Kılıçdaroğlu koltuğunu geri almak için sırtını AKP’ye Saray’a mı yasladı? Haber Analiz…
İktidar yargı sopasıyla CHP’yi mutlak butlan tuzağına düşürüp muhalefeti bitiriyor. Kılıçdaroğlu koltuk uğruna İmamoğlu’nu ihraç planıyla partiyi yoğun bakımda, bitkisel hayatta tutuyor: “Var mı? Var. Yaşıyor mu? Yaşamıyor.”

HABERERK / HABER ANALİZ
Ankara'da süren yargı süreçleri, Cumhuriyet Halk Partisi'ni (CHP) iki yılı aşkın süredir içinden çıkılmaz bir hukuki ve siyasi labirentin içine hapsetmiş durumda.
4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Kurultay'da Özgür Özel'in genel başkan seçilmesiyle başlayan "şaibe" iddiaları, bugün hâlâ hem hukuk hem de ceza mahkemelerinde yankısını sürdürüyor.
Yerel mahkemelerde mutlak butlan talepleri reddedilirken, istinaf aşamaları devam ediyor; ceza davası ise 6 Mayıs 2026'ya ertelendi. Bu süreç, sadece partinin iç dinamiklerini değil, Türkiye'nin muhalefet siyasetini de derinden etkiliyor.
İktidarın yargıyı muhalefeti dizginleme aracı olarak kullanması eleştirilirken, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun tutumu da "koltuk uğruna iktidara sırtını yaslamak" olarak yorumlanıyor.

KURULTAYIN KÖKENİ VE USULSÜZLÜK İDDİALARI
Her şey 2023 yerel seçimlerindeki büyük zaferin hemen ardından patlak verdi.
CHP, 2019'dan beri yönettiği büyükşehirlerdeki başarısını taçlandırmak isterken, 38. Olağan Kurultay'da "değişim" rüzgârı esti.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun 13 yıllık genel başkanlığı sona erdi; Özgür Özel, delegelerin oylarıyla yeni lider oldu. Ancak kurultay salonunda yaşananlar, kısa sürede "usulsüzlük" tartışmasına dönüştü.
Bazı delegelerin oy yönlendirmesi, hile iddiaları ve hatta "para dağıtıldığı" suçlamaları gündeme geldi.
Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş başta olmak üzere bir grup delege ve eski üye, kurultayın "mutlak butlan"la (baştan hükümsüz sayılması) iptalini talep ederek Ankara Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde dava açtı.

Mutlak butlan, hukuken en ağır yaptırım: Eğer çıkarsa, kurultay hiç yapılmamış sayılacak, tüm yönetim kararları sıfırlanacak ve parti baştan kurultaya gidecekti.
İktidar cephesi bu iddiaları sessizce desteklerken, yargı süreci hızlandı. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 11 Eylül 2025'te, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi ise 24 Ekim 2025'te davaları reddetti. Gerekçeler nettir: "Aktif husumet yokluğu", "konusuz kalma" ve "mutlak butlan koşullarının somut delille ispatlanamaması". Mahkemeler, iddiaların seçim sonucunu etkileyecek nitelikte olmadığını, Siyasi Partiler Kanunu'nda böyle bir yaptırımın öngörülmediğini vurguladı. Ancak davacılar istinafa gitti.
Üst mahkemelerde prosedür gerekçesiyle bazı dosyalar "sil baştan" inceleniyor; tedbiri karar ihtimali hâlâ masada.
CHP yönetimi, bu riski bertaraf etmek için arka arkaya olağanüstü kurultaylar topladı. 2025 boyunca birden fazla olağanüstü kurultay yapıldı; sonuncusu 21 Eylül 2025'te 22. Olağanüstü Kurultay'dı.
Özgür Özel burada delegelerin tamamına yakın oyuyla (835 geçerli oyun 835'i) üçüncü kez genel başkan seçildi.
Parti, "B planı" olarak yedek tüzel kişilik hazırlığını da gündemde tutuyor.

CEZA DAVASININ GÖLGESİ: İMAMOĞLU VE 11 SANIK YARGI ÖNÜNDE
Hukuk davalarının yanı sıra ceza boyutu da cabası. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada 12 isim yargılanıyor: Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve diğer parti yöneticileri.
SUÇLAMA:
Siyasi Partiler Kanunu'nun 112. maddesi uyarınca "oylamaya hile karıştırma". İddianameye göre kurultayda delege oyları yönlendirildi; talep edilen ceza 1 ila 3 yıl hapis arasında. Sanıklar suçlamaları "iftira ve kurgu" olarak nitelendirip reddediyor.

DAVANIN SEYRİ DİKKAT ÇEKİCİ:
İlk duruşmalar 2026 başında yapıldı, 13 Ocak ve 23 Şubat'ta ertelemeler yaşandı. 1 Nisan 2026'daki dördüncü duruşmada tanık dinlendi; mahkeme bir sonraki celseyi 6 Mayıs 2026'ya bıraktı. Bu süreçte İmamoğlu'nun başka davalardan tutukluluğu devam ediyor; yerel yönetimlerdeki baskı artıyor. İktidar, yargı üzerinden muhalefeti "paralel yapı" gibi göstermeye çalışıyor. Gözaltılar, soruşturmalar ve kayyum tartışmalarıyla CHP'nin hem merkez hem yerel örgütleri hedef alınıyor.
Eleştirmenlere göre bu, 2028 seçimleri öncesi muhalefeti zayıflatma stratejisinin parçası: "Siyasi mühendislik" ile CHP'yi iç kavgaya kilitlemek.
İKTİDARIN ROLÜ: YARGI ARACI MI, DEMOKRASİ DÜŞMANI MI?
Burada asıl eleştiri noktası iktidarın tutumu. Adalet Bakanlığı'ndaki görev değişiklikleri (örneğin Akın Gürlek'in atanması) ve istinaf süreçlerindeki gecikmeler, "siyasi talimat" iddialarını güçlendiriyor. Muhalefet partisine yönelik sistematik yargı operasyonları, gözaltılar (Bornova ve Ankara il başkanları örnekleri gibi) ve İmamoğlu'nun tutukluluğu, iktidarın "muhalefetsiz Türkiye" hayalini besliyor. CHP kaynakları bunu "darbe ve kayyım tehdidi" olarak nitelendiriyor. İktidar, 2023 seçim yenilgisinden sonra muhalefetin toparlanmasını hazmedemiyor; yargıyı sopa olarak kullanıp partiyi "yoğun bakımda" tutmak istiyor. Bu yaklaşım, demokrasiye zarar veriyor: Bir ana muhalefet partisini sürekli mahkeme koridorlarında süründürmek, seçmenin iradesini hiçe saymak anlamına geliyor.

KILIÇDAROĞLU'NUN POZİSYONU: KOLTUK İÇİN İKTİDARA YASLANMAK MI?
Öte yandan partinin eski lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun duruşu da tartışmalı.
Kurultay sonrası "mağdur" sıfatıyla ceza dosyasında yer alan Kılıçdaroğlu, süreçte sessiz kalmadı ama eleştiriler artıyor. Kulislerdeki iddiaya göre, "Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin başına gelirse, Ekrem İmamoğlu’nu ihraç eder.
Kılıçdaroğlu’nun yapacağı ilk hamle İmamoğlu ve yanındaki bir kısım CHP’lileri disiplin kuruluna sevk etmek olur." Bu iddia, Kılıçdaroğlu'nun değişim rüzgârına karşı direncini ve "eski düzeni" geri getirme arzusunu yansıtıyor.

Daha sert bir yorum ise şöyle: "Var mı? Var. Yaşıyor mu? Yaşamıyor. Bu şekilde CHP’yi yoğun bakımda, bitkisel hayatta, beyin ölümü gerçekleşmiş şekilde tutmanın peşindeler."
Kılıçdaroğlu'nun koltuk sevdası uğruna iktidarın yargı baskısına dolaylı destek verdiği, partiyi felç etmek pahasına eski gücünü koruma peşinde olduğu öne sürülüyor. Bu eleştiri, 13 yıllık liderliğinin sonunda gelen yenilgiyi hazmedememe olarak okunuyor.
NE OLACAK? RİSKLER VE GELECEK
Mutlak butlan hâlâ "binde bir" ihtimal olsa da istinaf ve ceza davası sonuçları belirleyici olacak.
6 Mayıs duruşması kritik; eğer ağır cezalar çıkarsa parti içi kaos derinleşebilir.
CHP yönetimi ise "darbe ve kayyıma hayır" mottosuyla delegeleri birleştirmeye çalışıyor. Ancak bu hukuki kuşatma, partiyi enerjisini iç kavgaya harcamaya zorluyor.
İktidarın baskısı altında muhalefetin güçlenmesi zorlaşıyor; Kılıçdaroğlu'nun tutumu da bu tabloyu ağırlaştırıyor.

CHP'deki mutlak butlan krizi Türkiye demokrasisinin aynası niteliğinde.
İktidar yargıyı siyasete alet ederek muhalefeti eritirken, partinin eski lideri koltuk uğruna benzer bir oyunun parçası olmakla suçlanıyor. 6 Mayıs'ta ne çıkacağı belirsiz; ama şu net: Bu süreç, CHP'yi değil, Türkiye'nin demokratik geleceğini tehdit ediyor.
Gelişmeler yakından takip edilmeli; çünkü bir partinin iç krizi, tüm muhalefetin kaderini belirleyebilir.
Bakmadan Geçme
Avrupalı Demokratlar, İmamoğlu'nun hapis cezasına tepki gösterdi
Şamil Tayyar’dan ‘mutlak butlan’ iddiası! "En geç Kasım"
İmamoğlu’na Verilen Karar Onanırsa Siyasi Yasak Geliyor
İmamoğlu, Üsküdar'daki belediye başkan vekilliği seçimini eleştirdi
YENİ Parti’den net mesaj: Adayımız İmamoğlu
Murat Emir, İmamoğlu'nun kitabının toplatılmasına tepki gösterdi
