Kentucky'de şok: Beyin ölümü teşhisi konulan adam, organ bağışında gözlerini açtı
ABD'nin Kentucky eyaletinde beyin ölümü teşhisi konulan 36 yaşındaki Anthony TJ Hoover, organ bağışı sırasında gözlerini açtı. Olay, beyin ölümünün kesin bir tanı olup olmadığı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

ABD’nin Kentucky eyaletinde yaşanan olay, tıp dünyasını ve milyonları şoke etti. 36 yaşındaki doğa tutkunu Anthony TJ Hoover’a, aşırı dozdan kalp krizi geçirmesinin ardından beyin ölümü teşhisi konuldu ve beş gün boyunca yaşam destek ünitesine bağlı tutuldu.

ANİDEN GÖZLERİNİ AÇTI
Ailesine, hiçbir refleks ve beyin aktivitesi kalmadığı söylendi; ventilatörün kapatılması için izin verildi. Organ bağışçısı olan TJ için “onur yürüyüşü” hazırlandı, vücudu ameliyathaneye götürülürken koridorlarda saygı duruşunda bulunuldu. Fakat o sırada gözlerini açtı. Doktorlar bunun yalnızca “ölü refleksi” olduğunu söyledi.
‘AĞLIYORDU’
Korkunç gerçek, ameliyat masasında ortaya çıktı. Organları alınmak üzere ilk kesi yapılacağı sırada TJ’in bedeni hareket etmeye, dizlerini karnına çekmeye başladı. Hemşire Natasha Miller, o anları “Ağlıyordu, gözlerinden yaşlar süzülüyordu” diyerek anlattı. Daily Mail’in haberine göre TJ ağır beyin hasarıyla hayatta kaldı ancak onun dehşet verici hikayesi, beyin ölümü kabul edilen bazı hastalarda aslında bilinç kıvılcımı olabileceğini öne süren araştırmaları yeniden gündeme taşıdı.
RUH BEDENİ Mİ TERK EDİYOR?
Michigan Üniversitesi’nden Prof. Jimo Borjigin’in öncülük ettiği çalışmalar, kalp durduktan sonra beyinde dopamin ve serotonin patlaması yaşandığını, EEG dalgalarının özellikle hafıza, duygular ve kişilik bölgelerinde ani bir “fırtına” oluşturduğunu ortaya koyuyor. PNAS dergisinde yayımlanan makale, dört hastada, solunum desteği çekildikten sonra bile bilinçle ilişkili gamma dalgalarının güçlü biçimde arttığını belgeliyor. Ölümden dönen pek çok hasta, hayatlarının “film şeridi gibi” gözlerinin önünden geçtiğini, sevdiklerini gördüğünü, derin bir huzur ve ışığa doğru ilerlediğini anlatıyor. Bilim dünyasında bu tartışma büyüyor: Bu dalgalanmalar, “ruh”un bedeni terk etme anı mı, yoksa son bir nörolojik enerji patlaması mı? Dünyanın dört bir yanından gelen haberler, yanlış ölüm ilanlarının ne kadar korkunç sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. Polonya’da bir kadın morgda uyanırken, Çin’de yaşlı bir kadın tabutundan çıkıp ayağa kalktı. Bu noktada uzmanlardan kritik bir açıklama geldi: Kalp atışının ve nefesin durması, ölümün kesin kanıtı olmayabilir. Artık herkes aynı soruyu soruyor: “Gerçekte ne zaman ölüyoruz?”
Bakmadan Geçme
Umutsuzluğa Karşı Yaşam Umudu: Down Sendromlu Yakup'un Kadavradan Böbrek Nakliyle Mucizevi Kurtuluşu
Diyalizde tanıştılar, birlikte hayata tutundular
Berivan'ın annesi: Organlarıyla 7 kişiye umut oldu
e-Nabız'daki sürpriz kayıt, emekli öğretmenin organlarıyla 3 hastaya hayat verdi
Oğlundan annesine hayat: Böbrek nakliyle yeniden yaşama tutundu
Kalp yetmezliğiyle mücadele eden Mehmet Gökhan Taşkın'ın umut dolu hikayesi
