Rusya ve Çin’den Trump'a Küba çıkışı: Yeni Bir Soğuk Savaş mı kapıda?
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Küba’nın geleceğine dair sarf ettiği "Küba'yı alma onuru benim olacak" sözleri, Rusya ve Çin'i harekete geçirdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Küba’nın geleceğine dair sarf ettiği "Küba'yı alma onuru benim olacak" sözleri, uluslararası diplomasi koridorlarında bomba etkisi yarattı. Washington’ın bu yayılmacı sinyali, Küba’nın stratejik müttefikleri olan Rusya ve Çin’i anında harekete geçirirken; Karayipler’de jeopolitik tansiyon en yüksek seviyeye ulaştı.
Kremlin’den Egemenlik Resti: "Küba Bağımsız Bir Devlettir"
Trump’ın açıklamalarına en sert tepki gecikmeden Rusya’dan geldi. Kremlin’den yapılan resmi açıklamada, ABD’nin on yıllardır uyguladığı ambargoların Küba halkını ekonomik darboğaza ittiği hatırlatıldı. Rusya, Küba’nın egemenlik haklarının tartışılamaz olduğunu vurgulayarak şu mesajı verdi:
"Küba bağımsız bir devlettir. ABD yaptırımları karşısında Küba'ya her türlü desteği vermeye hazırız; iki ülke arasındaki stratejik iş birliği sarsılmaz bir şekilde sürecektir."
Pekin’den Enerji Hamlesi: 5 Bin Güneş Paneli Devrede
Rusya siyasi kalkan oluştururken, Çin sahadaki krize somut bir çözümle müdahale etti. Günlerdir süren büyük elektrik kesintileriyle boğuşan Küba için Pekin yönetimi düğmeye bastı. Çin yapımı 5 bin güneş enerjisi sistemi, enerji krizini hafifletmek amacıyla ülkenin kritik noktalarına kurulmaya başlandı. Bu hamle, Çin’in bölgedeki "yumuşak güç" etkisini konsolide etme çabası olarak yorumlanıyor.
Uzman Görüşü: "Karayipler Yeni Jeopolitik Rekabet Alanı"
Trump’ın "ilhak" söylemi, Soğuk Savaş dönemindeki "Domuzlar Körfezi" ve "Füze Krizi" anılarını canlandırdı. Uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre, Küba'nın stratejik konumu nedeniyle ABD’nin bu baskısı, Rusya ve Çin’in bölgedeki askeri ve ekonomik varlığını daha da derinleştirmesine yol açabilir. Krizin artık ikili bir mesele olmaktan çıkıp küresel bir güç gösterisine dönüştüğü ifade ediliyor.
