Gündem

Sosyal güvenlikte kazanımlar piyasaya terk ediliyor

Sosyal güvenlikte kazanımların piyasaya terk edildiğini belirten Prof. Dr. Ferit Serkan Öngel, emekliliğin hak ve toplumsal kazanım olduğunu, devletin bu alana öncelik vermesi gerektiğini vurguladı.
ANKA
ANKA
2 dk Sesli Dinle 0
Sosyal güvenlikte kazanımlar piyasaya terk ediliyor

Sosyal politikalar uzmanı Prof. Dr. Ferit Serkan Öngel, Türkiye'deki mevcut emeklilik sisteminin temel hakları piyasanın insafına bıraktığını belirtti.

Sosyal güvenlikte kazanımlar piyasaya terk ediliyor 1

Kazanımlar kayboluyor, piyasa hakim oluyor

Öngel, ANKA'ya verdiği demeçte, sosyal güvenlik alanındaki dönüşümün en temel meselelerden biri olduğunu vurguladı. "Toplumun geçmişten beri kazanımları olarak nitelendirebileceğimiz en temel hakların giderek kaybolduğu ve aslında piyasanın konusu haline geldiği bir durumla karşı karşıyayız" diyen Öngel, bu durumun bireyleri güvencesizleştirdiğini ifade etti. 1999, 2007 ve 2008'deki düzenlemelerin emeklilik sistemini insanca yaşam koşullarından uzaklaştırdığını ve primlerin doğrudan bireyler tarafından karşılandığı bir yapıya evrildiğini söyledi. Bu mantığın, devletlerin sosyal güvenlik harcamalarını kısarak tasarrufları geniş sermaye kesimlerine aktarma mekanizması kurmasıyla ilgili olduğunu ekledi.

Refah dağılımı ve hakkaniyet vurgusu

Emekliliğin temel bir hak ve toplumsal bir kazanım olduğunu hatırlatan Öngel, sosyal güvenlikte açıklık yerine hakkaniyetin öncelenmesi gerektiğini belirtti. "Sosyal güvenlik kara delik diye yıllarca Türkiye’de ana akım bunun propagandasını yaptı. Ama geldiğimiz noktada esas sıkıntı, emeklinin hayatını idame edemeyeceği, emeklisi yoksul bir toplumsal forma bürünmesi. Bir devletin sosyal güvenlik sisteminde açık vermiyoruz başlığı altında bundan övüneceği bir durum söz konusu değil. Çünkü sosyal güvenlik bir açık meselesi değil, sosyal güvenlik bir hak meselesi." ifadelerini kullandı. Devletin sadece primle değil, sosyal güvenlik alanını destekleyecek politikalarla da hareket etmesi gerektiğini savundu. Toplumun geniş kitlelerinin refahını sağlayacak şekilde kaynak dağılımı yapan ve sosyal güvenliği bir maliyet kalemi değil, bir öncelik ve hak olarak gören bir sisteme ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Mevcut sistemin, sosyal kazanımları ortadan kaldırıp açığa çıkan meblağı belirli kesimlere aktarma üzerine kurulu olduğunu söyledi.

Toplumsal dayanışma ve örgütlü mücadele

Öngel, Türkiye'de milli gelirin büyük bir kısmının yüzde 1'lik bir kesimin elinde toplandığını ve vergi sistemindeki çarpıklığın altını çizdi. Bu durumun, yeni nesillerin önceki kuşakların sahip olduğu haklardan mahrum kalmasına yol açtığını belirtti. Emeklilerin mücadelesinin sadece kendileri için değil, toplumun geleceği için de bir duruş olduğunu vurguladı. Gençlerin emeklilik umutlarını yitirdiğini ve bu tabloyu değiştirecek olanın, toplumun kendi taleplerine ve kazanımlarına sahip çıkmasıyla mümkün olacağını ifade etti. Örgütlü toplumların haklarından kolay vazgeçmediğini belirten Öngel, Türkiye'de sendikaların sessizliğine ve geniş kesimlerin örgütlü yapılar aracılığıyla sesini duyuramamasına dikkat çekti. İnsanların sorunlarını tekil kişilerden değil, birbirlerine ve örgütlü güçlerine güvenerek çözmesi gerektiğini hatırlattı.

Bu Yazıyı Paylaş