Siyasi mahpusların serbest bırakılması çağrısı
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Silivri Cezaevi'nden siyasi mahpusların acilen serbest bırakılması çağrısı yaptı. Barış ve demokratikleşme süreci için iyi niyet adımları atılmalı, Kobani ve Gezi davalarındaki tüm tutuklular

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni'yi ziyaret etti. Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Hatimoğulları, barış ve demokratikleşme sürecinde iyi niyet adımları atılması gerektiğini belirterek, Kobani ve Gezi Direnişi davalarındaki tüm mahpusların acilen serbest bırakılmasını talep etti.
Siyasi tutsakların durumu
Hatimoğulları, ESP'ye yönelik 3 Şubat'taki operasyonda gözaltına alınan ve tutuklanan 84 sosyalistten 48'inin hala cezaevinde olduğunu belirtti. Aralarında ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni'nin de bulunduğu bu kişilerin, düşünce ve ifade özgürlüklerini kullandıkları gerekçesiyle tutuklu olduklarını savundu. Sosyalistlerin, devrimcilerin ve yurtseverlerin adil bir düzen, kadına yönelik şiddetin son bulması ve işçi haklarının savunulması gibi talepleri nedeniyle hapiste olduklarını ifade etti. Ayrıca, 10 Ekim Gar Katliamı'na karşı çıktıkları ve Kobani'de IŞİD'in zulmüne direndikleri için de cezaevinde olduklarını söyledi.
Çerçeve yasa ve demokratikleşme
10 Ağustos'ta kabul edilen çerçeve yasayı, Kürt sorununun çözümü açısından "ilk adım" olarak değerlendiren Hatimoğulları, bu yasanın demokratikleşmenin önünü açabileceğini belirtti. Ancak, yasanın kabul edildiği dönemde AİHM kararlarının hala uygulanmadığını ve Kobani davasından tutuklu bulunan isimlerin cezaevinde olduğunu hatırlattı. Siyasetçilere ve seçilmişlere yönelik yargı operasyonlarının derhal son bulması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, kayyumların görevden alınarak seçilmişlerin iade edilmesi çağrısında bulundu. Yolsuzluk iddialarının Meclis'te komisyon kurularak incelenmesini önerdi, ancak yargının siyasi hesaplaşma aracı olarak kullanılmasını reddetti. Son olarak, Abdullah Öcalan'ın barış ve demokratik toplum sürecindeki rolünün önemine değinerek, silahların sustuğu ve demokrasi mücadelesinin güçlendiği bir geleceğin mümkün olduğunu ifade etti.
