Kozmetik fabrikası yangını davası: İddianame eksik deliller nedeniyle geri döndü, adalet gecikiyor mu?
Kocaeli'deki 7 kişinin öldüğü kozmetik fabrikası yangını davasında hazırlanan iddianame, eksik delil ve tamamlanmamış dijital incelemeler nedeniyle mahkeme tarafından savcılığa iade edildi. Sorumluluklar ve delillerin yetersizliği, adaletin

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği ve 6 kişinin yaralandığı büyük kozmetik fabrikası yangınına ilişkin hazırlanan iddianame, delillerin yetersiz toplanması ve dijital incelemelerin tamamlanamaması gerekçesiyle Gebze 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından savcılığa iade edildi. Bu durum, davada adaletin tecellisini geciktirebilecek önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

DELİLLER EKSİK, İNCELEMELER TAMAMLANMADI
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı 91 sayfalık iddianamede, şirket sahibi ve yetkilileri hakkında 'olası kastla öldürme' ve 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' gibi çeşitli suçlamalarla cezalar isteniyordu. Ancak mahkeme, olay yerinde yapılan bilirkişi incelemelerinin yetersiz kaldığına, iki kozmetik firması arasındaki ilişkinin (fason üretim mi, ortak üretim mi) netleştirilemediğine ve bu durumun sanıkların kusur durumunu etkilediğine dikkat çekti. Ayrıca, sanıklardan ele geçirilen dijital materyallerin (cep telefonları, laptoplar) ve HTS kayıtlarının incelenmesinin tamamlanmamış olması da iade kararında önemli bir gerekçe olarak gösterildi. Mahkeme, bu incelemeler tamamlanmadan iddianame düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtti.

SORUMLULUKLAR NET DEĞİL, TANIKLAR DINLENMEDİ
Mahkeme, fabrikadaki elektrik tesisatının sorumluluğu konusunda da belirsizlikler olduğunu vurguladı. Binanın eski malikinin elektrik tesisatıyla ilgili savunmasının araştırılmadığı, tesisatın kim tarafından, ne zaman ve hangi koşullarda yapıldığının kolluk marifetiyle tespit edilmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca, 'suçluyu kayırma' suçundan yargılanması istenen bazı kişilerin ifadelerinde adı geçen kişilerin tanık olarak dinlenmediği ve güvenlik amirinin beyanının teyit edilmediği de iade gerekçeleri arasında yer aldı. İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) sözleşmesi ve tanık beyanlarına ilişkin iddiaların da yeterince araştırılmadığı tespit edildi. Hakkında yakalama kararı bulunan bir sanığın ise makul bir süre beklenmeden ifadesi alınmadan iddianame düzenlenmesi, savunma hakkını kısıtladığı gerekçesiyle eleştirildi.


