Gündem

İstanbul Barosu’ndan Bilgi Üniversitesi Kararına Sert Tepki!

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin, eğitim-öğretim yılının tamamlanmasına sadece bir ay kala sürpriz bir Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırılması, hukuk dünyasında büyük bir infiale yol açtı.
ANKA
ANKA
2 dk Sesli Dinle 0
İstanbul Barosu’ndan Bilgi Üniversitesi Kararına Sert Tepki!

Karara yazılı bir açıklamayla çok sert tepki gösteren İstanbul Barosu, uygulamayı "yasama yetkisinin yürütme tarafından tek imzalı işlemlerle gasp edilmesi pratiğinin yeni bir örneği" olarak nitelendirildi.

Gece yarısı Resmi Gazete’de yayımlanan ve hiçbir gerekçe içermeyen tek cümlelik kararın anayasal ilkeleri çiğnediğini belirten baro yönetimi, binlerce öğrenci, akademisyen ve üniversite emekçisinin derin bir belirsizliğe sürüklendiğini vurguladı.

"Anayasa Mahkemesi Kararı Açıkça Çiğneniyor"

İstanbul Barosu tarafından yapılan açıklamada, üniversitelerin sıradan ticari ya da idari yapılar olmadığı, Anayasa’nın 130. maddesi uyarınca bilimsel özerkliğe sahip anayasal kurumlar olduğu hatırlatıldı. Açıklamada, daha önce verilen emsal Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına şu ifadelerle dikkat çekildi:

"Anayasa Mahkemesi, bir vakıf üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasının fiilen o üniversitenin kapatılması sonucunu doğurduğunu; bu nedenle üniversitelerin ancak ve ancak kanunla (TBMM iradesiyle) kapatılabileceğini açıkça ortaya koymuştur (AYM, E.2020/55, K.2023/228). Buna rağmen atılan bu adım, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır."

"İstanbul Sözleşmesi Sürecindeki Yetki Aşımının Yeni Bir Örneği"

Baro, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 11. maddesinin üçüncü fıkrasına dayandırılarak yapılan bu işlemi, Türkiye’nin yakın geçmişteki hukuk tartışmalarıyla bağdaştırdı. Kararın demokratik meşruiyetten yoksun olduğu savunulan açıklamada şu benzetme yapıldı:

Meclis İradesi Devre Dışı: "Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden yine bir Cumhurbaşkanı kararıyla ve Meclis iradesi devre dışı bırakılarak çekilmesi sürecinde olduğu gibi, anayasal yetki sınırları bir kez daha yok sayılmaktadır. Kamu düzenini ve temel hakları doğrudan ilgilendiren meseleler tek kişi iradesine tabi kılınmaktadır."

Zamanlama Ağır Sonuçlar Doğuruyor: "Bileşenler Belirsizlikte"

Kararın eğitim-öğretim döneminin bitimine bir ay kala alınmasının yaratacağı kaosa dikkat çeken İstanbul Barosu, üniversitelerin siyasi iktidarların keyfi müdahale alanı olamayacağını belirtti. Açıklamada, "Binlerce öğrencinin eğitim hakkı, akademisyenlerin bilimsel üretimi ve üniversite emekçilerinin çalışma güvencesi göz ardı edilmiştir" denilerek, kararın sosyal ve akademik maliyetinin yüksek olacağı ifade edildi.

"Bilgi Üniversitesi Bileşenleriyle Dayanışma İçindeyiz"

İstanbul Barosu, açıklamasını kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğü vurgusuyla bitirerek, mağdur olan tüm üniversite bileşenlerinin yanında duracağını ilan etti:

"İstanbul Barosu olarak; hukukun üstünlüğünden, kuvvetler ayrılığından, bilimsel özerklikten ve eğitim hakkından yana olduğumuzu; yasama yetkisinin gasp edilmesine karşı olduğumuzu, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin akademisyenleri, öğrencileri ve emekçileriyle dayanışma içinde bulunduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz."

Kararın ardından, Bilgi Üniversitesi yönetiminin, öğrencilerin ve akademisyenlerin hukuki olarak nasıl bir yol haritası izleyeceği ve idare mahkemelerine yürütmeyi durdurma davası açıp açmayacağı merakla bekleniyor.

Bu Yazıyı Paylaş