Özel: Plastik atıklar Türkiye'nin iklim karnesini etkiliyor
Özgür Özel, COP31 öncesi yazısında plastik atık ithalatını eleştirdi. Fosil yakıtlardan çıkış, ormanların korunması ve iklim finansmanı için yıllık raporlama önerileri sundu.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, COP31 öncesinde Climate Home News için yazdığı makalede Türkiye’nin Avrupa’dan yarım milyon tonu aşkın plastik atık almasını eleştirdi. Özel, “Bu durum bizi göründüğünden çok daha fazla düşündürmeli. Türkiye’nin kendi karnesi sağlam olmadıkça bunların hiçbiri fazla bir ağırlık taşımayacak. Kendi doğasıyla ve kendi vatandaşıyla çatışma halindeki bir yönetimin, gezegeni koruma konusundaki kararlılığına dair dünyaya güven vermesi zordur” dedi. Özel, Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinden 10 yıl sonra hükümetlerin COP31 için Antalya’da buluşacağını belirtti. Akdeniz’de bulunan Türkiye’nin zirveye ev sahipliği yapmasını bir fırsat olarak nitelendiren Özel, iklim krizinin ülkede gündelik yaşamı etkilediğini kaydetti. 2021’de Antalya’nın Manavgat ilçesindeki orman yangınları bir haftadan uzun sürdü. Geçen yıl İzmir çevresindeki yangınlar 50 binden fazla kişinin evini terk etmesine yol açtı. Ekim ayında İstanbul’da 80 yılı aşkın sürenin en şiddetli yağışı görüldü; sellerde en az sekiz kişi yaşamını yitirdi.
COP31 için üç öneri
Özel’e göre iki haftalık iklim müzakereleri krizi çözmeye yetmeyecek olsa da zirvede ölçülebilir adımlar atılabilir. Önerileri arasında 2030 ve 2035 için ulusal ara hedefler belirleyen, fosil yakıtlardan çıkışa yönelik gönüllü bir yol haritası bulunuyor. Ormanların korunması için daha güçlü taahhüt verilmesini ve ilerlemenin izlenmesini isteyen Özel, 2035’e kadar yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefine ilişkin gelişmelerin de yol haritasıyla desteklenerek her yıl raporlanmasını önerdi. Özel, Akdeniz ve Pasifik’te kıyıların aşınması, yeraltı sularına tuzlu su karışması, mahsul kaybı ve balıkçılığın gerilemesi gibi benzer sorunlar yaşandığını belirtti. Türkiye ile Avustralya’nın kıyı kentlerini, bilim insanlarını, kalkınma bankaları dahil kurumları ve ada hükümetlerini buluşturacak bir Akdeniz-Pasifik İklim Dayanıklılığı Ortaklığı başlatabileceğini yazdı. Ortak uydu verileri ve erken uyarı sistemleri, kıyı taşkınlarına karşı savunmalar ve riskli bölgelerde su tasarruflu tarım uygulamaları önerilen çalışmalar arasında yer aldı.
Plastik atık ithalatı ve yerel yönetimler
Türkiye’nin 2053 için net sıfır taahhüdü verdiğini, güneş ve rüzgar kapasitesinin hızla arttığını belirten Özel, ülkenin enerji kaynaklarının uzun vadede nasıl şekilleneceğinin belirsiz olduğunu kaydetti. Türkiye, COP26’da Ormanlar ve Arazi Kullanımına İlişkin Glasgow Liderler Deklarasyonu’nu imzalayarak 2030’a kadar orman kaybını durdurma ve tersine çevirme sözü vermişti. Özel, bu hedef için dört yıl kalmışken COP31’in taahhüdün nasıl yerine getirileceğini açıklama fırsatı sunduğunu ifade etti. Özel’in yazısına göre Türkiye geçen yıl Avrupa’dan gelen yarım milyon tonu aşkın plastik atığın büyük bölümünü Mersin ve Adana’ya aldı. COP31’in kapanışından sonraki gün, 21 Kasım’da, Avrupa Birliği’nin OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatını yasaklayan düzenlemesi yürürlüğe girecek. OECD üyesi Türkiye bu yasağın dışında kalıyor. Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da dahil 50’den fazla seçilmiş muhalefet belediye başkanının tutuklanması ya da görevden uzaklaştırılmasının çevre ve iklim politikalarını da ilgilendirdiğini yazdı. Su, taşkın koruması, atık yönetimi ve kent planlamasında belediyelerin sorumluluğuna işaret ederek dere yatakları ile içme suyu havzalarındaki yapılaşmanın durdurulmasını, imar planlarının kamuoyuna açık paylaşılmasını ve plastik atık sevkiyatlarının denetlenmesini önerdi. Atık ithalatına üst sınır konulmasını, çevresel etki değerlendirmesi toplantılarının izinlerden önce yapılmasını ve emisyon, yenilenebilir enerji kapasitesi, orman kaybı ile uyum harcamalarını içeren bağımsız denetimli yıllık iklim karnesi yayımlanmasını istedi. Özel’e göre Antalya’nın başarısı, önlenen emisyonlar, yapılan yatırımlar ve ayakta kalan ormanlarla ölçülecek; taahhütlerin şeffaf ve uluslararası standartlara uygun uygulanıp uygulanmadığını izlemek de kamuoyunun sorumluluğu olacak.

