Gündem

LGBTİ+ dernekleri operasyonlara tepki gösterdi

LGBTİ+ dernekleri, "Ailem Güvende" operasyonları kapsamında evlere yapılan baskınlar ve gözaltılara tepki göstererek, LGBTİ+ olmanın, dernek kurmanın ve hak savunuculuğu yapmanın suç olmadığını belirtti. Dernekler, operasyonların gerekçesin
ANKA
ANKA
3 dk Sesli Dinle 0
LGBTİ+ dernekleri operasyonlara tepki gösterdi

Ankara'da LGBTİ+ dernekleri, son günlerde yaşanan operasyonlara ve gözaltılara sert tepki gösterdi. 12 Eylül gecesi başlayan ve "Ailem Güvende" adı altında yürütülen operasyonlar kapsamında çeşitli kentlerde derneklere ve aktivistlerin evlerine baskın düzenlenmesi, birçok kişinin gözaltına alınması dernekler tarafından eleştirildi. Adalet Bakanlığı'nın duyurduğu operasyonlarda LGBTİ+ derneklerinin istismar, müstehcenlik ve uyuşturucu gibi suçlamalarla aynı platformda gösterilmesine karşı çıkan dernekler, "LGBTİ+ olmak, dernek kurmak ve hak savunuculuğu yapmak suç değildir" açıklamasını yaptı.

Operasyonların gerekçesi sorgulandı

Dernekler tarafından yapılan ortak açıklamada, gözaltına alınan dernek yöneticileri, hak savunucuları ve aktivistlerin durumuna dikkat çekildi. Operasyonların gerekçesi ve kullanılan dilin yarattığı etki sorgulandı. Açıklamada, "Bir LGBTİ+ derneğinin kapısına polis dayandığında, bir hak savunucusu gece evinden alındığında, bir dayanışma kanalına erişim engellendiğinde hangi aile güvenceye alınmış oluyor?" sorusu soruldu. LGBTİ+ bireylerin ailelerinden ayrı yaşayan ya da aileleri tarafından desteklenmeyen kişiler olmadığı, aksine ailelerin bir parçası oldukları vurgulandı. Bu durumun, "Ailenin korunması" adı altında LGBTİ+ düşmanlığına gerekçe olarak kullanılamayacağı belirtildi.

Bağlantılar somut delillerle kanıtlanmalı

Savcılık açıklamasında yer alan çocukların cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında "yönlendirildiği" iddiasıyla dernekler, fon sağlayıcıları, istismarla suçlanan kişiler ve eğlence işletmelerinin aynı anlatı içinde ilişkilendirilmesine karşı çıkıldı. Bu bağlantının somut delillerle ortaya konulması gerektiği ifade edildi. Bir kişinin LGBTİ+'ların varlığından haberdar olmasının, istismarla aynı anlatıya yerleştirilmesinin hukuki bir dayanağı olmadığı savunuldu. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği hakkında bilgi edinmenin veya destek istemenin suç gibi sunulamayacağı belirtildi. Derneklerin, eğlence mekanlarının ve uyuşturucu iddialarının tek bir operasyon başlığı altında toplanmasının aralarında kendiliğinden bir suç ilişkisi kurmadığı, görüntülerin yan yana getirilmesinin hukuken geçerli bir ilişkiyi kuramayacağı vurgulandı.

Fon almak tek başına suç değil

LGBTİ+ derneklerinin mevzuata tabi sivil toplum kuruluşları olduğu ve faaliyetlerinin kamuoyuna açık olduğu belirtildi. Yurt dışından fon almanın tek başına bir suç olmadığı, bu tür desteklerin alınması ve kullanılması için yasal bildirim ve kayıt usullerinin bulunduğu ifade edildi. Herhangi bir usulsüzlük iddiası varsa, bunun somut işleme, yükümlülüğe ve delile dayanması gerektiği vurgulandı. Paranın yurt dışından gelmesinin, hak savunuculuğunun suç olduğuna dair bir gerekçe oluşturmayacağı belirtildi. Açıklamada, LGBTİ+ bireylerin ayrımcılığa karşı haklarını öğrenmesi, adalete erişebilmesi, yaşadıklarını anlatabilmesi ve dayanışma kurabilmesi amacıyla çalışmalar yürütüldüğü hatırlatılarak, "LGBTİ+ olmak, dernek kurmak ve hak savunuculuğu yapmak suç değildir" denildi. Örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğü, özel hayatın korunması ve masumiyet karinesi gibi temel hakların LGBTİ+ bireyler için de geçerli olduğu vurgulandı. Erişim engelleri, ev baskınları ve gözaltılarla birlikte değerlendirildiğinde, LGBTİ+ örgütlenmesinin hareket alanının ve varlığının ortadan kaldırılmak istendiği yorumu yapıldı. Dernekler, gözaltına alınan kişilerin serbest bırakılmasını, savunma haklarının sağlanmasını ve hak savunuculuğunu suç gibi gösteren uygulamalara son verilmesini talep etti. Ayrıca erişim engellerinin kaldırılması, kişisel verilerin ve mahremiyetin korunması istendi. Kamu makamları ve medyaya yönelik çağrıda, soruşturma açıklamalarında peşinen suçlayıcı bir dilden vazgeçilmesi talep edildi. İnsan hakları örgütleri, kadın örgütleri, çocuk hakları savunucuları, barolar, sendikalar ve demokratik kamuoyu da sürece itiraz etmeye davet edildi.

Bu Yazıyı Paylaş