TÜSİAD: Rekabet gücü son beş yılda ciddi kayıpta
TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Türkiye'nin rekabet gücünün son beş yılda ciddi kayıplar yaşadığını ve sektörel bazda bu durumun daha da belirginleştiğini açıkladı. Diren, küresel değişimlere uyum ve dayanıklılık için stratejik adımlar atılması

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, Türkiye'nin rekabet gücündeki son durumu değerlendirerek önemli uyarılarda bulundu. Diren, 2026 yılının ikinci çeyreği itibarıyla maliyet bazlı rekabet gücünün önceki çeyreğe göre yüzde 1,3, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 2,9 gerilediğini belirtti. Bu gerilemenin, rekabetçiliğin yalnızca döviz kuru veya faiz oranlarıyla sınırlı olmadığını gösterdiğini vurguladı.
Sektörel Kayıplar ve Dayanıklılık Meselesi
TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi'nde konuşan Diren, küresel ekonomideki değişimlere dikkat çekti. Ticaret kurallarının ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, ülkelerin ve şirketlerin en ucuz tedarikçiden ziyade en güvenilir ve dayanıklı ortakları aradığını ifade etti. Türkiye'nin güçlü sanayi tabanı, esnek üretim kabiliyeti ve Avrupa değer zincirleriyle olan bağları sayesinde bu döneme avantajlı girdiğini belirten Diren, bu potansiyelin kendiliğinden rekabet üstünlüğüne dönüşmesi için doğru teşhis, ortak akıl ve güçlü uygulama kapasitesi gerektiğini söyledi. Özellikle gıda, kimyasal ürünler, kauçuk ve plastik gibi sektörlerdeki rekabet gücü kaybının ortalamanın üzerinde olduğuna işaret etti.
Gelecek Stratejileri ve AB Entegrasyonu
Diren, enflasyonla mücadelenin yanı sıra üretim kapasitesi ve verimliliğin artırılmasının kritik önem taşıdığını dile getirdi. Sanayinin, kayıtlı istihdamın ve ihracatın geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Diren, maliyetlerin kalıcı olarak bozulması durumunda şirketlerin teknoloji, inovasyon ve sürdürülebilirlik gibi alanlara yatırım yapma gücünün zayıflayacağını belirtti. Bu doğrultuda, üretim, ihracat ve dönüşüm yatırımları için hedefli, şeffaf finansman imkanları oluşturulması gerektiğini savundu. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin yeni sanayi politikaları çerçevesinde Avrupa üretim ağlarının doğal bir parçası olarak görülmesi gerektiğini ve bu yönde savunuculuk faaliyetlerinin artırılması gerektiğini sözlerine ekledi. İklim kriziyle mücadele ve yeşil dönüşümün de dayanıklılığın artırılmasında temel unsurlar olduğunu belirtti.

