem arz ettiğini ve Türkiye'nin bölge istikrarı yönünde adımlar atmaya çalıştığında bu tür çatışmaların bölgeye yüklendiğini dile getiriyor. Prof. Dr. Caşın ise operasyonun petrol piyasalarında ciddi bir kriz yaratma ihtimaline dikkat çekerek, İran'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumasının önemine vurgu yapıyor. Potansiyel bir göç dalgası riskine de değinen uzmanlar, Türkiye'nin Suriye'den aldığı dersle tampon bölgeler kurabileceğini ve diplomatik görüşmelerle arabulucu rolünü sürdüreceğini belirtiyor.
Bakmadan Geçme
İran'ın füzeleri Kuveyt'i vurdu: Sivil tesislerde büyük yıkım!
Ürdün'deki saldırıda iki ABD askeri hayatını kaybetti, bir asker kayıp
İran'a ikinci darbe: CENTCOM yeni saldırı dalgasını duyurdu!
ABD'den İran'a sert yanıt: Saldırılar başladı
İran'dan şok misilleme: ABD üslerine füze yağmuru!
ABD, İran'a karşı savunma operasyonlarını tamamladığını duyurdu
