Dünya

Modern kölelik ve yeni nesil zorla çalıştırma politikaları ifşa edildi

Uygur Hareketi tarafından Oslo Özgürlük Forumu kapsamında düzenlenen özel toplantıda,
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
3 dk Sesli Dinle 0
Modern kölelik ve yeni nesil zorla çalıştırma politikaları ifşa edildi

Oslo Özgürlük Forumu kapsamında bir araya gelen uzmanlar, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileri, Çin'in Uygurlara ve Tibet halkına yönelik uyguladığı baskıcı politikaların küresel pazarlara olan etkilerini ve yeni nesil sömürü yöntemlerini gözler önüne serdi.

Tayvan Demokrasi Vakfı’nın desteğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, Pekin yönetiminin küresel ekonomik ve siyasi hedeflerine hizmet eden zorla çalıştırma sisteminin dönüşümü ele alındı. "Çin’in Suçlarını Ortaya Çıkarmak: Modern Kölelik ve Etnik Birlik" başlığıyla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, otoriter yönetim modeli ile Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) yürürlüğe koyduğu baskıcı yasal düzenlemelerin küresel etkileri derinlemesine analiz edildi. Katılımcı uzmanlar, bu küresel sömürü mekanizmasının önüne geçilmesi adına uygulanabilecek uluslararası hukuki çözümleri ve stratejik adımları paylaştı.

GİZLİ SÖMÜRÜ STRATEJİLERİ VE ASİMİLASYON POLİTİKALARI

Toplantıda önemli açıklamalarda bulunan Campaign for Uyghurs İcra Direktörü Rushan Abbas, Pekin’in zorla çalıştırma uygulamalarını gizlemek adına yeni taktikler geliştirdiğini duyurdu. Doğrudan açık tutuklamalar yerine gizli zorlama mekanizmalarının devreye sokulduğunu belirten Abbas, bu durumun soykırım faaliyetlerinin uluslararası alanda takip edilmesini zorlaştırdığını ancak Uygur medeniyetini silme yönündeki uzun vadeli amacın aynı şekilde devam ettiğini kaydetti. Abbas, yürürlükteki sözde "Etnik Birlik Yasası" asimilasyon düzenlemelerinin dini pratikleri yasakladığını, çocuklara zorunlu Mandarin eğitimi getirdiğini ve resmi tarih tezlerinin dayatılmasıyla sömürü sistemini beslediğini aktardı.

Benzer baskı mekanizmalarının Tibet bölgesinde de aktif olarak işletildiğini belgeleriyle ortaya koyan Dr. Lobsang Sangay, ÇKP'nin kültürel çeşitliliği ortadan kaldırmaya yönelik bu agresif adımlarının uluslararası meşruiyetini zedelediğini ve bu durumun yönetimin en hassas zayıf noktası haline gelebileceğini ifade etti.

KOLONYALİZM ETKİSİ VE KÜRESEL PAZARLARIN KONTROLÜ

Bölgedeki sosyo-ekonomik dönüşümü değerlendiren Antropolog Dr. Rune Steenberg, yerel halkın topraklarına ve kaynaklarına sistematik olarak el konulmasını sömürgeci bir süreç olarak nitelendirdi. Zorla çalıştırma yöntemlerinin Çinli firmalara çok büyük bir ekonomik avantaj sağladığına vurgu yapan Steenberg, bu yolla elde edilen finansal gücün küresel piyasalarda manipülasyon yapmak ve diğer hükümetler üzerinde siyasi baskı kurmak amacıyla kullanıldığını belirtti.

Uygur hareketi iletişim asistanı Mehliya Cetinkaya ise sömürü mekanizmasının uluslararası ticari mallara nasıl entegre olduğunu Labubu bebek skandalı üzerinden somut bir örnekle açıkladı. Cetinkaya, bu tür ifşaatların dünya genelindeki tüketiciler için modern köleliğe karşı kolektif bir duruş sergileme ve çağrıda bulunma fırsatı doğurduğunu dile getirdi.

YASAL DÜZENLEMELER VE KÜRESEL SORUMLULUK ÇAĞRISI

Uluslararası mevzuatların etkinliğine değinen Uygur Geçiş Dönemi Adalet Veritabanı Koordinatörü Adiljan Abdurehim, şaibeli ürünlerin pazardan uzak tutulmasında devletlerin rolüne vurgu yaptı. Şirketlerin kendi iç denetim beyanlarının yetersiz kaldığını savunan Abdurehim, Amerika Birleşik Devletleri tarafından hayata geçirilen Uygur Zorla Çalıştırma Yasası gibi, Sincan’dan gelen ürünlerin varsayılan olarak köle emeğiyle üretildiğini kabul eden yasal yaptırımların çok daha net sonuçlar verdiğini belirtti. Meselenin tüm dünyayı ilgilendirdiğini hatırlatan Abdurehim, tüm ülkelerin modern köleliğin önüne geçmek adına ortaklaşa hareket etme noktasında insani ve etik bir sorumluluk taşıdığını sözlerine ekledi.

Öğrenciler, aktivistler, basın mensupları ve sivil toplum gönüllülerinin katılımıyla interaktif bir zeminde ilerleyen toplantı, uygulanan baskıların dünya kamuoyuna duyurulması ve küresel ölçekte harekete geçilmesi yönünde güçlü bir çağrı ile tamamlandı.

Toplantının kapanışında konuşan İcra Direktörü Rushan Abbas, sürece dair şu tespitleri paylaştı:

“Çin Komünist Partisi Uygur halkına yönelik soykırımını durtubmadı. Tibet ve diğer etnik gruplara yönelik baskısını da hafifletmedi. Evrilmiş zorla çalıştırma uygulamaları ve sözde ‘Etnik Birlik Yasası’ yalnızca farklı teslim mekanizmalarıdır. Yuvarlak masanın tüm konuşmacılarına ve katılımcılarına, Çin hükümetinin bu kötücül uygulamalarına son verme acil çağrısına seslerini kattıkları için teşekkür ediyorum. Ayrıca Oslo Özgürlük Forumu düzenleyicilerine, ÇKP’nin otoriter yönetiminin bu en yeni boyutlarını gün ışığına çıkarma fırsatı verdikleri için minnettarım.”

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

Bu Yazıyı Paylaş