Gündem

Tartışmalı İsim İbrahim Kaboğlu'ndan CHP'ye Kayyum Yorumu!

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36.Hukuk Dairesi tarafından verilen mutlak butlan ve ihtiyati tedbir kararına dair hukuki değerlendirmelerde bulundu.
ANKA
ANKA
3 dk Sesli Dinle 0
Tartışmalı İsim İbrahim Kaboğlu'ndan CHP'ye Kayyum Yorumu!

Siyasi partilerin iç işleyişine ve seçim süreçlerine dair uyuşmazlıkların çözüm yerinin adli yargı olmadığını belirten Kaboğlu, mevcut hukuki tablonun doğurduğu yükümlülükleri anlattı.

"Seçim Yargısının Yetkisi Adli Yargı Tarafından Kullanılamaz"

Türkiye’deki yargı düzeninin adli, idari, anayasa ve seçim yargısı olmak üzere dört ana koldan oluştuğunu hatırlatan Kaboğlu, Bölge Adliye Mahkemesi’nin adli yargı düzeninde yer aldığını vurguladı. Seçim ve kurultay uyuşmazlıklarının seçim ve anayasa yargısının alanına girdiğini belirten Kaboğlu, "Birinci kural şudur: Seçim yargısına ait olan bir yetkinin adli yargı tarafından kullanılması mümkün değildir. Demokrasi ve seçimlerin saydamlığı ilkesi, üç yıl öncesine dayanan bu kadar gecikmiş bir yargılamayı kaldırmaz. Bu karar hukuken zorlama bir karardır" dedi.

"Mevcut Durum Bir Kayyum Atamasıdır, Hedef Kurultay Olmalı"

Mahkeme kararının ardından genel merkez binasının polis müdahalesiyle boşaltılmasını ve sonrasındaki süreci değerlendiren Kaboğlu, geçici tedbir kararının fiilen bir "kayyum" yönetimi doğurduğunu ifade etti. Kemal Kılıçdaroğlu'nun kurultay çağrısı konusundaki yaklaşımını ele alan İstanbul Barosu Başkanı, şu ifadeleri kullandı:

"Binaya giriş konusunda bu kadar ivedi davranan Kılıçdaroğlu, kurultay konusunda farklı bir dil kullanmaya başlamıştır. Madem ki bu karar uygulanmaya konulmuştur ve iki taraf da bunun uygulanmasına rıza göstermiştir, o zaman bu bir tür kayyum ataması olarak değerlendirilmelidir. 'Kayyum' yasal olarak yasaklanmayan yetkileri kullanır. Bu bir geçiş dönemidir ve söz konusu tedbir kararı da zaten geçici bir karardır. Bu bakımdan ivedi olan, acil olan ve önemli olan kurultayı toplamaktır. Eğer amaç partiyi demokratik zemine çekmek ise, kayyum yönetimin yapması gereken budur."

Özgür Özel ve Ekibinin Mevcut Avantajları

Kararın kesinleşmiş bir hüküm olmadığını, nihai kararın Yargıtay tarafından verileceğini belirten Kaboğlu, Özgür Özel ve ekibinin hukuki olarak iki önemli avantaja sahip olduğunu belirtti:

Masumiyet Karinesi: Süreç devam ettiği için Özgür Özel ve yönetimi suçsuz sayılma hakkından tam anlamıyla yararlanmaktadır. Mazbata hâlâ Özgür Özel'dedir ve Yüksek Seçim Kurulu mazbata konusunda yeni bir işlem yapmamıştır.

Yasama Çoğunluğu: Özgür Özel ve ekibinin parlamentoda çoğunluğa (Meclis grubuna) sahip olması, partiyi TBMM'de temsil etme ve yasama faaliyetlerini yürütme yetkisini korumaktadır.

Kaboğlu ayrıca, süreçle birlikte yayılan hukuki bilgi kirliliğine karşı Özgür Özel yönetiminin acilen bir "hukuk timi" kurarak kamuoyunu doğru bilgilendirmesi gerektiği tavsiyesinde bulundu.

"İhraç Girişimleri Operasyonun Haksızlığını Teşhir Eder"

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun partiden ihraç edileceği yönündeki iddialara da değinen Kaboğlu, kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan hiç kimsenin suçlu ilan edilemeyeceğini hatırlattı. Kaboğlu, "Eğer suçsuz sayılma hakkının mutlak niteliği ihlal edilerek ihraç işlemlerine başlanırsa, bu durum Kılıçdaroğlu ve ekibinin yürütmekte olduğu operasyonun haksızlığını teşhir etmek açısından anlamlı bir sonuç doğuracaktır. Dilerim ki buna tevessül edilmez" dedi.

Son olarak adli mahkeme metnindeki bazı ifadelerin somut olgulara değil anlatımlara dayandığını belirten Kaboğlu, kararın henüz bir ceza mahkemesi hükmü olmamasına rağmen sanki bir ceza davası sonuçlanmış gibi algı yaratmasının yanlış olduğunu ifade ederek tüm tarafları Anayasa ve hukuka uygun davranmaya davet etti.

Bu Yazıyı Paylaş