Gündem

Okul olayları ve dijital riskler mercek altında: Akademi-devlet iş birliği şart!

TBMM'de okul olayları ve dijital riskleri araştıran komisyonda Prof. Dr. Şule Alan, akademi-devlet iş birliği ve veri sisteminin önemini vurguladı. Diyarbakır'daki 'anti-şiddet yayılmacılığı' projesi, riskli öğrencilerin olumlu etkisini gös
ANKA
ANKA
3 dk Sesli Dinle 0
Okul olayları ve dijital riskler mercek altında: Akademi-devlet iş birliği şart!

TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın okul ortamındaki sorunlarını ve dijital dünyadaki tehlikeleri masaya yatırmaya devam ediyor. Komisyonda söz alan Bilkent ve Cornell Üniversiteleri’nden Prof. Dr. Şule Alan, Türkiye'nin veri toplama ve analiz sistemindeki eksikliklere dikkat çekerek, akademi ile devlet kurumları arasındaki iş birliğinin aciliyetini vurguladı. Alan, "Ulusal planımız ölç, analiz et, geri bildir ve müdahale et, müdahaleyi takip et düzeyinde olmalı. İşe yarayan müdahalelerimiz var. Bunların ülke düzeyine hızlı bir şekilde yayılması, tabana yayılması gerekiyor. Sistem kendi içerisinde sabit bir sistem olamaz. Bunun için yapabileceğimiz en önemli şey de veri problemimizi hızlı bir şekilde çözmek ve akademi-devlet iş birliğini hızlı bir şekilde tahsil etmemiz gerekiyor. Akademi ve devlet kurumları iş birliği halinde veli odaklı çalışmalar yapmalılar" ifadelerini kullandı.

Okul olayları ve dijital riskler mercek altında: Akademi-devlet iş birliği şart! 1

PROVOKATİF ÇOCUKLARDAN ŞİDDET KARŞITI YAYILIMCI GRUPLAR

Prof. Dr. Şule Alan, Diyarbakır’da uygulanan dikkat çekici bir projeden de bahsetti. 'Ergene nasıl yaklaşılmalı? Ergenin şiddet yaratmasına nasıl yaklaşılmalı?' başlıklı bu çalışmada, problematik ve şiddete eğilimli ortaokul öğrencilerine, daha küçük yaş gruplarına 'anti-şiddet yayılmacılığı' görevi verildiği aktarıldı. Alan, bu öğrencilerin, akranlarının aksine, okulda 'havalı' olarak görülen, genellikle çevreyi karıştıran ancak empati yeteneği yüksek olan bireyler olduğunu belirtti. Bu öğrencilere, haftada bir kez 5. ve 6. sınıf öğrencilerine 'Farklıyız ama aynıyız. Hayalimizdeki okul nasıl olmalı? Zorba kimdir? Zorbayla nasıl baş edilir?' gibi konularda ders vermeleri istendi. Şaşırtıcı bir şekilde, bu 'problemli' öğrencilerin, zorbalığın özelliklerini, empati eksikliğini, öfke kontrolünü ve güvensizliği küçük arkadaşlarına aktarmada oldukça başarılı oldukları gözlemlendi. Bir yıl süren bu uygulamanın sonuçları ise inanılmazdı: Okul içi şiddette yüzde 50 düşüş, davranış normlarında ciddi düzelme, liderlik vasfı taşıyan bu çocuklarda kendine güven ve öz değerde gözle görülür bir artış yaşandı. Hatta LGS test skorlarında bile yüzde 10 civarında bir yükselme kaydedildi.

Okul olayları ve dijital riskler mercek altında: Akademi-devlet iş birliği şart! 2

KURUMLAR ARASI KOORDİNASYON VE ERKEN MÜDAHALE HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

Komisyonda sunum yapan diğer uzmanlar da benzer tespitlerde bulundu. Uluslararası Siber Güvenlik Federasyonu Başkanı Batuhan Tosun, ABD'deki 'mass shooting' (toplu silahlı saldırı) vakalarına dikkat çekerek, psikolojik destek yerine artık daha radikal önlemlerin gerektiğini savundu. Düzce Üniversitesi’nden Doç. Dr. Taner Atmaca ise, okullardaki riskli öğrencilerin erken tespiti ve kurumlar arası koordinasyonun önemini vurgulayan 'KORU Ağı Sistemi'ni önerdi. Atmaca, okul, aile ve sosyal hizmetler, emniyet ve sağlık kuruluşları gibi tüm birimlerin entegre çalışması gerektiğini, bir kurumun diğerinden habersiz hareket etmesinin müdahalelerin etkisiz kalmasına veya hiç olmamasına yol açtığını belirtti. "Önemli olan vaka olmadan belirlemektir" diyen Atmaca, risk grubundaki öğrencilerin vaka haline gelmeden tespit edilerek desteklenmesinin, bireysel çabaların ötesinde, kurumlararası bir iş birliği ile mümkün olacağını sözlerine ekledi.

Bu Yazıyı Paylaş