Kutsal mekanlar hedefte: İsrail’in dini savaşları büyüyor
İşgalci İsrail'in kutsal mekanlara yönelik ihlalleri artıyor; Mescid-i Aksa ve Harem-i İbrahim Camii'nde Siyonist bayraklar açılırken, Hristiyanlara yönelik nefret suçları ve fiziksel saldırılar da yükselişte.

İşgalci İsrail hükümetinin, ABD ile birlikte İran'a yönelik saldırılarını bahane ederek Ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa'yı kapatması, kutsal mekanlara yönelik artan ihlallerin sadece bir başlangıcıydı. Fanatik Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'da Siyonist İsrail bayrağı açması ve El-Halil'deki Harem-i İbrahim Camii'nde de benzer provokasyonlar gerçekleştirmesi, bölgedeki gerilimi tırmandırıyor.
YAHUDİLEŞTİRME HEDEFİ GÖRÜNÜR KILINIYOR
Kudüs'te "Heykel Cemaati" adlı bir grup, Mescid-i Aksa'nın yıkılarak yerine Süleyman heykeli dikilmesi talebiyle baskınlar düzenlemeye devam ediyor. İsrail polisinin koruması altındaki bu grupların, Harem-i Şerif avlusunda İsrail bayrağı açması, Mescid-i Aksa'nın saygınlığına doğrudan bir saldırı ve Yahudileştirme çabalarının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Kudüs Valiliği'nin de uyardığı bu tür eylemler, bölgedeki dini hassasiyetleri hiçe sayıyor.
KURBAN RİTÜELLERİ VE KUTSAL MEKANLARA YÖNELİK TEHDİTLER
Heykel Cemaati üyelerinin, Yahudilerin kurban ritüellerini gerçekleştirmek amacıyla Mescid-i Aksa'ya kurbanlık hayvan kaçırma girişimleri de dikkat çekiyor. Filistin hükümetinin açıklamalarına göre, bu gruplar son dönemde Mescid-i Aksa'ya kurbanlık hayvan sokmak için birçok kez girişimde bulundu. Bu durum, kutsal mekanların dini amaçlar dışında kullanılmaya çalışıldığını ve Yahudi yerleşimcilerin dini ritüellerini kutsal alanlara taşıma çabalarının arttığını gösteriyor. Hristiyanlara Yönelik Saldırılar Artıyor İsrail'in dini mekanlara yönelik ihlallerinin sadece Müslümanlarla sınırlı kalmadığı, Hristiyan varlığına yönelik de ciddi tehditler oluşturduğu belirtiliyor. İşgal ordusunda bir askerin Hz. İsa'yı tasvir eden bir heykele balyozla saldırması, bu durumun bir göstergesi olarak sunuluyor. Ancak olay, bireysel bir saldırı olarak geçiştirilmeye çalışılsa da, 7 Ekim'den bu yana Filistin toprakları ve Lübnan'da artan etnik temizlik ve soykırım saldırılarının hedefinde bölgedeki Hristiyan varlığının da olduğu iddia ediliyor. 2024 yılında Hristiyanlara karşı 111 nefret suçu kaydedildiği, bunların 46'sının fiziksel saldırı olduğu rapor ediliyor. Kudüs merkezli Rossing Center'ın raporuna göre, Hristiyan din adamlarına yönelik fiziksel saldırılar da artış göstermiş. Tükürme, Kundaklama ve Bombalama: Hristiyanlara Yönelik Saldırıların Boyutu İstilacı Yahudilerin Hristiyanlara yönelik saldırılarında "tükürmenin en yaygın taciz biçimi olduğu" ve Kudüs'teki Eski Şehir bölgesinde kaydedilen olayların önemli bir kısmını oluşturduğu belirtiliyor. Bu saldırıların Ermeni Mahallesi'ni ve Ermeni Patrikhanesi'ni hedef aldığı da raporda yer alıyor. 2023-2026 yılları arasında yoğunlaşan saldırılar arasında, Hristiyan hacılara tükürme olayları ve yaşlı bir Hristiyan kadının kafatasının kırılması gibi vahim olaylar da bulunuyor. Ayrıca, İsrail'in Gazze'deki Hristiyan alanlarını da defalarca vurduğu, en az üç kilisenin yok edildiği veya ağır hasar gördüğü, arkeologların bunu gördükleri en ağır yıkımlardan biri olarak tanımladığı belirtiliyor. Lübnan'daki kiliselerin de defalarca vurulduğu ve Aziz George Melkit Katolik Kilisesi'nin tamamen yok edildiği, bu saldırıda kiliseyi sığınak olarak kullanan en az sekiz kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor. İsrail kontrolündeki Kudüs belediyesinin kilise banka hesaplarını dondurmakla tehdit etmesi de, Hristiyan liderler tarafından kurumlarının mali sürdürülebilirliğini zayıflatmayı amaçlayan "koordineli bir saldırı" olarak nitelendiriliyor.
