Levent Gültekin anlattı! 'İran halkı Suriyeliler gibi ülkesini terk etmiyor'
Gazeteci Levent Gültekin’in, “Helal olsun İran halkına. Ülkelerini terk etmiyorlar. Yani İran Irak gibi değil, Suriye gibi değil.” Sözleri akıllara, “Levent Bey, İran’da 40 milyon Türk var! Türk vatana ihanet etmez edeni de affetmez!” ifadelerini getirdi.
İran, İsrail ve ABD arasındaki gerilim, karşılıklı füze saldırıları ve vekalet savaşlarıyla bölgesel bir çatışma rotasına girmiş durumda. Bu çok cepheli savaş senaryosu, İran içindeki milyonlarca Türkün ve diğer etnik grupların stratejik konumunu, ülkenin kaderini belirleyecek kritik bir eşiğe taşımakta.
Gazeteci Levent Gültekin, YouTube kanalında konuyla ilgili dikkat çeken yorumlar yaptı.
Gültekin, şunları kaydetti:
“İRAN HALKI DAHA ONURLU, DAHA HAYSİYETLİ DAVRANIYOR”
“Helal olsun İran halkına. Ülkelerini terk etmiyorlar. Yani İran Irak gibi değil, Suriye gibi değil, öbür ülkeler gibi değil. İran halkı daha onurlu, daha haysiyetli davranıyor. Eskiden ilk zamanlar rejimin baskısından, faşizminden, zorbalıklarından bıkanlar hafiften böyle bir şey yapıyorlardı.

Trump’ın müdahalelerine sıcak, olumlu bakıyorlardı. Şimdi giderek o da bütünüyle ortadan kalktı. Çünkü gördüler ki bu sadece bir iktidar değişikliği meselesi değil. Adam geldi bir ülkeyi yok ediyor. Yani o ülke yok olduktan sonra iktidarda kimin olduğunun ne anlamı var ki?
Bütün hayatı cehenneme dönmüş, sokaklarını, evlerini, şehirlerini kaybetmiş bir ülkede demokrasi varmış. Ne yapacakmış o demokrasiyi ki?”
Levent Gültekin’in İran halkının sadakatine yönelik övgüleri, akıllara asıl gerçeği, yani ülkedeki 40 milyonluk devasa Türk nüfusunu getirdi.
İran’ın dirençli duruşunun temelinde, vatan toprağını namusu sayan ve ihaneti asla kabul etmeyen Türk asıllı vatandaşların sarsılmaz iradesi yatıyor."
HAP BiLGİLER…
İran İslam Cumhuriyeti’nde yaşayan yaklaşık 35-40 milyonluk Türk nüfusu, ülkenin demografik yapısında belirleyici bir güç olmaya devam ediyor.
Güney Azerbaycan Türklerinden Kaşkaylara kadar geniş bir yelpazeye yayılan bu devasa kitle, kültürel haklar ve kimlik mücadelesiyle bölge siyasetinin merkezinde yer alıyor.
İran denildiğinde akla ilk gelen "Fars" kimliği olsa da, madalyonun diğer yüzünde dünyanın en büyük Türk topluluklarından biri yer alıyor. Resmi olmayan verilere ve eski İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi gibi üst düzey yetkililerin beyanlarına göre, İran nüfusunun yaklaşık %40’ı ana dili olarak Türkçeyi kullanıyor. Bu oran, İran'ın sadece bir komşu değil, aynı zamanda dünyanın en kalabalık Türk devletlerinden biri olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor.
Türk nüfusun ana gövdesini "Güney Azerbaycan" olarak adlandırılan bölgede yaşayan Azerbaycan Türkleri oluşturuyor. Tebriz, Erdebil, Urmiye ve Zencan gibi şehirler, Türk kültürünün ve dilinin kalbi konumunda. Ancak Türk varlığı sadece kuzeybatıyla sınırlı değil; ülkenin güneyinde göçebe kültürünü koruyan Kaşkay Türkleri, kuzeydoğusunda Horasan Türkleri ve Türkmen sahası, merkeze yakın bölgelerde ise Halaçlar ve Avşarlar gibi pek çok farklı boy yüzyıllardır bu topraklarda varlığını sürdürüyor.
Milyonlarca Türkün yaşamasına rağmen, İran’da Türkçe eğitim ve resmi kullanım alanında ciddi kısıtlamalar bulunuyor. Nüfus müdürlüklerinin çocuklara Türkçe isim verilmesini engellemesi ve okullarda ana dilde eğitimin anayasal bir hak olmasına rağmen pratikte uygulanmaması, bölgedeki tansiyonu yükselten temel unsurlar arasında. Özellikle son yıllarda Tebriz merkezli gerçekleşen protestolar, bu "sessiz devin" artık kültürel ve siyasal hakları konusunda daha gür ses çıkardığını gösteriyor.

İran’daki Türk varlığı, sadece iç siyaseti değil, Türkiye ve Azerbaycan ile olan ilişkileri de doğrudan etkiliyor. Karabağ Savaşı sırasında İran’daki Türklerin Azerbaycan’a verdiği destek, bu bağın ne kadar güçlü olduğunu kanıtladı. Uzmanlar, İran’ın gelecekteki demokratik dönüşümünde veya siyasi değişimlerinde en belirleyici faktörün, bu 40 milyonluk "Türk gerçeği" olacağını vurguluyor.
EDİTÖR NOTU
İran coğrafyası, tarihsel süreçte Büyük Selçuklu’dan Safevi’ye, Afşar’dan Kaçar Hanedanlığı’na kadar bin yıla yakın bir süre Türkler tarafından yönetilti.
Bugün bu topraklarda yaşayan milyonlarca soydaşımız, sadece bir "azınlık" değil, ülkenin asli kurucu unsurudur.
Onların kültürel haklarını savunmak ve varlıklarını dünya kamuoyuna duyurmak, bölgesel barışın ve Türk dünyası entegrasyonunun en önemli yapı taşlarından biridir.
Bakmadan Geçme
Yorumlar
- Alp Demir
İran'daki Türklerin konumu, Türkiye'deki kürtlerden tamamen farklıdır. İran bir Türk Devletidir. Türkler asli unsurdur, çünkü o devleti Türkler kurmuştur. Tıpkı Türkiye'de olduğu gibi. Bu gün İran'daki Türklerin durumu, Türkiye'deki Türklere ibret olmalıdır. İran gibi olmak istemiyorsak, şu salak kürt sevdasından acilen kurtulmalıyız. Bu stratejik bir hamledir. Kürt düşmanlığı değildir. Ancak her şeyin kendi yerini bulması ve haddini aşmaması gerekiyor.

