Gündem

Tanrıkulu: Parlamento Demirtaş'ın özgürlüğünü çaldı

TBMM Genel Kurulu'nda Kobani davası ve AİHM kararlarının uygulanması için verilen araştırma önerisi görüşüldü. Tanrıkulu, Demirtaş'ın 43 yaşında cezaevine girdiğini, bugün 53 yaşında olduğunu söyledi.
ANKA
ANKA
3 dk Sesli Dinle 0
Tanrıkulu: Parlamento Demirtaş'ın özgürlüğünü çaldı

“Selahattin Demirtaş 43 yaşında hapse girmiştir, bugün 53 yaşındadır ve bu Parlamento onun özgürlüğünü çalmıştır” diyen Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Kobani davasında yargılanan siyasetçilerin hukuken değil, siyaseten tutuklu olduğunu savundu. Tanrıkulu bu sözleri, TBMM Genel Kurulu'nda Kobani davasının hukuki ve anayasal boyutları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasındaki sorunlar ve kamu kurumlarının sorumluluklarının araştırılması için verilen Meclis araştırması önerisinin görüşmeleri sırasında söyledi.

Tanrıkulu: Siyaseten tutuklular

Davanın siyasi olduğunu belirten Tanrıkulu, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve halen tutuklu bulunan diğer siyasetçilerin “hukuken değil, siyaseten tutuklu” olduklarını söyledi. Bu kişilerin Türkiye'nin Kürt meselesinin siyasi rehinesi olarak cezaevinde tutulduğunu ileri süren Tanrıkulu, on yıldır kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olmadan cezaevinde bulunan kişiler olduğunu belirtti. AİHM'in birden fazla kararına rağmen tutuklulukların sürdüğünü savundu. Tanrıkulu, dokunulmazlıkların bu Meclis tarafından siyasi iradenin talebiyle kaldırıldığını, tutuklamaların ve tahliyelerin de siyasi iradeyle gerçekleştiğini ileri sürdü. Demirtaş ve arkadaşlarının Kobani davası soruşturmasına sonradan dahil edildiğini söyleyen Tanrıkulu, şu ifadeleri kullandı: “Kobane kumpas davası denilen soruşturmaya, şu anda Yargıtay üyesi olan başsavcının doğrudan doğruya kumpasıyla Selahattin Demirtaş ve arkadaşları o soruşturmaya dâhil edildiler.” Tanrıkulu, dokunulmazlıkların 20 Mayıs 2016'da kaldırıldığını, tutuklama kararı verildiği sırada Demirtaş ve arkadaşları hakkında böyle bir soruşturma bulunmadığını da öne sürdü. Tanrıkulu, Demirtaş ile Sırrı Süreyya Önder'in aynı mahkemede yargılandığını, aynı gün ceza aldığını ve kararlarının aynı gün kesinleştiğini söyledi. İki ismin avukatlarının aynı gün Anayasa Mahkemesi'ne başvurduğunu belirten Tanrıkulu, Önder hakkındaki kararın ardından cezaevinden tahliye edildiğini, Demirtaş'ın başvurusunun ise henüz incelenmediğini ifade etti. AİHM'in Demirtaş kararıyla Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18'inci maddesi kapsamında mahkûm ettiğini söyleyen Tanrıkulu, istinaf mahkemesinin dosyada karar vermediğini ve tahliye talebini yanıtlamadığını kaydetti.

Milletvekillerinden yargı kararları eleştirisi

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, yargı kararlarına uyulmamasının kabul edilemeyeceğini savundu. Kavuncu, “Yargı kararlarını eleştirebilirsiniz, bazı kararlar hoşunuza gitmeyebilir ama yargı kararlarına uymamak, verilen kararlara riayet etmemek kabul edilemez” dedi. İBB davası ve fon davasını da anan Kavuncu, Türkiye'de hukuk ve adalet zemininin kalmadığını ileri sürdü. CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, hukuk devletinin Anayasa'ya, mahkeme kararlarına ve uluslararası sözleşmelere uyulmasını gerektirdiğini söyledi. Anayasa'nın 90'ıncı maddesine işaret eden Durmaz, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarla kanunlar çatıştığında uluslararası anlaşma hükümlerinin esas alınması gerektiğini belirtti. AİHM ve Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararlarının uygulanmamasının hukuk güvenliği sorunu yarattığını ifade eden Durmaz, “Mahkeme kararlarının bağlayıcılığı kurumların veya siyasi makamların takdirine bırakılamaz, bırakılmamalıdır” dedi. Can Atalay ve Enis Berberoğlu kararlarını da anan Durmaz, hukukun kişinin kimliğine, düşüncesine veya siyasi görüşüne göre değişmemesi gerektiğini söyledi. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, 4 Kasım 2016'da HDP'nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 12 milletvekilinin gözaltına alınmasının üzerinden 10 yıl geçtiğini belirtti. Dokunulmazlıkların kaldırıldığı 20 Mayıs 2016 tarihli Meclis oturumunu hatırlatan Eren, iktidar milletvekillerinin o gün birlikte fotoğraf çektirdiğini söyledi. Kobani davasında yargılanan siyasetçilerin beraat ettiğini, ancak özgür kalamadığını savunan Eren, “Beraat ettiler ama özgür kalamadılar” dedi. AİHM'in dosyada beş kez tutuklamaların siyasi saiklerle yapıldığını ortaya koyduğunu ileri süren Eren, dosyanın bir yılı aşkın süredir istinafta beklediğini ve tahliye talebine yanıt verilmediğini söyledi. Kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olmadığını belirten Eren, “Bunun adı rehin politikasıdır” ifadesini kullandı. Hukukun gereğinin yerine getirilmesinin barış ve demokratik toplum sürecinin güvencelerinden biri olacağını söyleyen Eren, bunun için çerçeve yasa ya da MGK onayı gerekmediğini savundu.

Bu Yazıyı Paylaş