Sağlık

Türkiye'de şok gerçek: Her iki kişiden biri karaciğer yağlanması hastası!

Gastroenteroloji uzmanı Prof. Dr. Kabaçam, Türkiye'de her iki kişiden birinin karaciğer yağlanması hastası olduğunu ve bunun obeziteyle ilişkili olduğunu belirtti. Tedavinin yaşam tarzı değişikliğiyle mümkün olduğunu vurguladı.
DHA
DHA
3 dk Sesli Dinle 0
Türkiye'de şok gerçek: Her iki kişiden biri karaciğer yağlanması hastası!

Gastroenteroloji uzmanı Prof. Dr. Gökhan Kabaçam, Türkiye'de karaciğer sağlığına dair önemli uyarılarda bulundu. Yapılan son çalışmalara göre, ülke nüfusunun yüzde 45'inin, yani her iki kişiden birinin karaciğer yağlanması sorunu yaşadığını belirtti. Prof. Dr. Kabaçam, bu durumun tedavisinin bir ilaçla değil, tamamen yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkün olduğunu vurguladı.

Hepatitler ve Karaciğer Yağlanması: Başlıca Tehditler

Prof. Dr. Kabaçam, karaciğeri tehdit eden en önemli hastalık gruplarının hepatitler ve karaciğer yağlanması olduğunu dile getirdi. Türkiye'de hepatit B taşıyıcılığının hala önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu, nüfusun %4,5'inin aktif hepatit B taşıyıcısı olduğunu söyledi. Hepatit B'nin kolay bulaşan bir virüs olması nedeniyle büyük tehlike arz ettiğini belirten Kabaçam, aşılama programları sayesinde yeni neslin daha korunaklı olduğunu ifade etti. Hepatit C'nin ise %0,8 oranında görüldüğünü ve bu hastalığın tedavisinde son yıllarda kaydedilen çığır açan gelişmelerle %99-100'e varan başarı sağlandığını ekledi. Hepatit B tedavisinde ise virüsün baskılanarak ilerlemesinin durdurulduğunu, ancak henüz tamamen yok eden bir tedavi yöntemi geliştirilemediğini belirtti.

Obezite: Karaciğer Yağlanmasının Baş Sorumlusu

Karaciğer yağlanmasının, önümüzdeki 10 yıl içinde karaciğer naklinin en önemli nedeni haline geleceğini öngören Prof. Dr. Kabaçam, günümüzde karaciğeri en çok tehdit eden faktörün obezite olduğunu söyledi. Çağımızın hastalığı obezitenin, sadece hepatit virüslerinden değil, karaciğeri iltihaplandıran en önemli tehlike olduğunu vurguladı. Her yağlı karaciğerin siroz anlamına gelmediğini, ancak şekerin, kolesterol yüksekliğinin, alkol tüketiminin, genetik yatkınlığın ve özellikle göbek çevresindeki yağlanmanın karaciğer yağlanmasına bağlı iltihabı tetikleyebileceğini açıkladı. Bu durumun, önümüzdeki 10 yıl içinde karaciğer kanseri, siroz ve karaciğer naklinin en önemli nedeni olacağını belirtti. Karaciğer yağlanmasının genellikle sessiz ve sinsi seyrettiğini, kişinin farkında olmadan siroz olabileceğini ifade eden Kabaçam, altı aydan uzun süren karaciğer enzim yüksekliğinin karaciğer iltihabı anlamına geldiğini ve siroz ile kanser riskini artırdığını söyledi.

Fibroscan ve Yaşam Tarzı Değişikliği: Tedavinin Anahtarı

Biyopsi ihtiyacını azaltan 'fibroscan' adlı ultrasonik ölçüm cihazından bahseden Prof. Dr. Kabaçam, bu yöntemin 5 dakika sürdüğünü ve hastaya zarar vermediğini söyledi. Fibroscan'ın, karaciğerdeki yıpranma ve yağlanma oranını sayısal olarak verdiğini ve biyopsi ile %90 korelasyon gösterdiğini belirtti. Bu yöntemin, tedavi sürecinde hastanın durumunun takip edilmesinde büyük avantaj sağladığını ekledi. Karaciğer yağlanmasının tedavisinde temel yaklaşımın yaşam tarzı değişikliği olduğunu yineleyen Prof. Dr. Kabaçam, disiplinin şart olduğunu ve bunun bir ilacı olmadığını vurguladı. Akdeniz tipi beslenme, sebze-meyve ağırlıklı gıdalar, beyaz et tercihi, yağsız kırmızı et ve karbonhidrattan uzak durma, günlük egzersiz ve yürüyüşün karaciğer sağlığına ciddi faydalar sağladığını belirtti. Günde iki bardak kahve içmenin faydalı olduğunu, şeker, kolesterol veya metabolik sorunlar varsa bunların tedavisinin de önem taşıdığını söyledi. Kilo verme ve altta yatan hastalıkların kontrolü ile karaciğer yağlanmasının gerileyebileceğini, hatta durdurulabileceğini ve geriletilebileceğini ifade etti. Karaciğerin rejenere olan bir organ olduğunu ve bu zeminin hazırlanmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Bu Yazıyı Paylaş