Gündem

NATO Zirvesi Öncesi Ankara’da Fiili OHAL: Türk Vatandaşlarına Demokrasi Yasak, Yabancı Misafirlere Her Türlü Kolaylık

Ankara’da NATO Zirvesi için fiili OHAL ilan edildi: Türk vatandaşına yasak, ecnebi misafire özgürlük. Parklar, yollar ve meydanlar yabancı liderlere açılırken, kendi halkı sokağa çıkamaz, toplanamaz, sesini duyuramaz hale getirildi.
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
3 dk Sesli Dinle 0
NATO Zirvesi Öncesi Ankara’da Fiili OHAL: Türk Vatandaşlarına Demokrasi Yasak, Yabancı Misafirlere Her Türlü Kolaylık

Habererk / Haber Analiz

Ankara’da 7-8 Temmuz 2026’da düzenlenecek 36. NATO Liderler Zirvesi öncesi alınan tedbirler, başkentte adeta fiili bir olağanüstü hal ortamı oluşturdu.

28 Haziran’dan 10 Temmuz’a kadar süren geniş kapsamlı kısıtlamalarla şehir, vatandaşlar için yaşanmaz hale getirilirken, Türk topraklarına gelen yabancı liderler ve heyetler için her türlü konfor ve özgürlük sağlanıyor. Bu durum, demokrasinin Türk halkı için OHAL benzeri bir baskı aracı haline getirildiğini, ancak ecnebi misafirler için geçerli olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Ankara Valiliği’nin kararlarıyla 28 Haziran 00.00’dan 10 Temmuz 23.59’a kadar kent genelinde her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, protesto, miting, oturma eylemi, stant açma, çadır kurma, afiş pankart asma ve benzeri etkinlikler tamamen yasaklandı.

Drone uçuşları (izinli olanlar hariç) durduruldu.

Zirve alanı, delegasyonların konaklayacağı oteller, protokol güzergahları ve Esenboğa Havalimanı çevresi “kırmızı alan” ilan edildi; yetkisiz kişi ve araçların girişi engellendi.

Kamu kurumlarında 9 merkez ilçede personel idari izne çıkarıldı, konserlerden mezuniyet törenlerine kadar tüm kamuya açık etkinlikler iptal edildi.

 Yaklaşık 40 bin kolluk kuvveti görevlendirilirken, ek kameralar ve yoğun denetim mekanizmaları devreye sokuldu.

Şehir adeta “hayalet kent”e dönüştü. Ana arterler kapatıldı, işletmeler ve parklar kısıtlandı, vatandaşların günlük yaşam alanları daraltıldı. Bu önlemler “güvenlik” gerekçesiyle savunulsa da, pratikte Türk vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini askıya alan, OHAL’i andıran bir sıkıyönetim havası estiriyor.

Vatandaşlar kendi başkentlerinde sokağa çıkamaz, toplanamaz, sesini duyuramaz hale getiriliyor.

YABANCI MİSAFİRLERE ÖZEL MUAMELE: DEMOKRASİ SADECE ONLAR İÇİN Mİ?

İşte asıl çarpıcı olan kısım burada başlıyor. Türk yurduna gelen ecnebi liderler ve heyetler için her türlü kolaylık sağlanırken, aynı haklar Türk halkına yasaklanıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un sabah koşu alışkanlığı nedeniyle bazı parklar (Botanik Parkı, Dikmen Vadisi gibi) vatandaşlara kapatılıyor; “kötü görüntü” yaratmasın diye protokol güzergahlarındaki gecekonduların önlerine setler, paneller çekildi.

 Yabancı misafirlerin “rahatı” için parklar, yollar ve alanlar özel olarak düzenleniyor, olumsuz görüntüler gizleniyor.

Türk vatandaşı kendi ülkesinde parkta koşamaz, gecekondusu görünmesin diye kapatılırken; yabancı lider istediği gibi koşup, istediği görüntüyü görsün diye her şey ayarlanıyor.

Demokrasi ve özgürlük, Türk topraklarına ayak basan ecnebilere mahsus bir lüks haline geliyor. Türk halkı için ise OHAL benzeri yasaklar, sansür ve kısıtlamalar geçerli.

Medya sansürü de cabasıMuhalif Türk medyasının akreditasyon talepleri NATO tarafından gerekçesiz şekilde reddedildi.

Cumhuriyet, Sözcü, Halk TV, BirGün, T24, Medyascope gibi kurumlar ve birçok gazeteci zirveyi takip edemeyecek.

Kritik haber alma hakkı elinden alınan Türk basını dışarda bırakılırken, yabancı medyaya kapılar açık. Bu da “Türk halkı kendi ülkesinde olup biteni öğrenmesin” mantığının bir parçası gibi duruyor.

Ayrıca NATO karşıtı içerik yayınlayan sitelere (natodefol.com, natoyahayir.tkh.org.tr gibi) mahkeme kararıyla erişim engeli getirildi.

İfade özgürlüğü, sadece “istenmeyen” görüşler için askıya alınıyor.

Gözaltılar, baskınlar ve “güvenlik” perdesiZirve öncesi düzenlenen operasyonlarda 209 kişi gözaltına alındı. Ev baskınları, kapı kırma iddiaları ortada. Muhalif sesler, aktivistler ve sivil toplum önceden etkisiz hale getiriliyor.

Güvenlik bahanesiyle muhalefet kriminalize ediliyor, toplumsal muhalefet susturuluyor.Bu sıkı yönetim nereye kadar sürecek?Orijinal haberin de sorduğu soru burada daha da yakıcı hale geliyor: Bu OHAL, bu sıkıyönetim havası nereye kadar devam edecek? Ankara’da yaşananlar, geçici bir zirve tedbiri olmaktan çok, kalıcı bir baskı rejiminin parçası gibi görünüyor. Kendi vatandaşlarını potansiyel tehdit olarak gören, yabancı misafirleri ise kral gibi ağırlayan bir anlayış hâkim.

Türk halkı kendi toprağında ikinci sınıf muamelesi görürken, ecnebiler için demokrasi, özgürlük ve konfor sınırsız. Parklar onlara açılıyor, kötü görüntüler gizleniyor, medya onlara göre düzenleniyor. Vatandaşlara ise yasaklar, sansür, gözaltılar ve “hayalet kent” uygulaması. Bu tablo, demokrasinin sadece vitrin için var olduğunu, içerde ise güvenlik perdesi altında baskının normalleştiğini gösteriyor. Zirve bitsin, kısıtlamalar kalksın diye beklemek yetmiyor. Çünkü bu tür uygulamalar bir kez yerleşince, “gerekçe” bulmak her zaman kolay oluyor. Türk yurdunda Türk vatandaşına OHAL, yabancıya özgürlük mantığı devam ettikçe, demokrasi sadece lafta kalacak.

Bu Yazıyı Paylaş