Markanız Taklit Edildiğinde İlk 30 Gün Neden Belirleyici?

Bir sabah bir müşteriniz arıyor ve markanızın başka bir şehirde, başka bir tabelada kullanıldığını söylüyor. Ya da internette ürününüzün aynısının, sizin markanızla ama çok daha ucuza satıldığını görüyorsunuz. Marka sahiplerinin çoğu bu anda ne yapacağını bilmiyor; oysa ilk haftalarda atılan adımlar, sonraki davanın sonucunu büyük ölçüde belirliyor.
Önce delil, sonra ihtarname
En sık yapılan hata, karşı tarafa hemen telefon açmak ya da sosyal medyada paylaşım yapmak. Taklitçi uyarıldığı anda internet sitesindeki ilanları kaldırıyor, depodaki ürünleri başka yere taşıyor. Bu nedenle önce tecavüzün tespit edilmesi gerekiyor. Noter aracılığıyla internet sayfalarının tespiti, satın alma faturası, ürün fotoğrafları ve gerektiğinde mahkemeden istenecek delil tespiti (HMK m.400) bu aşamanın temel araçları.
Delil güvenceye alındıktan sonra noter kanalıyla ihtarname gönderilmesi, karşı tarafın kötü niyetini belgelemek açısından da önem taşıyor. İhtara rağmen kullanıma devam edilmesi, tazminat hesabında ve ceza soruşturmasında aleyhe değerlendirilen bir olgu.
İhtiyati tedbir: dava sürerken zararın büyümemesi
Marka davaları bilirkişi incelemesi nedeniyle uzun sürebiliyor. Bu süre boyunca taklit ürünlerin satışının devam etmesi, markanın itibarında telafisi güç bir zarar doğuruyor. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159. maddesi, tecavüz fiillerinin durdurulması ve taklit ürünlere el konulması için ihtiyati tedbir talep edilmesine imkân tanıyor. Tedbir talebinin kabulü için tescil belgesi ve tecavüze ilişkin güçlü delillerin talep anında dosyada bulunması gerekiyor; ilk haftalarda toplanan deliller burada işlev görüyor.
Hukuk ve ceza yolu birlikte
Marka hakkına tecavüz yalnızca tazminat konusu değil. Kanunun 30. maddesi, başkasına ait marka hakkına tecavüz ederek mal üreten, satışa arz eden veya satan kişi için bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörüyor. Cumhuriyet başsavcılığına yapılacak suç duyurusu ile arama ve el koyma kararı alınabiliyor; Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılacak davada ise tecavüzün tespiti, önlenmesi ve maddi-manevi tazminat talep ediliyor.
İki yolun birlikte ve tutarlı biçimde yürütülmesi, Kurum işlemlerinden mahkeme aşamasına kadar dosyayı bilen bir marka avukatı ile çalışmayı önemli kılıyor. Ceza dosyasında toplanan deliller hukuk davasında, hukuk davasındaki bilirkişi raporu ise ceza dosyasında kullanılabiliyor.
Tescilsiz markada durum farklı
Bu hakların tamamı tescilli marka için geçerli. Tescilsiz bir işaret için ancak Türk Ticaret Kanunu'ndaki haksız rekabet hükümlerine dayanılabiliyor; ispat yükü ağırlaşıyor ve ceza koruması büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Taklitle karşılaşmadan önce markayı tescil ettirmek, bu nedenle en düşük maliyetli koruma yöntemi olmaya devam ediyor.
