Gündem

Özgür Özel'den çarpıcı Le Monde yazısı: Avrupa'nın geleceği, Türkiye'deki demokrasinin kaderine bağlı

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Le Monde'daki yazısında Avrupa'nın geleceğinin Türkiye'deki demokrasiye bağlı olduğunu belirtti. Özel, Türkiye'nin artan stratejik öneminin, demokratik gerilemenin görmezden gelinmesi için mazeret olamay
ANKA
ANKA
3 dk Sesli Dinle 0
Özgür Özel'den çarpıcı Le Monde yazısı: Avrupa'nın geleceği, Türkiye'deki demokrasinin kaderine bağlı

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Fransız gazetesi Le Monde için kaleme aldığı makalede, Avrupa'nın geleceğinin Türkiye'deki demokrasiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Özel, "Avrupa'nın geleceği Türkiye'de demokrasinin geleceğinden ayrı düşünülemez" diyerek, müttefiklerden Türkiye'nin iç siyasetini belirlemeleri değil, demokratik gerilemenin stratejik sonuçlar doğurmayacağı yanılgısından vazgeçmeleri beklentisini dile getirdi.

Demokrasinin Çöküşü, NATO''yu Bile Sarsar

Özel, Avrupa'nın uzun yıllardır Türkiye'ye göç, güvenlik ve jeopolitik perspektifinden baktığını, ancak asıl meselenin demokrasinin ayakta kalıp kalamayacağı olduğunu belirtti. NATO'nun kilit üyelerinden Türkiye'de demokrasinin alacağı her yönün, ittifakın geleceğini de etkileyeceğine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, muhalefetin fiilen imkansız hale getirildiği bir siyasi düzen kurma çabasının 31 Mart yerel seçimleriyle kırılma noktasına ulaştığını ifade eden Özel, CHP'nin bu seçimlerdeki başarısının, iktidarın demokratik yollarla yenilebileceğinin kanıtı olduğunu savundu.

Yargı Darbesi ve Muhalefetin Yeniden Şekillendirilmesi

Özel, iktidarın sandık yerine yargıyı devreye sokarak muhalefeti hedef aldığını, kendi partisinin yönettiği belediyelerin soruşturmalarla baskı altına alındığını ve belediye başkanlarının gözaltına alınıp tutuklandığını anlattı. Kendi genel başkanlığından tartışmalı bir mahkeme kararıyla uzaklaştırılması ve selefinin göreve getirilmesi gibi adımların, cumhurbaşkanlığı yarışındaki en güçlü rakibi devre dışı bırakma, muhalefet belediyelerini hedef alma ve yargı eliyle muhalefeti yeniden şekillendirme stratejisinin bir parçası olduğunu vurguladı. Bu operasyonlar sonucunda 91 milletvekili ile Yeni Parti'yi kurduklarını ve şu anda TBMM'nin en büyük muhalefet grubu olduklarını belirtti. Özel, Avrupa'nın bu yaşananları dikkatle okuması gerektiğini, zira Türkiye'nin artan stratejik öneminin, demokrasinin gerilemesini görmezden gelmek için bir mazeret olamayacağını savundu. Kurumların zayıflamasıyla dış politikanın kişiselleştiğini ve ittifakların ortak değerlerden çok kısa vadeli çıkarlara dayandığını belirten Özel, NATO'nun kurucu antlaşmasının demokrasiye de bağlılık gerektirdiğini hatırlattı. Bu ilkelerin stratejik görülen ülkeler için ikinci plana atılmasının, NATO'yu ortak değerler üzerine kurulu bir ittifak olmaktan çıkarıp yalnızca jeopolitik çıkarların belirlediği bir askeri ortaklığa dönüştürme riski taşıdığını ifade etti. Avrupa'nın, Türkiye'ye askeri açıdan daha fazla ihtiyaç duyarken demokratik kurumlarının zayıflamasıyla ciddi bir çelişki içinde olduğunu belirten Özel, asıl tehlikenin Türkiye'nin Batı'dan kopması değil, Batılı kurumların içinde kalıp dış politikasını giderek daha fazla günlük pazarlıklara ve kısa vadeli çıkarlara göre şekillendirmesi olduğunu söyledi.

Avrupa'nın Kayıtsızlığı Ciddi Bir Risk Oluşturuyor

Özel, Yeni Parti'nin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne sadece askeri gücüyle değil, güçlü demokrasisi ve dinamik toplumuyla katkı sunabileceği bir gelecek vizyonu sunduğunu ifade etti. Türkiye'nin demokratik geleceğine Türk milletinin karar vereceğini yineleyen Özel, müttefiklerden Türkiye'nin siyasetini belirlemeleri değil, demokratik gerilemenin stratejik sonuç doğurmayacağı varsayımından vazgeçmeleri beklentisini yineledi. Avrupa'nın, Türkiye'deki demokrasiye önem verip veremeyeceği sorusunun değil, uzun vadede bu duruma kayıtsız kalmayı göze alıp alamayacağının asıl soru olduğunu vurguladı. Batı'nın, Türkiye'nin demokratik gelişimi ile stratejik önemini rakip iki çıkar gibi görmesinin, Türkiye'nin gerçekliğini yanlış okumak anlamına geldiğini belirtti.

Bu Yazıyı Paylaş