Siyaset

İYİ Partili Poyraz'dan DEM Parti'nin Öcalan mitingi hakkında "Tandoğan"dayız çağrısı

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz DEM Parti'nin olası Öcalan mitingi hakkında konuştu.
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
4 dk Sesli Dinle 0
İYİ Partili Poyraz'dan DEM Parti'nin Öcalan mitingi hakkında "Tandoğan"dayız çağrısı

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.  

- Terörist başı Öcalan için “özgürlük” talebiyle DEM Parti öncülüğünde yapılması iki kez ertelenen miting için haziran sonu planlanıyor. Bu, Türk hukukuna uygun mu?

Bu miting, Türkiye’nin tüm kurumlarını, bugünkü dahil tüm hükümetlerini aşağılama suçudur. Bugün Kürtlere bir terör hükümlüsünü vasi olarak atamak ve referans almak Türk devletini aşağılamaktır. 27 Haziran’da genel başkanımız Musavvat Dervişoğlu’nun “Elimde bayrağımla  bekliyorum” diyerek yaptığı  Tandoğan çağrısı çok önemli. Emin olun, bu bir siyasi parti mitingi değil.  Biz, cumhuriyet değerlerini, ilkelerini, ülküsünü, Türkiye Cumhuriyeti devletini, Türk milletini, parlamenter kültürü benimseyen, bu ülkenin zenginliğinden mahrum bırakılan herkesi davet ediyoruz. Olanlar artık tahammül sınırlarımızı aşıyor. Bana göre değil tüm millete göre terörist, yargı da bunu tescillemiş. Bu terör hükümlüsü cezaevinden örgüte talimat verdiğinde örgüt yerine getiriyor. O zaman benim son şehidim Öcalan’ın son suçudur. Umut hakkı dahil olmak üzere tüm süreci son suçundan itibaren başlatalım.

- CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin mutlak butlan kararıyla ilgili hukuki yorumunuz nedir, kurultaya engel var mı?

Kurultay konusunda bir engel olmadığı kanaatindeyim. Mutlak butlan kararı sonrasında kurultay yapmanın iki formülü var. Bir, Sayın Özgür Özel ve arkadaşları CHP’nin o tarihteki yeter sayıdaki delegelerinden imza toplar, Genel Merkez’den kurultay talep eder. Genel Merkez reddederse mahkemeye gidip kayyum heyeti atanmasını sağlar ve olağanüstü kurultaya götürür. İki, Sayın Kılıçdaroğlu ve arkadaşları şu an devam eden davalardan feragat eder, İstinaf Mahkemesi’nde verilmiş olan mutlak butlan kararı kesinleşir, böylece kurultay süreci başlatabilirler. Siyaset, vatandaşın dertlerini ortadan kaldırmak için vardır, kendi dertlerini vatandaşının omuzlarına yüklemek için değil. 

- Siyaset derdini vatandaşa mı yükledi?

Önce Altılı Masa sonra tüm partilerin içerisindeki siyasi çekişmeler ve devamla belediyelere yönelik başlatılan operasyonlardan beri siyaset kurumunun, siyasi partilerin ve siyasetçilerinin dertlerini konuşuyoruz. Vatandaşın “Benim bir derdim var” çığlığı adeta duyulmuyor. 

- Erdoğan, “Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz” dedi. Öyle mi?

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde toplumsal, ekonomik, uluslararası, siyasi ve bürokratik hatta yargısal hiçbir gelişme ve karar Sayın Erdoğan’dan ayrı düşünülemez. Kendisinin hiçbir ilgilisi olmasa dahi yarattıkları Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ve  uyguladıkları tek adam rejiminin dokusu budur. O nedenle mutlak butlan kararından da bu işleyen daha doğrusu işletilen süreçten de ellerini yıkayıp çıkamazlar.

- Eski AYM Başkanı Haşim Kılıç “kapatmadan daha ağır” ifadesini kullandı, katılır mısınız? 

Hatırlarsanız, bu yaklaşımı ve okumayı ilk olarak Sayın Müsavat Dervişoğlu’ndan dinledik. Türk siyasi hayatı ve demokrasimiz, kapatma davalarıyla defalarca enfekte edildi.

Bugün de yargı kararı ile; bir siyasi partinin fonksiyonlarını icra edememesi sonucu yaratıldı. Bu fiili durum; Post-Modern bir kapatma davasıdır. Sayın Kılıç’ın da bunu teyit etmesi önemlidir. Hukuk ve muhakeme bunu gerektirir. Aklın yolu bir. 

- Özgür Özel ve arkadaşlarının dokunulmazlıklarının kaldırılması Genel Kurul’a gelirse İYİ Parti “evet” der mi?

Bakınız, dünyanın her yerinde siyaset kurumu ve siyasetçi arsızdır. İsterler ki her talepleri kabul görsün ve yerine getirilsin ve dünyanın her yerinde bürokrasi yükselmek için her türlü tavizi verir. İşte tüm bunları dengeleyecek olan yargıdır. Siyasetin arsızlığından ve cüretinden, bürokrasinin tavizkarlığından devleti ve milleti sakınması gereken yargıdır. Bunun için yargının “hayır” diyecek kapasitesi olmalı. Türkiye’de siyaset sadece bugün değil geçmişte de yargı üzerinde hep bir baskı oluşturmaya çalıştı ama Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte yargı, daha üzerinde bir baskı oluşmadan hatta talep bile gelmeden siyasi iktidara hizmet edecek kararları almaya hazır olduğuna dair sinyaller veriyor. Üzülerek ifade etmeliyim ki; artık yargının siyaseti memnun etmek için gönüllü hareket ettiği kanaati güçleniyor bende. Ve asıl tehlikeli olanı da budur. Ben, büyük Türk milletinin vekiliyim, Müsavat Dervişoğlu’nun yol arkadaşıyım, TBMM’de Dervişoğlu adına ve onu temsilen TBMM Grup Başkanvekili olarak görev yapıyorum. Hem anayasa hem de Karma Komisyon üyesiyim. Sözün özü; Demokrasiye, parlamento kültürüne, TBMM ve mensuplarına nihayetinde Türk siyasetine yargının araçsallaştırılması ile müdahaleyi kabul etmem mümkün değil. 

- 2016’da fezlekesi olan tüm milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılmıştı. O dönem bu iş “teröre” bağlanmıştı ve anayasa değişikliği teklifi Meclis’te yeter sayı ile geçmişti. Demirtaş bunun sonucu olarak hala içeride. Yine terörle ilişkilendirilse yanıtınız ne olur? 

Kim terörle ilişkilendirecek, nasıl terörle ilişkilendirecekler, FETÖ terör örgütünden yıllarca taşeronluk hizmeti alan ve çıkarları çatışınca terörist ilan eden bu iktidar mı, PKK terör örgütünü kuran, yöneten, şehitlerimizin infaz emrini veren ve halen de örgütü yöneten terör hükümlüsü Öcalan’ı, Kürtlere vasi atayıp muhatap olanlar mı?

Siyasette esneklik mümkündür ve olmalıdır. Dinamik hayatı statik kurallar ve kalıplarla yönetemezsiniz. Ancak devlet dediğiniz aygıt bir milletin namusudur, vicdanıdır hatta ahlakıdır. Milletin, namusunu, vicdanını ve ahlakını kirletemezsiniz. “Öngörmek, yönetmektir” diyor Pascal. Bu ülkedeki hiçbir siyasetçinin şaşırma lüksü yok. Devleti yönetmeye, millete hizmete talipseniz öngöreceksiniz.

Bu Yazıyı Paylaş