Üniversite raporu iklim risklerini ortaya koydu
İstanbul Aydın Üniversitesi'nin COP31 öncesi raporu, Türkiye'nin iklim değişikliği risklerini ortaya koydu. Rapor, deniz seviyesi yükselmesi, tarımsal sulama israfı ve enerji şebekeleri gibi kritik konulara dikkat çekti.

İstanbul Aydın Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, yaklaşan COP31 öncesinde Türkiye'nin çevresel ve ekonomik risklerine dikkat çeken bir rapor hazırladı. Raporda, deniz seviyesindeki yükselme, kıyı erozyonu ve ani taşkınlar gibi tehlikelere karşı uyarılar yer alıyor.

Kıyı kentleri için acil önlemler
Hazırlanan 'Türkiye'nin COP31 Yol Haritası: Sürdürülebilirlik, Net Sıfır ve Yapısal Dönüşüm için Stratejik Öneriler' başlıklı raporda, özellikle İzmir'in Mavişehir, Alsancak ve Kordon bölgeleri ile Mersin kıyılarında deniz seviyesinin yükselmesi ve ani taşkın riskinin arttığı vurgulandı. Bu bölgeler için "sünger kent" uygulamaları, yeşil altyapı ve doğa tabanlı koruma planlarının acilen devreye alınması gerektiği belirtildi. Küresel olarak iklim değişikliği nedeniyle milyonlarca insanın yerinden edilebileceği öngörüsü, Türkiye'deki yansımalarına dikkat çekilerek raporda yer buldu.
Ekonomik ve tarımsal riskler
Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın sanayiciye getireceği yük de raporda ele alındı. Türkiye'nin imalat sanayi ihracatının büyük kısmını gerçekleştirdiği çimento, demir-çelik, alüminyum, elektrik ve gübre gibi sektörlerde karbon içeriklerine göre mali yükümlülüklerin getirildiği hatırlatıldı. Bu durumun, enerji verimliliğini ve düşük karbonlu üretim teknolojilerini sanayiciler için bir zorunluluk haline getirdiği ifade edildi. Ayrıca, tarımda kullanılan su kaynaklarındaki israfın tatlı su rezervlerini tükettiği ve hidrolojik kuraklığı derinleştirdiği belirtildi. Geleneksel sulama yöntemleri yerine kapalı ve basınçlı boru hatlarına geçişin ve arıtılmış atıksuların kullanımının su tasarrufu sağlayacağı vurgulandı.
Enerji şebekeleri ve biyoçeşitlilik tehdit altında
Raporda, sıcaklık artışları ve kuraklaşmanın ekosistem üzerindeki tahribatına da değinildi. Türkiye'deki endemik bitki türlerinin önemli bir kısmının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu belirtilirken, kuraklık ve yüksek sıcaklıkların orman yangınlarının sayısını ve alanını artırdığı kaydedildi. Elektrikli araç sayısındaki artışın enerji şebekeleri üzerindeki baskısına da dikkat çekildi. Bu durumun, iletim hatlarını zorladığı ve enerji şebekelerinde asıl sorunun yeni santraller kurmak değil, şebeke esnekliği ve depolama olduğu ifade edildi. Akıllı şarj, araçtan şebekeye enerji aktarımı (V2G) ve batarya enerji depolama sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiği uyarısı yapıldı.
Bakmadan Geçme
Türk Telekom, geri dönüşümlü formalarla iklim değişikliğine dikkat çekti
Kentleşme, yağışın afete dönüşmesinde rol oynuyor
Kentlerde yağışı emebilecek toprak kalmadı
COP31 Başkanı Kurum'dan iklim eylemi için net çağrı
COP31 Başkanı Kurum, Tuvalu'nun sesini Antalya'da duyuracak
Avrupa, 2026 yazında tarihinin en sıcak dönemini yaşadı
