Gündem

Ticaret Odaları Neden Var? İTO Adayı Mustafa Can Verileri Paylaştı

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis Üyesi ve Başkan Adayı Kaptan Mustafa Can, odanın hizmet ve belge ücretlerine yapılan fahiş zamlara tepki göstererek dikkat çeken bir açıklamada bulundu.
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
5 dk Sesli Dinle 0
Ticaret Odaları Neden Var? İTO Adayı Mustafa Can Verileri Paylaştı

İTO'nun temel varlık sebebini ve kurumsal sorumluluklarını hatırlatan Can, ticaret odalarının üyelerine yük olan değil, onların maliyetlerini düşüren yapılar olması gerektiğinin altını çizdi.

"Açıklanan Enflasyon %114, Yapılan Zam %200"

İTO’nun İstanbul enflasyonunu hesaplayıp açıklayan en kritik kurumlardan biri olduğunu vurgulayan Kaptan Mustafa Can, açıklanan rakamların yalnızca bir istatistik değil, aynı zamanda kurumsal bir taahhüt taşıdığını belirtti.

Odanın kendi açıkladığı veriler ile kendi uygulamaları arasındaki çelişkiye dikkat çeken Can, şu ifadeleri kullandı:

"İTO, kendi açıkladığı 2 yıllık yaklaşık %114'lük enflasyona rağmen bazı belge ve hizmet ücretlerini %200 oranında artırıyorsa, üyelerine bunun gerekçesini açık ve şeffaf biçimde izah etmek zorundadır. Üyelerinden enflasyonla mücadele etmelerini bekleyen bir kurumun, kendi hizmet tarifelerinde enflasyonun çok üzerinde artışlar yapması kurumsal tutarlılık açısından kabul edilemez."

"Ticaret Odası Neden Vardır?"

Açıklamasında ticaret odalarının asli kuruluş amacına ve vizyonuna odaklanan Mustafa Can, İTO’nun 850 bin üyesiyle devasa bir güç olduğunu ancak bu gücün üyenin sırtındaki yükü hafifletmek için kullanılması gerektiğini belirtti.

Can, ideal bir ticaret odasının görev tanımını ve yönetim anlayışlarını şu ilkelerle özetledi:

Maliyetleri Düşürmek ve Rekabet Sağlamak: Bir ticaret odasının öncelikli görevi üyelerinden daha fazla gelir elde etmek değil; onların ticaret maliyetlerini düşürmek, küresel piyasalardaki rekabet gücünü artırmak ve ihracatçının önünü açmaktır.

İsrafı Önlemek ve Dijitalleşmek: İTO bütçesi üyelerin sırtına yeni mali yükler bindirilerek değil; kurum içi israfın önüne geçilerek, iştiraklerin verimli yönetilmesiyle ve süreçlerin dijitalleştirilmesi yoluyla maliyetler azaltılarak yönetilmelidir.

Kazandıran Oda Anlayışı: Güçlü oda, üyelerinden daha fazla para toplayan değil; sunduğu imkânlar, vizyon ve kolaylıklarla üyelerine daha fazla kazandıran odadır.

Kaptan Mustafa Can, şeffaf, tutarlı ve üye odaklı bir yönetim anlayışıyla İTO'nun tüccara ve sanayiciye hizmet eden asli kimliğine kavuşması gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.

İTO Başkan Adayı Kaptan Mustafa Can Kimdir?

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis Üyesi ve İTO Başkan Adayı Kaptan Mustafa Can, denizcilikten savunma sanayisine, ilaç sektöründen tarım ve turizme uzanan çok yönlü girişimcilik geçmişi ve sivil toplum deneyimiyle dikkat çekiyor.

 Yaşamı ve Eğitimi

6 Ekim 1964 tarihinde Çankırı’da doğan Mustafa Can, eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’nde (o dönemki adıyla Yüksek Denizcilik Okulu) tamamlayarak 1988 yılında mezun olmuştur.

Denizcilik ve Karadaki İş Kariyeri

Mavi Vatan ve Deniz Tecrübesi: Mezuniyetinin ardından yaklaşık 10 yıl boyunca uluslararası sularda görev yapmıştır. 3. ve 2. kaptanlığın ardından 3 yıl boyunca Türk bayraklı gemilerde süvari kaptanı (gemi kaptanı) olarak çalışmış, ardından Türk boğazlarında gemi trafik operatörlüğü ve liman müdürlüğü görevlerini üstlenmiştir.

Girişimcilik ve Şirketler: 1990'ların sonunda karaya geçerek Güneş Denizcilik ve VEGA Savunma Sanayi Teknolojileri şirketlerini kurmuş, her iki firmanın da Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlenmiştir. Ayrıca ortağı olduğu denizcilik firması ile Türkiye’nin en büyük gemi acentelerinden birini yönetmiştir.

Farklı Sektörlerdeki Yatırımlar: İş yaşamını tek alanla sınırlandırmayan Can; Ağva, Şile ve Üsküdar’da butik otel yatırımları yürütmüş; topraksız tarım (hidroponik) alanında projeler geliştirmiş ve kurucusu olduğu Carmed İlaç bünyesinde VACROL markasıyla gıda takviyeleri üretimi gerçekleştirmiştir.

Sivil Toplum ve İTO Adaylık Süreci

Uzun yıllar İstanbul Çankırılılar Vakfı Genel Başkanlığı ve Çankırı Dernekler Konfederasyonu Başkanlığı gibi önemli sivil toplum görevlerinde bulunan Mustafa Can, İTO Meclis Üyeliği sürecinde tüccar ve sanayicinin sorunlarını gündeme taşımıştır.

Adaylık sürecinde "Ülke büyürken tüccar fakirleşiyor" tespitiyle yola çıkan Kaptan Mustafa Can; İTO bütçesinin israfı önleyerek yönetilmesini, dijitalleşmeyle bürokratik engellerin kaldırılmasını ve ticaret odasının üyelerinden yük alan değil, onların ticaret maliyetini düşüren bir yapıya kavuşmasını savunmaktadır.

İşte Mustafa Can'ın Paylaştığı Veriler;

Kadim Pazarın Modern Hafızası: Ticaret Odalarının Kültürel Ve Tarihsel Mirası

Ticaret, insanlık tarihi boyunca yalnızca malların ve hizmetlerin el değiştirdiği soğuk bir ekonomik faaliyet olmamıştır. İpek Yolu’nun tozlu patikalarından Akdeniz’in liman kentlerine kadar kervanların taşıdığı her baharat, her kumaş ve her fikir; medeniyetlerin birbirine dokunmasını sağlayan kültürel birer elçi olmuştur. Bu büyük hareketliliğin kalbinde ise her zaman güveni, ahlakı ve düzeni tesis eden kurumsal yapılar yer almıştır. Bugün "Ticaret Odası" adıyla bildiğimiz kurumlar, işte bu binlerce yıllık pazar kültürünün ve toplumsal hafızanın modern dünyadaki mirasçılarıdır.

Ahilikten Loncalara: Güvenin ve Etiğin Kalesi

Doğu ve Batı kültürlerinde ticaret örgütlenmeleri farklı isimler ve ritüellerle şekillenmiş olsa da hepsinin özünde tek bir arayış vardı: Güven.

Ahilik Teşkilatı: Anadolu coğrafyasında ticaret, sırf kâr amacı gütmeyen köklü bir ahlak felsefesine dayanıyordu. Ahilik; tüccarı ve esnafı yalnızca iş insanı olarak değil, komşusunun hakkını gözeten, kaliteden ödün vermeyen ve çırağını bir usta gibi yetiştiren bir toplumsal direk olarak görüyordu. "Pabucu dama atılmak" deyimi, kalitesiz mal üreten esnafın meslekten menedilmesini simgeleyen özgün bir Ahilik kontrol mekanizmasıydı.

Lonca ve Bedesten Kültürü: Osmanlı döneminde loncalar, üretimin standartlarını koyarken bedestenler ise kıymetli malların korunduğu, uluslararası ticaretin kalbinin attığı güvenli limanlardı.

Batı’daki Loncalar (Gildalar): Orta Çağ Avrupa’sında kentleşmenin ve burjuvazinin doğuşunu sağlayan tüccar loncaları, şehirlerin özerkleşmesinde ve bugünkü küresel ticaret hukukunun temelinin atılmasında belirleyici rol oynadı.

Modern Ticaret Odaları: Bir Şehrin Kimliği ve İktisadi Hafızası

19. Yüzyılla birlikte Sanayi Devrimi'nin getirdiği hızlı değişim, geleneksel lonca sistemini daha kapsayıcı ve kurumsal yapılara dönüştürdü. 1882 yılında kurulan Dersaadet Ticaret Odası (bugünkü İstanbul Ticaret Odası) gibi köklü yapılar, imparatorluktan cumhuriyete uzanan süreçte bir ülkenin sanayileşme ve dünyaya entegre olma serüvenine tanıklık etti.

Bugün bir şehrin ticaret odası, sadece evrak onaylayan bir bürokrasi merkezi değildir:

Kültürel Bir Köprü: Şehrin yerel değerlerini, coğrafi işaretli ürünlerini, mutfağını ve zanaatını koruyarak dünyaya tanıtan en önemli kurumsal yapıdır.

Ortak Akıl Meydanı: Farklı sektörlerden, görüşlerden ve ölçeklerden binlerce tüccarın aynı çatı altında buluştuğu; şehrin geleceğine dair iktisadi ve sosyal politikaların tartışıldığı modern bir "agora"dır.

Sermayenin Sosyal Sorumluluğu: Eğitime, sanata, arşiv çalışmalarına ve restorasyon projelerine aktarılan kaynaklarla odalar; ticaretin yarattığı katma değeri yeniden toplumsal hafızaya dönüştüren birer kültür hamisidir.

Sonuç: Tüccar Kültürü ve Geleceğe Miras

Ticaret odaları, geçmişin Ahilik ahlakı ile geleceğin dijital dünyası arasında duran vizyoner yapılardır. Bir şehrin tüccarı ne kadar vizyoner, etik değerlerine bağlı ve dayanışma içinde olursa; o şehrin sokakları, sanatı ve yaşam kalitesi de aynı oranda gelişir. Bu nedenle ticaret odalarını anlamak, insanlığın bir arada yaşama, üretme ve paylaşma kültürünün tarihsel yolculuğunu anlamaktır.

 

Bu Yazıyı Paylaş