Siyaset

Kılıçdaroğlu'ndan "SDG Feshi" Çıkışı: Vakit Kaybetmemeliyiz

Kemal Kılıçdaroğlu, terör örgütü SDG'nin kendini feshetmesi ve Suriye devlet kurumlarına entegre olması sonrasında yaptığı açıklamada, kürt meselesinin TBMM çatısı altında çözülmesi çağrısında bulunarak, üç dilde barış vurgusu yaptı.
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
3 dk Sesli Dinle 0
Kılıçdaroğlu'ndan "SDG Feshi" Çıkışı: Vakit Kaybetmemeliyiz

Terör örgütü SDG’nin elebaşı Mazlum Abdi’nin örgütün feshedildiğini ve Suriye devlet kurumlarına tamamen entegre edildiğini açıklamasının ardından, mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'ndan dikkat çeken bir değerlendirme geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, Suriye'de kalıcı barış ve istikrarın sağlanması yolunda atılan adımları memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Söz konusu entegrasyon sürecinin yalnızca Suriye'nin geleceği için değil, bölgenin huzur ve güvenliği açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, Suriye Kürtlerinin temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı, tüm etnik ve inanç gruplarının eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşadığı demokratik bir yapının Türkiye'nin de çıkarına olduğunu kaydetti.

"Kürt Meselesini TBMM Çatısı Altında Çözmeliyiz"

Bu gelişmelerin Türkiye için tarihi bir fırsat penceresi araladığına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, iç politika ve terörle mücadele bağlamında şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu gelişmeler Türkiye açısından da önemli bir fırsat sunmaktadır. Kürt meselesini silahın ve çatışmanın gölgesinden tamamen çıkararak demokratik siyasetin, hukukun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında çözmek zorundayız. Türkiye’de yürütülen sürecin silahların tamamen bırakılması, terörün sona ermesi, demokrasimizin güçlenmesi ve Türklerle Kürtler arasındaki tarihsel kardeşliğin daha da sağlamlaşmasıyla sonuçlanmasını yürekten diliyorum."

Bölgesel Barış ve OBİT Vurgusu

Ortadoğu'da kalıcı barışın sağlanması için bölgesel iş birliğinin şart olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, geçmişte dile getirdiği Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı (OBİT) önerisini hatırlattı. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin öncülüğünde kurulacak bir barış yapılanmasının bölgenin kaderini değiştireceğini savunan Kılıçdaroğlu, coğrafyanın kaderinin dış güçlerin çıkar hesaplarına bırakılamayacağını ifade etti.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Açıklamasının Tam Metni

"Suriye’de kalıcı barış ve istikrar yolunda atılan adımları memnuniyetle karşılıyorum.

SDG’nin silahlı yapılarının Suriye devletine entegrasyonu yönündeki gelişmeler, yalnızca Suriye’nin geleceği açısından değil, bölgemizin huzuru ve güvenliği açısından da büyük önem taşımaktadır.

Suriye Kürtlerinin kimliklerinin, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu; bütün etnik ve inanç gruplarının eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşabildiği, demokratik ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye hem Türkiye’nin hem de bölge halklarının çıkarınadır.

Bu gelişmeler Türkiye açısından da önemli bir fırsat sunmaktadır.

Kürt meselesini silahın ve çatışmanın gölgesinden tamamen çıkararak demokratik siyasetin, hukukun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında çözmek zorundayız.

Türkiye’de yürütülen sürecin silahların tamamen bırakılması, terörün sona ermesi, demokrasimizin güçlenmesi ve Türklerle Kürtler arasındaki tarihsel kardeşliğin daha da sağlamlaşmasıyla sonuçlanmasını yürekten diliyorum.

Türkiye’nin kendi iç barışını güçlendirmesi, yalnızca ülkemiz için değil, Orta Doğu’nun barış ve istikrarı açısından da çok önemli bir güvence olacaktır.

Yıllar önce bu anlayışla Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı’nı, yani OBİT’i, önermiştim.

Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin öncülüğünde kurulacak, zaman içerisinde bölgenin diğer ülkelerini de kapsayacak bir barış ve iş birliği yapılanmasının Orta Doğu’nun geleceği açısından tarihî bir ihtiyaç olduğunu bugün de düşünüyorum.

Çünkü Orta Doğu’nun kaderini başka ülkelerin çıkar hesapları değil, bu coğrafyada yaşayan halkların ortak iradesi belirlemelidir.

Türkiye kendi içinde barışı, demokrasiyi ve kardeşliği güçlendirdiği ölçüde bölgesinde de barışın öncüsü olabilir.

Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması, Filistin’de kanın ve gözyaşının dinmesi, İran’a yönelik saldırıların sona ermesi ve bölgemizin yeni savaşların değil, diplomasinin, iş birliğinin ve ortak refahın coğrafyası hâline gelmesi mümkündür.

Bunun yolu daha fazla çatışmadan değil, daha fazla diyalogdan, diplomasiden ve bölgesel iş birliğinden geçmektedir.

Vakit kaybetmemeliyiz.

Türkiye, Orta Doğu’da savaşların tarafı değil, barışın kurucu gücü olmalıdır.

Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır.

Yaşasın halkların kardeşliği!

Bijî biratiya gelan!

عاشت اخوة الشعوب!"

Bu Yazıyı Paylaş