Gündem

Kışanak: Kısa vadede anayasa yapmak zor

Gültan Kışanak, kısa vadede anayasa yapmanın zor olduğunu belirtirken, çıkarılan yasanın kapsamını ve beklentileri açıkladı. Sancar, AİHM kararlarının uygulanmasını talep etti. Arkaş ise devletin Kürtlere yönelik yaklaşımını ve çatışmaların
ANKA
ANKA
4 dk Sesli Dinle 0
Kışanak: Kısa vadede anayasa yapmak zor

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu ancak kısa vadede bu konuda toplumsal ve siyasal olgunluğun oluşacağına dair umutlu olmadığını dile getirdi. Kışanak, anayasa meselesinin Cumhurbaşkanlığı seçimiyle doğrudan ilişkilendirilmesinin sığ bir yaklaşım olduğunu belirtti.

Kışanak: Kısa vadede anayasa yapmak zor 1

Yasa kapsamı ve beklentiler

Kışanak, çıkarılan yasanın sadece dağdan gelecekler veya cezaevinden çıkacaklarla sınırlı olmadığını vurguladı. Geçmiş yıllardaki çatışmalı süreçte PKK ile irtibatlı açılan on binlerce davaya dikkat çeken Kışanak, bu davaların soruşturma, kovuşturma veya erteleme aşamasında olduğunu söyledi. Yasa ile tutuksuz yargılanan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen veya yurt dışında bulunan kişilerin de yararlanabileceğini aktardı. Kışanak, bu yasanın çatışma sayfasını kapatıp demokratik uzlaşı içinde yeni bir yaşam kurma perspektifi oluşturmak açısından kıymetli olduğunu ifade etti. Yasanın iki ay içinde uygulanabilir hale gelebileceğini ve gerekli mekanizmaların hızla kurulmasıyla bu mesafenin katedilebileceğini sözlerine ekledi.

Kışanak: Kısa vadede anayasa yapmak zor 2

Hasta tutuklular ve Suriye’deki gelişmeler

Kışanak, önceliğin cezaevlerindeki hasta tutukluların tahliyesi olması gerektiğini belirterek, bu konuda insani ve vicdani bir adım atılmasını istedi. Yasanın parlamentodan büyük bir konsensüsle çıkmasının olumlu olduğunu söyledi. Suriye'deki gelişmelere de değinen Kışanak, Kürtlerin Şam'da yönetime katılma imkanlarının yaratılmasının 200 yıllık çatışma dönemini kapatacak bir çözüm olacağını savundu. Sorunların çözümünün Ankara, Tahran ve Şam'da herkesi kapsayan yönetim modelleriyle mümkün olacağını belirtti.

Kışanak: Kısa vadede anayasa yapmak zor 3

Anayasa ihtiyacı ve toplumsal bölünmeler

12 Eylül Anayasası'nın değiştirilmesi gerektiği konusunda geniş bir görüş birliği olduğunu belirten Kışanak, anayasa yapmanın temel bir ihtiyaç olduğunu ancak kısa vadede gerekli konsensüsün oluşacağına inanmadığını söyledi. Basın, ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile yerel demokrasiyi güçlendirecek düzenlemelerin acilen yapılması gerektiğini vurguladı. Kışanak, Türkiye'nin muhafazakarlar, sekülerler ve Kürtler gibi üç ana sosyolojiye hitap eden siyasal duruşlar nedeniyle kutuplaşmış bir toplum yapısına sahip olduğunu ve bu tür ortamlarda anayasa yapmanın zor olduğunu ifade etti. Kısa vadede anayasa yapabilecek toplumsal ve siyasal olgunluğun oluşacağına dair umutlu olmadığını tekrarladı. Anayasa meselesinin Cumhurbaşkanlığı seçimiyle doğrudan bağlantılı ele alınmasını ise sığ bir düşünce olarak niteledi. Sürece karşı çıkanların az olduğunu ancak toplumda kaygıların ve soru işaretlerinin bulunduğunu, bu “ama”ların giderilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Mahmur değerlendirmesi ve hukuki talepler

Mahmur’daki insanların güvenli bir ortamda yaşayabilmeleri için dönüşlerinin sağlanması gerektiğini belirten Kışanak, bu sürecin Mahmur sakinlerinin katılımıyla yürütülmesinin önemine dikkat çekti. DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar ise Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının derhal uygulanması gerektiğini vurguladı. Mevcut infaz sisteminde hasta tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılmasını talep eden Sancar, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Can Atalay gibi isimler için de bu kararların uygulanması gerektiğini söyledi. Sancar, Türkiye'nin kendi Anayasası'na uymamasının asıl sorun olduğunu ifade etti. Sürecin hukuka ve demokrasiye aykırı durumlar bahane edilerek askıya alınamayacağını belirtti. Yeni anayasanın en geniş toplumsal ve siyasal katılımla yapılması gerektiğini savunan Sancar, bunun için özgür tartışmayı engelleyen pratiklerin ortadan kaldırılması gerektiğini dile getirdi. Kürt barışının silah bırakmayla önemli bir evreye geldiğini ancak büyük barış için demokrasiye ve hukuki güvencelere inancın artması gerektiğini söyledi. Sancar, Terörle Mücadele Kanunu'ndan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na kadar ilgili yasalarda değişiklikler yapılması gerektiğini belirtti. Barış hukukunu “barış üçgeni” olarak tanımlayan Sancar, silahsızlanma, Kürt sorununun çözümüne giden yolu açma ve toplumsal barışı sağlayacak demokratikleşmeyi bu üçgenin ayakları olarak sıraladı. Sancar, Selahattin Demirtaş’ın çıkarılacak yasadan net bir şekilde yararlanacağını ancak tahliyesi için yasaya gerek olmadığını sözlerine ekledi.

Devlet içinde Kürtlerin yeri ve çatışmaların sonuçları

İmralı Sekreteryası üyesi Çetin Arkaş, devletin Kürtler için “Bu devlet bizim devletimizdir” duygusunu yaratması halinde büyük bir özgüvenle yaklaşması gerektiğini söyledi. Osmanlı örneğini veren Arkaş, büyük devletlerin farklı kökenlerden insanları yönetim kademelerinde barındırabildiğini belirtti. 2015-2023 yılları arasındaki çatışmalarda yüzlerce PKK militanının yaşamını yitirdiğini aktaran Arkaş, ailelere ölüm haberleri verilirken yaşanan trajik sahnelerden bahsetti. Arkaş, yaşamını yitirenlerin sadece rakamlarla değil, bireysel hikayeleriyle de anılması gerektiğini vurguladı. Türk ve Kürt çocuklarının “bizim çocuklarımız” olarak görülmesi gerektiğini ve bu anlayışla ortak bir geleceğin inşa edilebileceğini söyledi. Çanakkale örneğini hatırlatarak, çatışmalarda yaşamını yitiren herkesin mezarına çiçek bırakma çağrısı yaptı. Arkaş, teslimiyetçi veya üstenci yaklaşımlarla değil, hep birlikte kazanılacak bir dil ve duygu birliğiyle yeni bir geleceğin kurulabileceğini ifade etti. Ailelerin yakınlarının mezarlarının yerini bilmediği durumların yaşandığını anlatan Arkaş, gözaltında kaybedilenler için de üzüntüsünü dile getirdi. Yaşananların daha fazla anlatılması ve objektiflerin “bizim taraf”a da çevrilmesi çağrısında bulundu. Arkaş, acılarla yüzleşilmesi ve yeniden çatışmalı bir sürecin yaşanmasını engelleyecek zeminlerin kurutulması gerektiğini belirtti. Sürecin geri dönüşsüz bir noktaya gelmesi için yürütücülerin elini çabuk tutması, aceleci olmadan hızlı davranması ve toplumsal psikolojiyi hazırlaması gerektiğini sözlerine ekledi.

Bu Yazıyı Paylaş