Gündem

KESK: Çerçeve yasa barışı toplumsal mesele yapmalı

KESK, 'Çerçeve Yasa'nın çatışmasızlık için önemli olduğunu ancak Kürt sorunu ve demokratikleşme için yetersiz kaldığını belirtti. Barışın toplumsal bir mesele haline gelmesi gerektiğini vurguladı.
ANKA
ANKA
2 dk Sesli Dinle 0
KESK: Çerçeve yasa barışı toplumsal mesele yapmalı

KESK Yürütme Kurulu, 'Çerçeve Yasa' olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun hakkında bir değerlendirme yaparak, yasanın çatışmasızlığı yasal zemine taşıma açısından önemini vurguladı. Ancak kurul, bu düzenlemenin Kürt sorununun çözümüne veya Türkiye'nin demokratikleşmesine yeterli olmadığını belirtti.

Barışın toplumsal bir mesele olması vurgusu

Açıklamada, "Esas olan, barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmek; barış mücadelesini demokrasi, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle birlikte büyütmektir" denildi. Yasanın, on yıllardır süren çatışmalarda yaşamını yitirenler, evlatlarını kaybeden aileler ve mağduriyet yaşayan milyonlar adına silahların susmasının önemini tartışmasız bulduğu ifade edildi. Ancak Kürt sorununun tarihsel, siyasal ve toplumsal kökenlerine bütünlüklü bir yaklaşım sunmadığı, yerel demokrasi ve anadil hakkı gibi temel başlıklarda kapsamlı düzenlemeler getirmediği kaydedildi.

Demokratikleşme güvencesi sunmuyor

KESK, yasanın Türkiye'nin demokrasi ve hukuk sorunlarına çözüm güvencesi sunmadığını, siyasetçiler, gazeteciler, sendikacılar ve hak savunucuları üzerindeki yargı baskısını ortadan kaldıracak bir düzenleme içermediğini belirtti. Ayrıca, KHK'lerle kamu görevinden çıkarılan binlerce kişinin adaletsizliğinin giderilmediği vurgulandı. Sadece çatışmanın bir boyutunu düzenleyen bir yasadan kendiliğinden bir 'demokratikleşme' sonucu çıkarmanın mümkün olmadığı dile getirildi.

Emekçiler için kazanımlar ve talepler

Çatışmalı ortamın emekçiler açısından kutuplaşma ve örgütsüzlük anlamına geldiği, bunun da sınıf dayanışmasını zayıflattığı ifade edildi. Çatışmaların sona ermesiyle demokrasinin veya emek sömürüsünün kendiliğinden sona ermeyeceği, mevcut ekonomik ve siyasal düzen değişmediği sürece sömürünün devam edeceği belirtildi. Ancak çatışmasızlık ortamının, emekçilerin ortak mücadele zeminlerini güçlendirebileceği, kutuplaşmanın gerilemesiyle ortak sorunların daha görünür hale gelebileceği ifade edildi. Savaş ve güvenlik politikalarına ayrılan kaynakların eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi alanlara aktarılması için emekçilerin örgütlü mücadelesinin şart olduğu vurgulandı. Kayyım rejiminin sona erdirilmesi, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması, temel özgürlüklerin güvence altına alınması, KHK'lilerin mağduriyetlerinin giderilmesi, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması, eşit yurttaşlık ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi gibi taleplerin karşılanmadan emekçilerin barışın kazanımlarını hissedemeyeceği belirtildi.

Bu Yazıyı Paylaş